Bülent ÖZATAY

Bülent ÖZATAY

Euronun ve Avrupa Birliğinin Geleceği

Avrupa’daki mali kriz bölge ülkelerinin sürekli gündeminde. Yunanistan’la başlayan ve 2010 yılından itibaren İspanya, Portekiz, İrlanda, İtalya’nın borç stok sarmalları ile gündemden düşmeyen kriz sonucunda 2011 ve 2012 yılları, Avrupa Birliğinin ekonomik kurtuluş çırpınışlarına sahne oldu.

 

Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi, hem ortak açıklamalarla hem de bireysel açıklamaları ile Avrupa Birliğinin kurtuluşu için değişik formüller arayışına girdiler.

 

Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso en son olarak, çıkış yolunun Avrupa Birliğinin “ulus devletler federasyonuna dönüşmesiyle” bulunabileceğini açıkladı.

 

İspanya’yı borç krizinden çıkarmak için Avrupa’nın bir an önce gerekli önlemleri alması gerektiğini belirten İspanya Başbakan Yardımcısı Saenz’in “Avrupa Birliği Euro’yu destekleyecek bir mekanizma bulamazsa, sorun Euro’dan kimin çıkacağı değil, Euro’nun kendisi olacak. Euro olmazsa AB nedir ki? Konu Avrupa’nın geleceği” açıklaması çok doğru bir açıklamaydı.

 

Avrupa Birliği, Euro’yu destekleyecek ciddi adımlar atmıyor da değil. En son, Avrupa İstikrar Mekanizması adıyla tanımlanan ve borç stoğu içinde bulunan ülkeleri desteklemek amacıyla kurulan mekanizma, 2012 Eylül ayında Alman Federal Anayasa Mahkemesinden onay aldı.

 

Mahkeme, sözleşmenin yürürlüğe girmesini engellemek için yapılan 40 bine yakın başvuruyu reddetti ve böylece Avrupa İstikrar Mekanizmasının önünde engel kalmadı.

 

Ancak, Almanya’nın 500 milyar Euro katkıda bulunacağı Mekanizma için Mahkeme, fona katkı tutarını 190 milyar Euro ile sınırladı, artışların parlamento ve cumhurbaşkanı onayı sonrası gerçekleşeceğine karar verdi. Öte yandan Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi, 06.09.2012’de yaptığı açıklamasıyla sorunlu ülkelerin 3 yıla kadar vadeli tahvillerinin sınırsız olarak alınacağını açıkladı.

 

 

 

 

 

 

 

Diğer taraftan Avrupa Birliğinin gündemindeki son konulardan biri de, Euro bölgesindeki tüm bankaların tek bir kurum tarafından denetlenmesi konusu. Avrupa Birliği komiseri Michel Barnier, Avrupa Merkez Bankası’nın Euro bölgesindeki 6 bin bankanın denetlemesinin gerekliliğine ve  böylece risk teşkil eden bankaların risk olmaktan çıkarılabileceğine işaret etti.

 

Avrupa Birliğinin tüm sistemleri ve mekanizmaları Euro bölgesindeki yangını söndürmek üzere seferber olmuş durumda. Almanya Başbakanı Merkel, Alman kamuoyundaki tüm rahatsızlıklara rağmen ülkesinin tüm ekonomik gücünü kurtarma paketlerine akıtmak zorunda olduğunun farkında.

 

Euro’nun geleceği sadece Avrupa Birliğinin meselesi değil. Euro’nun çöküşü Avrupa Birliğinin yok olmasını sağlamayacak, dünya ekonomik düzeninde de , yani kapitalizmin geleceğinde de çok etkili olacak.

 

Dolayısı ile sisteme zarar vermeden, bölgedeki yangını söndürmenin tek çıkar yolu; Euro bölgesindeki ülkelerin teker teker kendi para birimlerine dönüşünü sağlamak, Avrupa Birliği gibi siyasi bir maceradan vazgeçerek ve Almanya ile bütünleşen Euro’nun gücünü koruyarak, sistemin en önemli enstrümanı olan “kapital”e sahip çıkmak.

 

Bana göre, şu anda sistemi yönetenler tarafından düşünülen ve uygulanmaya çalışılan plan bu. Başarılı olacağına çok ihtimal vermiyorum ama neticesini yaşayanlar görecek.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz