Emre GÜVEN

Emre GÜVEN

GAZİANTEP UNUTMA SÖZÜNÜ

Sözün özü bence; "Biz bu şehirde merhamet'i esas alacağız. Bu şehirde aç - açık kalmayana dek acısı olanın yardımına koşacağız. Hiç bir insanı ve varlığı gözetmeksizin hep merhamet edeceğiz, şefkat göstereceğiz, söz veriyoruz." dedi. Tebrik ediyorum.
Protokolü Gaziantep adına, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı, Gaziantep Müftüsü, Gazikent Üniversitesi Rektörü ve Uluslararası Merhametli Şehirler Enstitüsü üyesi ve Washington Şubesi kurucu eş Başkanı imzaladılar. Keşke fikrin sahibi, bildirgenin yazarı Karen Armstrong gelebilselerdi.
Şimdi bu sözün arkasında nasıl dururuz. Önce bildiriyi okumalı.
"Şefkat Bildirgesi" http://charterforcompassion.org/docs/cfc_dl_turkish.pdf
"Tüm inanç, etik ve ruhsal sistemlerin her daim vurguladıkları, başkalarına kendine davranılmasını istediğin şekilde davran anlayışının temelinde şefkat prensibi yatıyor.
Şefkat, hayatı paylaştığımız canlıların acılarını dindirmek için yorulmaksızın çalışmamızı, benliğimizin tahtından inip varlığımızın merkezine başkalarını yerleştirebilmeyi, herkesin kutsallığını onurlandırmayı, istisnasız tüm yaratılmışlara adalet, eşitlik ve saygı ile yaklaşmamızı mümkün kılar. Ayrıca özel ve toplumsal hayatta duygudaşlık kurarak acıdan kurtulmayı daimi kılabilmek için gereken şefkattir. Kin, şovenizm veya menfaat kaynaklı tutum ve konuşmalarla belli bir zümrenin ki bu düşmanımız dahi olsa yoksullaşmasına, sömürülmesine göz yummak, temel haklarını görmezden gelmek ve çamur atarak taraf toplamak insanlığımızı reddetmektir. Hayatı şefkatle yaşamakta başarısız olduğumuzu ve hatta bazılarımızın inanç adı altında insanlığın sefaletini artırdığını kabul ediyoruz.
Bundan dolayıdır ki tüm kadın ve erkeklere, şefkati ahlak ve inancın merkezine yerleştirmek; kadim prensipleri tekrar gözden geçirerek kutsal yazıtların şiddet, nefret ve küçümseme içeren yorumlarını geçersiz kılmak; genç nesilleri farklı gelenek, kültür ve inançlar hakkında doğru ve saygın bir şekilde bilinçlendirmek; kültür ve inanç farklılıklarına saygı göstermek; tüm insanlığın, hatta düşmanımızın dahi acısı ile duygudaşlık kurmak üzere çağrıda bulunuyoruz.
Kutuplaşan dünyamızda şefkati, hemen, şimdi açık, aydınlık ve dinamik bir güç haline getirmeliyiz. Bencilliği dönüştürebilecek temel ilke şefkat, politik, dogmatik, ideolojik ve inanç kaynaklı sınırları yıkabilir. Bizleri birbirimize bağlayan şefkat, insan ilişkilerinin ve insan olmanın esasıdır. Aydınlanma yoludur, adil bir ekonomi ile barışa dayanan küresel birliğin olmazsa olmazıdır."
(İmza. Sonsuzluk) Güzel "Kurumsal Kimlik" söyleyeyim.
Web adı, charterforcompassion.org olan oluşum. Çeviride bizde şefkat niyet Merhamet'le aynı. İlgilenmeye, tartışmaya değer. Niyet, öz, temiz gördüğüm. Ancak Washington Şubesinden sebep bir durmadım değil.
Ömer Ersoy Kültür Merkezi (Aziz Bedros Kilisesi)'de gerçekleşti etkinlik. "Merhametli Şehir" oldu Gaziantep. Bence bunu sokak sokak, cadde cadde ilan etmeliydi. Duyurmalıydı, şehir halkına, Gaziantep. Ancak etkilik yeri çok küçük bir yer ve salonun 10 da 1 i doluydu her halde. Belediye Başkanımız, Rektörümüz, Müftümüz, Vakıflar Bölge Müdürümüz ve organizasyon sahibi öğretim görevliler, basın mensupları, 10 öğrenci, 10 görevli. Misafir Amerikalı olunca kaygı arttı da fazla duyurulmadı, zorla öğrenci doldurulmadı muhtemelen. Halbuki konuyla ilgili yüzlerce insan olmalıydı. Ulusal basın ajanslarının yanı sıra uluslararası basın mensupları da olmalıydı.
Rektörümüzün açılış konuşmasıyla başladı etkinlik. "Bugüne kadar Kuzey Amerika'da 7 vilayet bunun altına imza atmış. 8. Merhametli Şehir aynı zamanda protokole imza atan ilk müslüman şehirin Gaziantep olduğunu, vurguladı sayın Rektörümüz. Ardından Müftümüzü dinledim "Merhamet"i çok güzel dile getirdi. Sonra Büyük Şehir Belediye Başkanımız, hiç bir yerde duyurmadıklarını, bunun reklamını yapmak istemediklerini, ilk kez paylaştıklarını belirterek "her gün 7 bin 500 yardıma muhtaç insana beslenme yardımı yapıyoruz. 8 yılda 77 bin kişiye kuru gıda yardımı yaptık" dedi. Sonra Amerikalı misafirimiz, Uluslararası Merhametli Şehirler Enstitüsü üyesi ve Washington Şubesi kurucu eş Başkanı Dr. Helen McConnell sözüne, "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek başlayınca bir şaşırdım, bir güldürdü beni. Arkasından gülümsemesini uzun uzun uzatınca anladım. Sıcaklık kuruyor iyi, bu da güzel niyet belli. Ama tedirgin de kadıncağız renginden, mimiklerinden, askı gülüşünden belliydi. Dr. McConnell bildirinin özelliklerinden söz ederek, MÖ 6. yüzyılda dile gelen Konfüçyüs'ün "her gün bir şefkat göster" öğüdünü, vurguladı. Pakistan'da Ramazan Ayı'nda yapılan Merhamet temalı kampanyanın olumlu sonuçlarını aldıklarını söyledi. Ancak istatistiki bir veri paylaşmadı. Sonra atıldı imzalar, verildi pozlar, kalktı uçaklar. Bitti.
Anlaşıldı ki konu para olunca günler sürebiliyor organizasyonlar, seminerler, istatiski verilerin paylaşımı. Konu şefkat ve merhamet olunca her şey 3 saate sıkıştırılabiliyor. Keşke protokolü, Washington Şubesi kurucu eş Başkanı Dr. Helen McConnell yerine fikir kaynağının kendisi "Karen Armstrong" ile en büyük kültür ve kongre merkezimizde, üzerine günlerce duyuru yapılan, günlerce konuşulan, uluslararası dikkat çeken, daha verimli bir organizasyon olarak değerlendirilseydi. "Yok, o zaman yine kendini bilmez öğrenciler çıkar; Amerika şunu yaptı, Amerika bunu yaptı der, misafiri utandırır." kaygısı mı yaşandı acaba. Hatta misafirimizin konuşması sonlarında, arkamdaki arkadaşlardan biri diğerine, "Merhamet'ten soğudum vallahi" dedi.
Anlaşılan misafirimizin bizim topraklarımızdan çok kendi topraklarında işi var. Orada sorun daha fazla. Bundan sebep apar topar gitti bence. Malum aynen söylendiği gibi. "Hiroşima'ya "Merhamet" etmediler. Vietnam'a da, Irak'a da şefkat göstermediler. Evde yapılacak daha çok iş var. "Koş eve dönüyorsunuz."
Bu topraklarda MÖ 2 bin'li yıllara, Hz.İbrahim'e dayanır, "Merhamet" ve "Şefkat". Bu toprakların 4 bin yıllık bir "Merhamet inancı" var. Yüz yıllardır bu topraklarda faaliyet gösteren Vakıflarımız zaten "Merhamet" için kurulu. "Alan el veren eli görmez" bizim bildiğimiz. Hatırlatırım. Tüm Gaziantep halkının, Gaziantep'in imza ettiği bu protokolü okuması, duyması gerekliliğini yineler ve verilen sözün gereğini ilgililerden talep ederim.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz