SOKRANTES...

SOKRANTES...

ET'TİĞİMİZİ BULUYORUZ

Bir et davasıdır gidiyor.

Üretici zarar ediyoruz diyor, tüketici yandım aman et yiyemiyoruz diyor.

Devlet bu fiyattan fazla satarsanız size kızarım haaaa deyip üreticinin kulağını çekiyor.

Sonuç aynı tas , aynı hamam.

Et fiyatları zamlanıp gidiyor.

Besiciler biz zaten zar zor yetiştiriyoruz , pahalılık bizden dolayı değil kesimden markete olan aralık da film kopuyor deniliyor.

Kasaplar da kemiği idi siniri idi derken et işlenince mecbur fiyat biraz değişiyor ama denilen kadar da pahalıya satmıyoruz , normal kar oranımızı koyuyoruz diyorlar.

Halk da pahalı dese de mecburen yemeğe devam ediyor.

Senenin başında et fiyatları sabitleyeceklerini söyleyen Bakan Çelik aba altından sopa bile gösterdi amma kimse oralı olmadı.

Konuya patadanak, selamsız sabahsız  girdim amma kusura bakmayın.

Gaziantep mutfağımızın temel ürünlerinden biri ve en önemlisi et mevzu bahis olunca bir şeyler bende yazayım dedim.

Sonuç olarak etin en çok ve en iyi tüketildiği bir şehir de yaşıyoruz.

Et bütün insanlar için önemli bir gıda olmasının ötesinde Gaziantep için bir yaşam tarzı.

Etsiz yemeğimiz hemen hemen yok gibi.

Zeytinyağlı yemekler de bile et kullanacağız nerdeyse.

Hatta 25- 30 sene önce yine böyle et fiyatları ile ilgili sıkıntılar varken TRT de bir mercimekçi teyze vardı.

Et yemeyin mercimek yiyiniz diye mercimek yemekleri tarifi verirdi.

Yanlış hatırlamıyorsam Ayşe Baysal dı teyzenin ismi.

Etteki tüm gerekli besin kaynaklarının aynısının mercimekte olduğunu söyleyerek millete “et yeme mercimek ye “demişti.

Sonra da bizim analı kızlı ekşili ufak köfte tarifinde havalara hoplamıştı, bu kadar et bir yemeğe fazla diye..

Yani anlayacağınız etin pahalı olup olmadığı konusu her zaman tartışılıp durulur.

Daha da yani si bu zamana kadar tarım ve hayvancılığın hep yanlış politikalar güdüldüğünün göstergesidir bu olayların hepsi.

Sonuç da devlet halkını temel gıda ihtiyacını planlayıp bir şekilde temin etmek zorunda.

Bir zamanlar et ihraç ederken neden et ithal eder duruma geldik.

Et ithal etmeyi bırakın canlı büyükbaş hayvan ithal eder durumdayız.

Türkiye’nin büyük baş hayvan ırkı bile yok oldu.

Eskiden köylülerin yetiştirip sattığı bir ürünken şimdilerde bu iş koca koca iş adamlarının eline geçti.

Ee haliyle bir sürü de eleman çalıştırmak zorundalar maliyetler artacak, karsız eli de keserler derler.

Sonuç olarak besicilerde kar etmek zorunda.

Devlet kdv yi yüzde 1 ettik diyor ama madalyonun diğer yüzünde perakende satışa gelince et işlenince kdv yüzde 8 oluyor Google amcam öyle diyor son durumda.

Canlı hayvan ithal ederken devlet ithalatçıdan yüzde 15 fon alıyor.

Şimdi burada devlet büyüklerinin et konusuna gerçekçi eğilmesi lazım.

Halkın önüne besicileri ve kasapları atmaması gerekir.

Devlet halkını doyurmak zorunda sonuç olarak.

Devlet baba neden deniliyor. Halkının çıkarlarını düşünmek zorunda.

Ama maalesef bu ülke de herkes cebini düşündüğü için seneler geçse de bunlar konuşulup duracak.

Ettiğimizi buluyoruz aslında, hayvancılığa hep yan gözle baktık. Zor da kaldık mı ithal ederiz haaa deyip küstürdük.

ET konusu böyle devam eder gider. Besici yemciyi, yemci doları, kasap besiciyi ,halk kasabı suçlar durur. Bu döngü senelerdir devam etti ve devam edecektir.

Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan mantığı.

Bende bu işin içinden çıkamadım…

Amaaannn neyse hele ammi iki şiş kıyma atta yiyek. İlk önce bir yarım gavurma ver hele kıymalar pişene kadar..

 

SOKRANTES DER Kİ:

Sen kendini biliyorsan, bil ki kendini bilmezlerin söyledikleri anlamsızdır. Unutma gereksiz eleştiri sadece gizli hayranlıktır. »

 

SEN KISACA Pİ DE…  

Telgraf.net adresine girdim haberleri okuyorum ne var ne yok güzelim şehrimde diye.

Bir haber takıldı gözüme “aha bu haber tam benlik” dedim kendi kendime.

Aslında benlik derken bizlik yani sokrananların haberi.

Haber şu: “Gaziantep Ticaret Borsası, zengin Gaziantep mutfağının vazgeçilmez ekmeği 'Pidenin coğrafi işaretini almak için Türk Patent Enstitüsüne (TPE) tescil başvurusunda bulunacak.

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), paydaş kurum temsilcileriyle birlikte kentte ekmek kalitesinin artırılmasına yönelik sürdürdüğü çalışmalar kapsamında pide ekmeğinin coğrafi işaretini almak için harekete geçti.GTB Başkanı Tiryakioğlu, Gazianteplilerin sofrasının vazgeçilmezi pide ekmeğinin tescilinin alınmasıyla birlikte üretimde kalite standardının daha da artmasını beklediklerini ifade etti.

Kent Konseyinden gelen talep doğrultusunda Gaziantep Ticaret Borsasının koordinesinde, ‘Türkiye’de En İyi ekmek Gaziantep'te Yapılır’ (TEGAY)”  ancak buraya kadar okuyabildim. Bana birden bire bir gülme geldi. Türkiye’de En İyi ekmek Gaziantep’te Yapılır sözü beni güldürdü.

Aslında yapılması gerek olması lazım. Çalışmaları da bu yönde zaten. Ama bizler halk olarak yıllardır ekmeğimizin kalitesinin olmadığını söyleyip durduk.

Gastronomi şehri olunca mı aklımız başımıza geldi.

Hepimiz biliyoruz ki Türkiye nin en kalitesiz ekmeğini Gaziantepliler yiyor.

Pazar günleri daha da kötü inanın.

Fırından çıkınca sıcacık yedin yedin yoksa kayış gibi.

İnşallah bu çalışma yararlı olur da güzel ekmekler yeriz.

Ama hiç umudum da yok.

Kebap’a yemeğe lezzet veren , soframızın baş tacı olan ekmeğimiz de inşallah hak ettiği kaliteyi yakalar.

 

EFSANE DEN ÖFF SANE YE….

Bir kaleci takımın yarısı demektir.

Biz Karce’yi abartısız takımın hepsi olarak görüyoruz ki öyle de.

Karce’nin sezon sonu gideceği yazılıp söylenmeye başlandı.

Gaziantepspora gönül veren az sayıda taraftarlarımız bile “Karce gidecekmiş bu sezon haa,işimiz kötü olur valla “ demeye başladı.

Hafta içi moral vermeye bile gidildi tesislere.

Evet Karce gerçekten iyi bir profesyonel, iyi bir kaleci.

Gaziantepspor taraftarı için son zamanların efsanesi.

Gitmesini istemem, ama gitmek istiyorsa da yapacak bir şey yok.

Ama hep Karce nin konuşulması da diğer futbolcularımızı rahatsız edebilir.

Sonuçta futbol bir takım oyunu.

Dün akşam konu futboldu ve Karce idi sohbetimiz de.

Bir arkadaşım Karce giderse diye sıralamaya başladı.

Öylesine şeyler söyledi ki sanki Karce giderse işleri de aksayacak.

Artık dedim ki “ya giderse gitsin öfff sane yav. Ekmeğini Karce mi veriy ”.

V e son noktayı koydu.” Yav Osmanlı filan ne arkadaş gidecekse 3 büyüklerden birine gitsin de gittiğine deysin”.

İşte bu konu da ben de onayladım.

Gideceksen büyük git KARCE….

 

 

MUSTAFA ÖZKEÇECİ

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz