Gülşah SERT

Gülşah SERT

HOŞGÖRÜ DE BİR YERE KADAR

Korktuğumuz başımıza birer birer geliyor…
“Bir erkek çocuğuna tacizde bulunduğu ileri sürülen Suriyeli, mahalle sakinleri tarafından linç edilmek istendi. Polis, Suriyeliyi öfkeli kalabalığın elinden zor kurtardı”…

 

Geçtiğimiz günlerde Gaziantep’te yaşanan bu olay, ulusal televizyonlarda ve gazetelere bu cümlelerle düştü ve gündemi de fazlasıyla meşgul etti.

 

Mahalleli ulusal televizyonlarda ‘Yeter artık bir değil iki değil, bıktık bunların çıkardığı taşkınlıklardan’ diye haykırdı.

 

Zaten Suriyelilere tavırlı olan ve istim üzerinde olan vatandaş bu olayı duyunca iyice küplere bindi… “Ya gördünüz mü biz söylüyoruz bunlar bir gün başımıza iş açacaklar” diye homurdanmalar başladı.
Olay belki doğruydu belki değildi bilinmez ama yakında kabak bütün Suriyelilerin başına patlayacak benden söylemesi…

 

Bugüne kadar şehir efsanesi olsun olmasın bu Suriyelilerle ilgili pek çok şikâyet, olay kulağımıza çalındı. Pek çok olay duyduk, okuduk ya da bizzat şahit olduk…

 

 ‘Suriyeliler hırsızlık yaptı’…

 ‘Suriyeliler polise saldırdı”…
‘Suriyeli kendisine aş, kalacak yer veren patronunu öldüresiye dövdü’.
Ammaaa bu durum farklı… Evini, eşyasını, yemeğini Suriyelilerle paylaşan Antepli sırf hayırseverliğinden ve bu insanlara acıdığı için belki bu iddiaların hepsine bugüne kadar kulaklarını tıkadı ama asla bir taciz olayına ya da iddiasına sessiz kalmayacaktır, kalmadı da.

 

Nitekim Yeditepe mahallesinde yaşanan olay da bunun patlamasıydı. Üstelik resmi kayıtlara geçmeyen ve kesin olarak bildiğimiz taciz vakası da öyle yenilir yutulur cinsten değil.
Kimse kimseyi kandırmasın. Herkes bu insanlarla ilgili endişe taşıyor fakat yüksek sesle dillendirmeye ya cesaret edemiyor ya da işine gelmiyor.  Toplum içinde ‘Ne yapalım yani bize sığınan insanları sokağa mı atalım’ naraları atanlar, dost meclislerinde ‘Yakında işler çığrından çıkacak’ diyebiliyorlar.

 

Bu insanların ülkemize ve şehrimize getirdiği maddi külfeti insaniyet namına bir tarafa bırakıyorum. Eğitim, ulaşım, trafik gibi şehrimizin öncelikli sorunlarının yanına böyle bir sorunun eklenmesini de yine insaniyet namına bir tarafa koyuyorum.

 

Bu insanların sanayiye, iş dünyasına entegre edilmesi çabalarını da takdir ediyorum. Hatta üretmeleri ve kent ekonomisine katkı sunmalarının sağlanması adına önemli olacağını düşünüyorum.

 

Ancak bu insanların kültürel entegrasyonunun sağlanmasının da aciliyetle çözülmesi gerektiğine inanıyorum.

Öğrendiğimiz kadarıyla pek çok mahallede aileler, Suriyeli gençlerin hal ve hareketlerinden, çıkardıkları taşkınlıklardan, eskisi gibi rahat olamamaktan şikâyetçi. Herkes patlamaya hazır bir bomba gibi…

 

Gaziantep’i terk etmeye niyeti olmayan bu insanlarla ilgili ‘alındığı iddia edilen önlemler’ ya arttırılmalı ya da bu insanların topluma uyum göstermesi sağlanmalı.

 

Aksi halde gelenek ve göreneklerimizin, yaşam kültürümüzün tamamen farklı olduğu bu insanlarla ilgili yaşanacak ve sonrasında ortaya çıkabilecek daha büyük olaylara hazırlıklı olunmalı.
Üstelik sırf savaştan kaçtılar ve sırf mağdurlar diye kimse, Suriyelilerin nahoş davranışlarını hoş görmemizi, her hatalarını görmezden gelmemizi ve bizim vatandaşımıza gösterilmeyen hoşgörünün onlara gösterilmesini beklemesin. O kadarını bizim insaniyetimiz de kaldırmaz.

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz