Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

Ekonomiye kazandırma mantığı!..

Yaşama karşı ne denli geleceği yapılandırmaya yönelik bir programınız olmasa da, günü kurtarma çabası hepimizin öncelikli vazgeçilmezidir.

Çünkü yaşam bu günün ta kendisidir.
Peki ya geçmişe ne demeli?... Gereğinde en ince ayrıntısına değin hafızamızdan silinmeyen geçmişimizin hiç mi payı olmaz, yaşamın ta kendisi olan günümüzü biçimlendirmede?...

Elbette ki geçmişin üzerine kuruludur gelecek ve bu gün…
Ama yine de yaşam savaşında, geçmişi ve geleceği hiç düşünmeden, sadece günü kurtarmak pek çoğumuzun işine gelir. Pek çoğumuz sevmeyiz geleceğe yönelik plan ve program yapmayı.

Çünkü, plan ve program yapmak ve yaptığınız planı uygulamak bir disiplin gerektirir. Eğer, bir disiplin içinde uyguluyorsanız plan yapmak bir işe yarar. Yoksa plan yapmanıza da gerek kalmaz, günübirlik yaşar gidersiniz işte…

Ama zaten yaşama dair güvenilir öngörüleriniz yoksa ve disiplini sevmiyorsanız plan da yapmazsınız. Ya da yapıyormuş gibi görünüp, yaptığınız planı uygulamazsınız…

Bireysel olarak yaşamına planlı ya da plansız yön verme kararı, kişiye özge bir hak olarak kabul edilebilir değerli okurlar; ancak kamu yönetimlerinin toplumu plansız ve programsız, ya da yanlış ve eksik plan kararları ile yönlendirmesi düşünülememelidir bile.

Ne çare ki, son zamanlarda özellikle imar konularında plan yapmanın önemi oldukça dışlanmış görünüyor. Yaşama yön vermenin bir aracı olması gereken planlama işi, günübirlik yaşamın bir aracı olarak değerlendirilmeye başlandı.

Plan neyi gerektiriyorsa o değil, günübirlik yaşam ne gerektiriyorsa ona göre planlar yapılmaya başlandı.

Kentler, bir bütünlük içerisinde ve 15 senelik süreler hedeflenerek planlanması gerekirken, bir duyuyorsunuz ki her hangi bir kamu kurumu tarafından, her hangi bir alan, hiçbir biçimde kent bütünü ile bütünleşme kaygısı duyulmadan planlanıvermiş ve uygulamaya geçilmiş.

Yerel yönetimlerce plan bütünü ile uyumu yeterince irdelenmeden, bir bakıyorsunuz, bir takım alanlar kentsel dönüşüm alanı ilan edilmiş ve hemen oraya plan yapılmış.
Böylece söz konusu alan “Kente kazandırılmış” oluyormuş!..

Ya da her hangi bir gün bir de bakıyorsunuz, bir Kanun Hükmünde Kararname çıkmış, filanca Bakanlığa, hazine mülkleri üzerine imar planı yapma yetkisi verilmiş; amaç, hazine mülklerini “ekonomiye kazandırmak” mış!..

Planlama işi günübirlik yaşam için bir araç olarak değil, yaşamı geçmişi ve geleceği ile bütünsellik içinde kucaklayan bir araç olarak kabul edilmelidir.






Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz