Çetin PEKMEZCİ

Çetin PEKMEZCİ

FUTBOLUN ETİĞİ

Atasözlerimiz, yaşanılan deneyimlerin genç kuşaklara tavsiye ve ders alma mahiyetinde yön gösteren ifadelerdir.

Örnekleyelim. Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim. Kör ile yatan şaşı kalkar. Deveye sormuşlar, neden boynun eğri. Nerem doğru ki

Bu söylemleri çoğaltabiliriz. Önemli olan yaşanmış deneyimlerden kendimize dersler çıkarabilmektir. Yenilikçiliği, gelenekleri ile birlikte sürdürebilen toplumlar genel olarak geçmişten ders almasını bilen topluluklardır.

Bu yaklaşımdan sonra günümüzün en sevilen ve Dünyamızın en popüler spor ve ticaret dalı olan Futbola değinmek istiyorum. Hiç kuşku yok ki ülkemizin siyaset ve terörden sonra en çok ilgi çeken konusu futboldur.1959 Yılında Kurulan Profesyonel Ligimiz sponsorların isimleri ve alt-üst ligler halinde devam etmektedir. Cumartesi, Pazar ve Pazartesi ülkemizde en fazla gündeme gelen konu futboldur.

Futbol, başlangıç itibarı ile spordu. Ancak hızla gelişen Dünyamızda; sportif kısmı saklı kalarak ticaret ve siyaset kavramlarını kapsar olmuştur. Günümüzde futbol: Bedensel sermayenin, ekonomik sermayeye dönüşmüş halidir. Buna rağmen futbolun patronu FİFA  futbolu daha geniş anlamda etik kurallara bağlayarak tanımlamaktadır. Rakibe saygı (Respect), birlikte oynamaktan zevk alma, sadece kazanmak için, yarışmamak...

Aslında 90 dakikalık güzel zaman geçirmek için oynanan bu oyunu, biz ülkemizde bir kavga arenasına dönüştürdük. Her Pazar akşamı televizyonlarda yapılan spor programları maksadını aşan, akıl süzgecinden geçirilmemiş, rakipleri incitecek, muhataplarına hakarete varan söyleşilere dönüşüyor. Böylece futbol, birleştirici ve uzlaştırıcı fonksiyonundan hızla uzaklaşmaktadır.

Ülkemizde özellikle son yıllarda futbolun iyi yönetilmiyor. 2000-2013 yıllarını bir hafızalarımızda canlandıralım. Uluslar arası oynadığımız karşılaşmaları ve alınan sonuçlara bakıldığında, futbolun saha içerisinde kötü yönetildiği gerçeği ile karşılaşırız. Özellikle dört büyükler olarak tanınan ve bir dönem ülkemizin futbolunun gelişmesinde öncülük eden kulüpler, futbolun, ticaret ve endüstrileşmesiyle ortaya çıkan kazancı kimse ile paylaşmamak hevesine kapılmaları, futbolu önce borç batağına, sonra da kavga batağına sürükledi.

Uzatmayalım. Bu Pazar TRT  kanallarında "Seviyeli Futbol" adı ile bir Program yayınlanmaya başladı. Ama ne acıdır ki ayni gün, İstanbul da gerçekleşen Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün yapılan mali kongresinde, bir dönem aynı kulübün başkanlığını yapan Sayın Yıldırım Demirören döneminin  hesapları ibra edilmedi. Tabi ki bu işin basına yansıyan tarafı. İçeriğini bilmediğimiz için yorum yapma hakkımız yok. Anayasamızın 38. maddesine göre, suçluluğu hükmen mahkeme kararı ile kesinleşinceye kadar herkes suçsuzdur.

Futbolda  etiği hayata geçirmek isterken, ülkemizin futbolunu yöneten bir Federasyon Başkanının, kendi kulübünde başkanlık yaptığı dönemdeki hesaplarının ibra edilmemiş olması, ülke futbolu adına düşündürücüdür.

Sayın Başkanın bu olay sonuçlanıncaya kadar, futbol Federasyonu Başkanlığı görevini yardımcısına bırakmasının, ülke futbolunun son günlerde yaşadığı olumsuzluklar sürecinde, etik anlayışın futbola yeniden hakim olmasına vesile olur diye düşünüyorum. Saygılarımla.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz