Gülşah SERT

Gülşah SERT

FAZLA MI AÇILDIK NE?

Hükümet kısa sayılabilecek bir süre önce “Açılım” adı altında yeni bir süreç başlattı.

Çok kısa süre içerisinde devletin PKK terör örgütüne karşı olan bütün tutumu ve söylemi kökünden değişti. PKK silahlarını da alarak sınır dışına çekilmeye başladı.

Süreç başladığından beridir, bu çekilme hareketi ile ilgili sayısal hiç bir veri açıklanmadı. Çekilmenin başlamasının şerefine bir kaç resim paylaşıldı medya ile. Sonraki bütün süreç ve çekilme haberlerinde hep aynı resimler servis edildi. Aynı kişiler, aynı yerler, aynı yollar…

Sanki ‘PKK toplam 15 kişiden oluşuyormuş’ gibi bir izlenim edindik!

Bu arada “Bırakıldı” denilen silahlarla birkaç kez karakollarımıza taciz ateşi açıldı. İki önemli komutanın bulunduğu helikoptere ateş açıldı.

Son olarak da geçtiğimiz haftalarda yankıları hala süren bir olay medyaya yansıdı. PKK’nın bir kolu Cizre’de kendi kolluk kuvvetlerini kurmuş. Bildiğin polis gücü… Eğitim almışlar… Yemin töreni bile yapmışlar. Sonra da çıkmışlar yola kimlik kontrolü yapıyorlar.

Hem de devletimizin polis gücünün yarısına yakını büyük şehirlerde eylemci gençlerle köşe kapmaca, aç kapıyı bezirgan başı ve çelik çomak oynarken…

Bu gücün asıl bulunması gereken yerlerdeki “Açılımsal” boşlukları birileri doldurmaya çalışıyor.

 “Açılım” demek vatan toprağını birilerinin dolduracağı kadar boş bırakmak mıdır?

“Açılım” demek komutanların helikopterlerine açılan ateşe sessiz kalmak mıdır?

İki taraftan (Bir terör örgütünün taraf sayılması bile kanımıza dokunuyor ama neyse) birinin istediği her şeyi diğer tarafın vermesi ile gelecek barış, gerçekten de barış mıdır?

PKK ile olan 40 kilometrelik sınırımızın, Suriye meselesi yüzünden 940 kilometreye çıkmış olması, açılım sürecinin bir şekilde tersine dönmesiyle oluşacak cephe genişlemesi gibi konulara karşı plan, program ve tedbir alınması gibi çalışmalar yapılmakta mıdır?

Bir anda bütün gündemi Gezi olaylarına kilitleyen ve bu gündemin dışına çıkmaya niyetli görünmeyen hükümetimiz, bir çırpıda çözebileceği bu demokratik taleplere kucak açıp, gerçek gündem ve sorunlara dönmeyi düşünmekte midir?

“Açılım” yapalım derken “Dönülmez akşamın ufku”na çok mu yaklaşılmıştır?

Sorularım ve kaygılarım sonsuza uzanabilir. Ancak cevabı kimden alacağımı bilmiyorum.

Tek dileğim artık hükümetimizin gerçekten de hepimizin hükümeti olarak, bu kaygıları giderecek, her kesimi kucaklayacak ve gerçek sorunlarımıza yoğunlaşacak adımları bir an önce atmaya başlamasıdır.

Çünkü kimse TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN düşmanı değildir. Sadece herkesin kaygıları ve istekleri var. Bunları da elbette ki hükümetten isteyecekler.

Amin.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz