SOKRANTES...

SOKRANTES...

GAZİNŞAANTEP..

Şehir büyüdükçe bitmez ihtiyaçları tıpkı evlat gibi..

Ha bu yaşa gelsin rahatlarız diye diye ömür geçer gider.
Aslında biliriz her yaşın ayrı zorlukları ve ihtiyaçları vardır.

 

Gazi şehrimiz de maşallah hızla büyüyor.
Gerek göçler, gerek Suriyeliler, gerekse nüfus artışından dolayı bu yükü kaldıramayacak duruma geldi.

 

 

Her gelen belediye yeni bir şeyler yapmak için uğraştı durdu.
Doğrular ,  yanlışlar arasında şehir bu duruma geldi.
Nüfusun ve araç sayısının hızla artmasından dolayı yollarda yetmez hale gelince ,trafikte çekilmez hal alamaya başladı.

 

 

Çeşitli çözümler üretilmeye başlandı.
Yeni yollar açılırken, bazı yollara da tadilatlar yapılmaya başlandı.
Nasıl evin içinde tadilat yaptırmak zorsa ve tadilat sırasında ev halkı rezil oluyorsa bizler de bu şehir de rezil oluyoruz, eziyet çekiyoruz.
Şehir inşaat halinde..

 

 

Şehrin girişinden çıkışına kadar çeşitli noktalarda yol çalışması veya tadilat çalışmalar.
Karşınıza aniden kırmızı dubalar çıkabiliyor bu şehir de..

 

Gitmek istediğiniz yere değil de gitmemek istediğiniz bir noktaya varabiliyorsunuz farkında olmadan.

 

Organizeye gitmek ve gelmek eziyetlerin en büyüğü.
Alternatif yolları bile zor.

 

Hele bir adliye yolu var ki varlığı bile tehlike şaçıyor.
Yolu bilmeyen viraja hızlı giren ya karşı şerite geçiyor, ya da demir korkuluklara çarparak durabiliyorlar.

 

Bir de ileri ki zaman da stadın ve yerleşim alanlarının dolduğunu düşündükten sonra o yolun halini düşünmek bile istemiyorum.
Hele karataşı hiç sormayın zaten.

 

Toz duman ve susuz yaz.
O çevrede oturan vatandaşlarımızın hepsi mağdur.
Yaz günü camlar kapalı , evin hanımının elinden toz bezi düşmüyor
Şikayet var ama yaptırım yok.

 

Yolu yapan firma şikayetleri ve uyarıları kulak arkası yapınca olan vatandaşa oluyor.
Şimdi de Karşıyaka giriş kapalı. Korutürk caddesi tadilat halinde.
Dağları taşları aşarak varıyorsun gideceğin yere.
Kaldırım çalışmalarını saymıyorum daha..

 

 

Akıllı kavşaklarımızın aklı gitti zaten.
Geniş daireli kavşaklarımız oluşmaya başladı.
Orada kurallara uyan hiç yok.
Gücü yeten yetene..

 

 

Konu Gaziantep gibi oldu dağıldı amma bu konular da bu olaylara bağlantılı olunca haliyle yazmış bulunduk.

 

 

SOKRANTES DER Kİ: BİR ŞEYİ GERÇEKTEN YAPMAK İSTERSENİZ BİR YOLUNU BULURSUNUZ.İSTEMEZSENİZ DE BİR BAHANE BULURSUNUZ..

 

 

 

KASIM DA SEÇİM BAŞKADIR (mı)?...

 

 

7 haziran seçimlerinden sonra ortaya çıkan tablo sonucunda seçtiklerimiz anlaşamadı ve yeniden bize dönmeye karar verdiler.

 


Partiler Açılan sandık sonuçları, sandıkları gibi çıkmayınca bocaladılar.
Üniversite sınav sonuçları açıklandıktan sonra her okulun bir birinci çıkarması gibi herkes kendisini galip sandı.

 


Sandıktan Akp ye gerekli voltaj gelmeyince ampul düşük voltaj da çalışmakta zorlandı.
6 ok un ne manaya geldiği bilmeyenlerle dolmaya başlayan chp de ise oklar ters dönmeye başladı.
Yol gösteren , öncü olan , bekçi olan kurt ise yaşlanınca da gerisini yazmaya gerek yok anlayın işte.

 


Diğerinin ise amblemi ağaç ama bu ağaç kanla sulanıyor ve meyvesi yenilmiyor acı…
Voltajı düşen Akp ampulün yeniden yanması için gerekli enerjiyi başkasından bulamayınca yeniden seçime gidilecek.

 


Siyaset yapmayı ve yazmayı hiç sevmem.
Hele son zamanlar da daha da sevmemeye başladım.
Hele bir de sosyal medya çıktı ki ortaya.
Sırf bilgi kirliliği.

 


Denizde sahilde viskisini yudumlarken bu memleket meselelerine twit atan insanlar ne kadar inandırıcı olabilirler ki.

 


7 hazirandan sonra başlayan kötü ortamdan ha bugün hükümet kurulur, ha yarın hükümet kurulur ,bir devlet olursa işler düzelir diye bekledi vatandaş.
Maalesef ama maalesef aslında hiç biri de kurmak istemiyordu.
Muhalefet yıllardır muhalefette olduğu için alışkanlıklarından vazgeçemezdi.
Kimi eleştirecekti.

 


Üst tarafta bunlar olurken dolar 3 tl dayanmıştı sınırları zorluyordu.
Altın üste çıkmıştı.

 


Doğuda ki olaylardan dolayı işler durma noktasına geldi.
Ama ne yazık ki bize yönetemeye çalışanların aklında sadece ve sadece seçim var.
Vatandaşın aklında ise geçim.

 


Kasım da aşk başkaymış, hele bakalım seçimde başka olacak mı?..
Sandık sandıkları gibi olacak mı?.

 

Hayırlısı….

 

 

 

BENA NA…..

 

 

Kasımpaşa hezimeti ile başladık , Bursa zaferi ile döndük.
Şimdi sıra da Beşiktaş var.

 


İlk hafta lisanslarının çıkartılamamasından dolayı oynayamayan yabancılarımızın takıma katkısını gördükten sonra ilk haftaki hezimet için yazık demekten başka elimden bir şey gelmiyor.
Kasımpaşa maçındaki kötü oyunun sonucu iddaa bile Bursa karşısında nerdeyse takımımıza hiç şans tanımamıştı.

 


Kaleye yalnız bir şut çekebilen bir takım diye düşündüler galiba.
Ama yabancıların takıma katılması ile biraz olsun kıpırdanma olmuştu.
Hele son dakika da gelen gol balı kaymağı oldu.
Bir beklerken üç süper oldu.

 


Geçen haftayı mutlu bir şekilde bitirdik.
Bu akşamda saat 21 ;15 de Beşiktaş’la karşılaşacağız.
3 ihtimalli bir maç.

 


Her an her şey olabilir.
Rakibin gücü belli, sahaya bazen 11 kişinin üzerinde çıkabiliyorlar.
Geçen hafta ağır bir yara aldı.

 


İnşallah yaralarına merhem olmayız.
Haydi herkes tribüne diyecem amma maalesef onu diyecek taraftarımız kaldı mı bilemiyorum.
Şimdi millet işin kolayına kaçıp ya fenerli, ya Beşiktaşlı ya da Galatasaraylı.

 


Ha neden onları destekliyorsunuz dediğimiz de ise “eee ne var sizin takımda” diyorlar.
Bende diyorum ki; Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş Trabzon çok hoştir ama bena na… ben Galatasaraylı degilem,biz de robin yok,Q7 yok, Beşiktaşlı degilem, fenerli değilem. Onun için ben ne yapayım onları ben ana…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz