Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Gaza basma zamanı

Geçenlerde çok değerli bir sanayici büyüğümün yanındaydım.

Sanayinin içerisinden, orada nefes alan, üretim yapan, ihracat yapan tecrübeli bir isimden bir değerlendirme duymaktı maksadım.

Kendisine organizenin havasını, sanayicinin durumunu sordum.

 

Öncesinde şunu da belirtmeliyim ki, yaz aylarında organizeye gittiğimde adeta in cin top atıyordu.

Hep görmeye alıştığımız yük tırları, şirket araçları, fabrika önlerine indirilmiş hammadde falan neredeyse yoktu.

Tatsız, yaz sıcağıyla kurak bir organize…

Tabii mevsimsel bir etki, tatil dönemi, darbe girişimi vesairenin etkisi vardı ama hiç bu kadar tatsız bir organize görmemiştim sanırım.

 

Ya şimdi;

Okullar açıldı, yaz sıcakları geride kalıyor. İş dünyasından kamu çalışanına kadar insanlar yeniden işe odaklanıyor. Kısacası sezon yeniden açılıyor. Çok badireyi geride bıraktık, sıkıntılar yok değil ama umutlar yeniden yeşeriyor. 

 

Organizede yükleme yapan, hammadde indiren, nihai ürünü limana götürmek için yola çıkmış tırları görünce içiniz açılıyor.

Kısacası sezon açılmış, organize şenlenmiş, bacalar daha fazla tütüyor, üretim tüm hızıyla devam ediyor.

 

Peki ya en başa dönecek olursak, benim gördüklerime sanayici büyüğüm ne diyor? O nasıl yorumluyor?

Benim gözlemlerimden ziyade, işin içerisinde olan bir isim olarak O’nun yaşadıkları çok daha önemli tabii.

 

Öncelikle üretime aynı hızla devam ettiklerini ve hatta daha önce start verdikleri fabrika yatırımına ara vermeksizin devam ettiklerini söylüyor.

Yatırım konusunda ailenin gençleri biraz bekleyip görelim demişler ama kendisi, “Biz bu ülkeden ekmek yiyoruz. Bugüne kadar da bu ülkeden kazandık. Şimdi firene değil, gaza basma zamanıdır” demiş ve fabrika için daha büyük bütçeler ayırmaya başlamış.

Kendisi özetle; çalışanın, işini doğru yapanın yoluna devam ettiğini, fakat gereksiz söylentilerin dilden dile dolaştığını ve bunlara kulak asılmaması gerektiğini belirtti. Ve daha çok çalışmak gerektiğinin altını çizdi.

 

Merak ettiyseniz, pazardaki daralmayı da ihracat odaklı çalışan başka bir duayene sordum. O da yaşı biraz ilerlemiş, işlerin büyük bir bölümünü çocuklarına devretmiş ama işin hala başında olan dediğim gibi duayen bir büyüğümüz.

Kendisine “Dış pazarda Irak, Suriye ve Ortadoğu da daralma oldu, neredeyse tamamen ihracat odaklı üretim yapıyorsunuz, siz bundan nasıl etkilendiniz?” diye sordum.

“Biz her zaman alternatif pazarlarla çalışıyoruz. Şu an işlerimizde oldukça iyi. Tabii pazarı geniş tutmaz, tek ya da birkaç pazara çalışırsan sıkıntı yaşarsın. Bizim öyle bir sorunumuz yok. Diğer pazarlarımız çok iyi” cevabını verdi.

 

“Peki ya Gaziantep’te ciddi bir sıkıntı var mı? diye devam ettim.

“Biz ne ihtilaller, ne krizler gördük. Gaziantep girişimcidir, cesurdur. Hiçbir şey olmaz. Bugün ne var ki. Biz ne kötü günleri atlattık.” diyerek durumu özetledi.

 

Benim büyüklerimden duyduklarım bunlar. Yorum sizin… (Unutmadan konuştuğum isimler daha çok tekstil ve halı sektöründendi.)

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz