Ahmet ASLAN

Ahmet ASLAN

GAMEP VE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

 

Takip eden okuyucularımız bilir. Olabildiğince Antep’in yerel gündeminden uzak yazılar yazmaya özen gösteririm. Ulusal konuları tercih nedenim yerel konuları küçümsediğimden değil; ulusal olay, olgu ve kişileri değerlendirmenin Antep’in olay, olgu ve kişilerini değerlendirmekten daha kolay olması.

Kabul edin, Antep zor yer. Biliyorsunuz, “iktidar kim olursa olsun Antep Havaalanı’nın karşılama protokolü” değişmez. Dün başka partilerin borazanlığını yapanlar bugün başka düdüklerin nefesi olabilir.

Dün başka partileri destekleyenler, esen rüzgâra kapılıp yelkenleri şişirmek isteyenler, aday olanlar, bugün o rüzgâra karşı tükürüp esen yeni rüzgâra da yelken açabilir.

Çok zamandır yüzsüzlük bir utanma duygusu olmayıp yüzün her maskeye ne kadar uygun olduğunun göstergesi zaten. Burada yavşaklar yavşaklıktan, utanmazlar utanmazlıktan kolayca şikâyet edebilir. Gelene ağam gidene paşam temel düsturdur.

Dün Asım Güzelbey’e övgü sıralayanlar bugün yeni başkanın meddahına eski başkanın da küfürbazına dönüşebilir.

Dün yurt dışı ihracatımızı artırır diye üye olunan cemaate yakın derneklerden bugün vebalıymışçasına kaçılabilir.

Dün abone olunan “Zaman”a abonelikler kesilip belli bir vakte kadar Fethullah Gülen’in kitapları da masalardan raflara kaldırabilir. Saatler menfaate ayarlı olup akrep hep güce döner.

Yarın bugün kapılan bu rüzgâra karşı tükürmeyeceklerinin garantisi de yok ama maksat zaten gemi yürüsün, iş dönsün şeytanlığında.

Özetle, Zübükler her daim aramızda. Sanço Panza yaşıyor. Gogol’un “Müfettişi,” Orhan Kemal’in “Üçkağıtçı”sı, Balzac’ın “Madam Vauquer’i, Züğürt Ağa’nın Kekeş Osman’ından çok var.

Şunu söylemeye çalışıyorum, kimse bu kentin yerel aristokratlarından, işadamlarından iktidara karşı koymasını beklemiyor. Kimse işadamlarından oyunu mevcut duruma göre oynamalarından farklı bir durum da beklemiyor. İş dünyası rekabetin, oyunun, pazarlığın dünyası.

 İktidara iman da eder gider el altından muhalefete para da verir. Sonuçta işadamı çıkarının insanıdır. Sanço Panza da olur Kekeş Osman da ama konu gazeteci ve gazetecilik olunca tarafsızlık beklemenin bile yanlış olduğu bunun zaten olması gereken bir durum olduğu gerçeği var değil mi?

Evet diyorsunuz ama gerçek öyle değil işte. Çok uzun zamandır medyanın taraf olmaktan kazandığı bir durumla karşıya olduğumuzun farkındasınızdır.

Niye mi yazıyorum bunu? Antep’te GAMEP diye bir derneğimiz var. Açılımı Gaziantep Medya Platformu. Seçimlere yakın bir zamanda Sayın Başbakan’ın gözünde etki yaratmak isteyenler cin bir pazarlamacının etkisiyle olsa gerek “Gaziantep Milli İrade Platformu” diye bir oluşuma gidiyorlar.

Aralarında Şehreküstü Derneği, Şizofren Hastalıkları Ve Yakınları Derneği, Darul Hadis Cemiyeti, Delyanlılar Derneği, Musabeyliler Derneği, Muşlular Derneği, Gaziantep Yeni Doğu Uluslararası Öğrenci Derneği gibi güzide ve etkili toplum kuruluşları cumhurbaşkanlığı seçiminde Başbakan’a destek açıklamasında bulunmuş.

Haydi, Şizofren Hastalıkları ve Yakınları Derneği tüm üyelerine soramadı, Delyanlılar Derneği tüm üyelerine ulaşamadı, Darul Hadis Derneği kapılarını üyelerine açıp hepsine ulaşamadı.

Tarafsızlığın özne olduğu bir meslekte bir medya kuruluşunun tarafını belli etmesinin ayıbını, utancını bir tarafa bırakıp soralım:

Dernek yöneticilerinin üyelerine “yönetim kurulu olarak böyle bir karar aldık” nezaketinde bulunması çok mu zor?

Üyesi olduğumuz derneğin biz gazetecilere, yazarlara verdiği kıymet bu kadar mı?

Adımızı, üyeliğimizi kullanarak yerel yönetimlerde oluşturduğunuz etki, ulusal medyada yaptığınız baskı, cumhurbaşkanlarına ulaşmada kullandığınız güç, yaptığınız ulusal ve uluslar arası törenlerde sahip olduğunuz prestij sizin olsun. Güle güle, tepe tepe kullanın.

Bize derneğimizi siyasal mücadelelerde taraf kılarak bir oyunun parçası yaparak neyi amaçladığınızı açıklayabilir misiniz?

Bana, bize, herkese, 200 üyesi olan Gaziantep Medya Platformu’nun her üyesinin iradesini almadan adı “Gaziantep Milli İrade Platformu” olan bir oluşuma nasıl, hangi gerekçe ve hangi irade ile destek verdiğinizi söyleyebilir misiniz?

“Milli İrade” dediğiniz şeye üyelerinin iradesini almadan destek sunmak en başta  irade kavramına hakaret, iradeye tecavüz değil mi?

 

Üyelerinin iradesini yok sayarak milli iradeye destek açıklaması yapmak hangi fukara aklın, hangi çelişkili iradenin hangi güzel kafanın  tercihi acaba?

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz