ŞEYMA GÜNENÇ

ŞEYMA GÜNENÇ

İLİŞKİLERİN DÜZENLİ YÜRÜMESİNİN OLMAZSA OLMAZI: SORUMLULUK DUYGUSU

İnsan yaşamının şekillenmesinde, iş, evlilik hayatında ve sosyal hayatta yaşamı gerekli kılan faktörlerin yerine getirilmesi sorumluluk duygusu olarak nitelendirilir.

Sorumluluk sahibi kişileri tarif edecek olursak; kendini ve başkalarını ‘’kucaklamasını” bilen kendine ve başkasına değer veren kişi diyebiliriz. Kısaca bahsedecek olursak: Söz verdiği şeyleri yerine getirip sözünün arkasında durarak, kendi kararlarını kendisi vererek, karar alırken elindeki kaynakları ve bilgiyi kullanarak, aldığı kararların arkasında durup, sonuçlarına iyi ya da kötü katlanmayı göze alarak, bağımsız ve kendine güvenli bir birey olarak, yaptığı işi sonuna kadar götürerek, sorumluluk almaktan kaçınmayarak birey kendisine  çok önemli yatırımlar yapmış olur.

Çocukluk çağında başlarız aslında sorumluluk duygusuna. Anne -baba olmak sorumluluk vermektir. Tüm sorumluluğu üzerine almak değildir.  Okula düzenli gitmek, zamanında derslerini yapmak bir çocuğun sorumluluğudur.  Eğitim öğretim hayatı devam ederken zaman geçtikçe hayat maratonu da artmaya başlar. Kurslar, etütler, eğitimler, üniversite sınavını kazanıp meslek sahibi olmak adına atılan adımlardır. Bu maratonun bilincinde olarak kişinin kendisini sınava hazırlamak yönünde göstermiş olduğu çaba sorumluluk duygusudur. Şayet kişi kendisini eğitim alanında değil de farklı becerilerde geliştirme yoluna da gidebilir. Kişinin kendisine bir uzmanlık alanı belirleyip o rotada emek gösterip çabalamak yine kişinin sorumluluk duygusunu oluşturur.

Sorumluluk duygusu bireyde olması geren bir yaşam şeklidir diyebiliriz. İş hayatına atıldınız diyelim; işinizin gerekliliklerini yerine getirmezseniz, gayret göstermeyip, maksat çalışmak olsun gibi düşüncelere sahip olursanız, bu davranış şekli sizi hem sosyal hem evlilik hem de iş hayatında başarısızlığa iter. Eğer bir işi üstlenmişseniz, iş ne olursa olsun bu işte benim imzam olacak, ben en iyi şekilde başaracağım derseniz zaten o işi başarmış olursunuz. En önemli faktör istemek, inanmak ve hayat etmektir. Unutmayın, hayal etmek başarmanın yarısıdır.

Sorumluluk duygusunu bireye aşılamaktan çekinmemeliyiz. Evlilik hayatında sorumluluk duygusuna değinecek olursak, çok önemli bir konuya parmak basmış oluruz. Kadın ve erkek evliliğe adım atmışsa sorumluluklarını da kucaklamayı bilmelidir. Eğer erkek evlenmiş evine bakmaktan sıkıntı duyuyorsa, eşinin sorumluluklarını yüklenmek istemiyorsa, iş hayatında da sorumluluk sahibi değilse bu durumda tehlike çanları çalmış demektir. Bu koşullara sahip olan bir erkek, hayatının hiçbir dönüm noktasında başarılı olmaz. Yalnızlığa, başarısızlığa ve mutsuzluğa mahkumdur…

İnsanoğlu sorumluluklarının bilincinde olarak, daima kendisini geliştirmeli ve geleceğine yatırım yapmalıdır…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz