Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

Hangi uygarlık?

                      Adım adım bir yerlere gidiyor şu koca Dünya ama, hızına ayak uydurabilmek her kesin harcı olmaktan çıktı çoktandır.

                  Gün geçmiyor ki, sabah kahvaltısı ile öğle yemeği arasında yeryüzünün her hangi bir ülkesinde alınan bir karar, aynı günün akşamına,  bir başka ülkenin sokaklarında cinayetlere varan eylemlere yol açmasın, binlerce insanın gözyaşlarına neden olmasın…

                  Dünya aynı Dünya ama, artık çok küçüldü.

                  Aslında, bir gün yine 24 saat, ekvatorun çevresi yine 40 000 kilometre, yine en yüksek noktası Himalaya’ ların tepesinde Everest ama, iletişim olanakları öylesine gelişti ki, bu durumu “küçüldü” sözcüğü ile anlatmak yerine, yalnızca “yakınlaştı” deyişi ile anlatmak daha doğru olacak her halde.

                  Küçülmedi ama, yakınlaştı… İletişimi kolaylaştı…

                  Tarih öncesinin tüm yeryüzüne yayılması yüzyıllar süren keşif ve icatları, şimdi iki öğün arasında her yana ulaşır hale geldi.

                  Günümüzün Amerika’sı, tarihin Roma’sı, Hun İmparatorluğu, ya da Osmanlı İmparatorluğu gibi değil elbette… Dünyayı denetlemek için her türlü araca sahip Amerika… O’ndan habersiz kuş uçmuyor neredeyse…

                  Diğer ulusların birçoğu ise böylesi bir egemenliği içlerine sindirmiş gibiler neredeyse. Çok fazla yapabilecekleri bir şeyler de yok zaten.

                  Bir de bakıyorsunuz ki, günün birinde Amerika on binlerce kilometre uzaklardan kopup gelmiş ve “Demokrasi” getirme vaadi ile Irak’ın tepesine çullanıvermiş… Yapabilecek hiçbir şey yok, seyretmekten başka…

                  Yüzyılımızın, giderek son yüzyılda Kapitalizm’in bilim, teknoloji, sağlık, yaşam kalitesi gibi alanlarda sağladığı gelişmeler yadsınamaz elbette. Ama bunlar Uygarlık ölçütümüdür, sorgulamak gerek… Bir de nasıl bir uygarlık anlayışı, onu da sorgulamak gerek…

                  Dünya artık şu soruları sormak durumuna gelmiştir:

                  “Biz mi daha uygarız, yoksa Orta Asya’dan kalkıp kafa kese kese Roma kapılarına dayanan Attila mı daha uygardı?...

                  Egemenlik için tamam mı, devam mı? Elbette ki devam… Bu denli yeryüzünü kavrayan bir güç yakalamışken durulur mu hiç?

                  Uygarlık mı?.. O bu gücün ardından kendiliğinden gelir nasıl olsa. Yeni bir Dünya’nın Uygarlığı…

                  Öyle bildiğimiz insani değerlerin oluşturduğu uygarlığın ötesinde, kendini birey zanneden, ancak kendisinin ne olduğunu kendisinin de bilemediği bir varlığın uygarlığı…

                  Bunu mu istiyoruz; yalnızca “Ben” gibi olabilenlerin var olduğu, ayak uyduramayanların yok olacağı bir Dünya mı?

                  Hangimiz daha uygarız, Irakta bir milyonu aşkın insanın ölümüne yol açan George W. Bush’mu, yoksa Büyük Hun İmparatoru Atilla mı?...

        Hangimiz daha “Barbar” ız?...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz