M.Hayri ÖZKEÇECİ

M.Hayri ÖZKEÇECİ

İKİ PERDELİK OYUN!

Polisiye roman gibi bir maç izledik…
İlk dakikalardan vazgeçtim ikinci yarının hemen başındaki Holosko’nun kaçırdığı pozisyona kadar sonucun böyle olacağını maçı izleyenlerin yüzde kaçı tahmin edebilmiştir?
İkinci yarıda Beşiktaş’ın aynı tempoda pres yapamayacağını az çok tahmin edebiliyorduk ama Gaziantepspor’un isteksiz ve üretemeyen hali içimize “farklı kaybetme” korkusunu da salmıyordu desek yalan olurdu.
Beşiktaş’ın kullandığı bütün duran top ve korner atışlarında 11 futbolcumuzun da ceza sahamıza gömülmesini isteyen, bir futbolcusunu dahi ilerde bırakmayı dahi düşünmeyen Hikmet Hoca’yı anlamakta güçlük çekiyorduk.
Bir sihirli değnek hadisesi bekliyorduk ikinci yarıda.
Yılgın takıma soyunma odasına uygulanan terapi mi desek, yapılan oyuncu değişikliği mi desek, yoksa oyun anlayışımızı baskılı hale sokmak isteyişimiz mi desek, ikinci yarıda sahada bir başka takım vardı sanki.
Yani bir Bekir- Sosa değişikliği miydi görüntüyü değiştiren.
Bu kadar basit miydi her şey?
Sanmıyorum.
İlk yarıdaki Beşiktaş inanılmaz bir efor sarf ederek bizi tabiri caiz ise sahanın her tarafında boğdu.
Yılgın görüntümüz onları rahatlığa hocamızı da ya herrü ya merrü tarzı risk almaya sevk etti.
Yoksa,
Beşiktaş karşısında 4lü hücuma geçmeye, son 15 dakikada ayağına kramplar giren bitmiş haldeki Serdar’ı değiştirmeyip hücumu sadece hücumu düşünmeye nasıl cesaret edecekti?
Hem de risk almak aşkına son saniyelerde 2 gol daha yenilip 3-0 kaybedilen Kasımpaşa maçının ardından!
Futbol böyle bir şey işte .
Onu sevimli ve cazip kılan da bu.
Bitiş düdüğüne kadar sonucu tahmin etmek zor.
Polisiye roman gibi maçtı dedim.
Romanın başında katili bilebilen kaç okur vardır?
Veya şöyle diyelim;
Katili tahmin edebilmek konusunda herkesi ters köşeye yatıran yazar en çok satar!
Hikmet Hoca’da basın odasında ,spor programlarında gece boyu bunun zevkini çıkardı.
Ne diyelim ,helal olsun!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz