Tülay SÖZERİ

Tülay SÖZERİ

İNADINA YAŞAMAK

Bir tiyatro tutkunu olarak, Ankara Sanat Tiyatrosunun(AST) hatıralarımda önemli bir yeri vardır. Üniversite öğrencisi olduğum senelerde, tiyatronun hiçbir oyununu kaçırmaz, arkadaşlarım ile birlikte, sanatın o lezzetli tadını bir an önce duyumsamak için sabırsızlandım.

Ankara’nın dondurucu soğuklarında, içtiğimiz bir bardak çayın kışkırtıcı kokusunu, fuaye alanının merdivenlerinde oturan izleyicilerin sessizce bekleyişlerini, üzerime çöreklenen o mutluluk duygusunu, bir ömür boyu anımsayacağımı nereden bilebilirdim ki? Şimdi AST binası toza dumana, yaşadığım o tatlı heyecan ise maziye karıştı.

Ankara Sanat Tiyatrosun da izlediğim oyunlar içerisinde beni en çok etkileyen ise, yaşanmış 5 öyküden oluşan, Metin Balbay’ın yazdığı ve yönettiği, Altan Erkekli’nin sahnelediği, yaşamını onurlu bir şekilde sürdürmek isteyenlerle, duyarsız, kendi çıkarları doğrultusunda yaşama bakanların savaşını konu alan "İnadına Yaşamak" adlı oyunudur. Sevgi, aşk, hüzün, demokrasi mücadelesi, barışa sahip çıkma, konularını işleyen Altan Erkekli’nin oyunculuğuyla bir sanat şölenine dönen bu oyun, hâlâ yüreğimi sızlatır.

Erkekli’nin ustalıkla sergilediği, oyun karakterlerinin her birisinin, yaşadıkları tüm olumsuzluklara rağmen, dimdik ayakta kalmaları, her defasında yıkık dökük yaşamlarını yeniden kurmak için çabalamaları, en önemlisi umutlarını kaybetmemeleri o kadar güzel aktarılmıştı ki, aradan geçen 15 yıla rağmen aynı heyecanı yaşıyorum.

Kötü günler geçiriyoruz. Şehitlerimizin, sınır komşumuz Suriye’de yaşanan iç savaşın, siyasi ve askeri tutuklanmaların, cezaevindeki gazetecilerin, yıllarca emek verdikleri gazetelerdeki köşelerine, siyasi baskılar nedeniyle son verilen değerli yazarlarımızın, hastalıkların, ölümlerin pençesinde, bir umut ışığı yakalamak, her güne yeniden başlama gücünü bulabilmek için çırpınıp duruyoruz.

Bu zorlu günlerde, huzura, sıcak bir kucaklaşmaya, güvene, insanca yaşamaya ihtiyacımız var. Birbirimizi anlamaya, dinlemeye, başımıza ne gelirse gelsin, yarınlara yeniden inanabilmemiz için desteklenmeye ihtiyacımız var. Zorlu yollarda, zorlu kişilerle yürümeye ihtiyacımız var.

Ancak çoğumuz, bu kâbustan uyanabilmek için ne yapacağımızı bilemiyoruz. Ya umursamazlığın rehavet dolu kollarına atlıyoruz, ya da hiçbir işe yaramayan yöntemlerle ayakta kalmaya çalışıyoruz. Kimsenin acısına saygı göstermeden yaşadığımız için de, huzur duygusu yanımıza uğramadan geçip gidiyor.

Bu kargaşadan kurtulmak için hayata sıkı sıkıya sarılmalı, asla umutsuzluğa kapılmamalı, içimizdeki insani değerlere sahip çıkmalıyız. Şu an itibariyle ne durumda olursanız olun, yarınların getireceği güzel günler için umutlanmalıyız. Varoluşumuzun amacı budur. İnsanca yaşamımızı sürdürmek, sürdürmek isteyenlere de yardımcı olmak.

Bugün günlerden Çarşamba. İlkbaharın sıcak günleri yanı başımızda. Umutlarımız, sevinçlerimiz usta bir ressam tarafından renklendirilmeyi bekliyor. Odalarınızın bir köşesine istiflediğiniz boya kutuları, kapalı kutuların dışına taşmak, yaşamınıza karışmak için sabırsızlanıyor. Atın ellerinizi kutulara, dokunun yarınlarınıza. Tüm inadınızla, tüm sabrınızla başlayın yeniden yaşamaya!

Denemeye değmez mi? Ne dersiniz?


Günün Sözü: “Diyelim ki hapisteyiz, yaşımız da 50’ye yakın, daha da 18 sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla yani, duvarın ardındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerede olursak olalım, hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak..
Nazım Hikmet “Yaşamaya Dair” şiirinden.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz