Çetin PEKMEZCİ

Çetin PEKMEZCİ

DUR DUR VUR

Gaziantepspor sezona iyi başlamamıştı. Tolunay hocamızın başında olduğu ilk beş maçı sıfır puanla kapattık. Hocamız takıma elveda dedi. Arkasından Abdullah hocam göreve geldi. Beşiktaş maçında takımın başına geçti. İstanbul-Beşiktaş da, oda takımını bıraktı.
Denizcilikte temel bir kural vardır. Gemiler, nasıl bir felakete uğrarsa, uğrasın. "Gemiyi en son kaptanlar terk eder" Futbolda ise, takımı öncelikle teknik adamlar terk etmektedir. Ligde haftalar 23'ü gösterdiğinde takımın başına deneyimli bir hoca olan Hikmet Karaman geldi. Devir aldığı takımdan her takımda kolayca oynayabilecek ve geçen sene bu takımı uçuran, Olcan, Wagner, Yalçın, Murat Ceylan gibi, Tolunay hocayı uçuran müridler gemilerini terk etmişlerdi. Transfer yapma şansımız azalmıştı. Hocamız beraberinde kaleci Özden ve Turgut Şahin'i gemimize alabilmişti. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Gaziantepspor’un kaliteli oyuncuları vardı. Fakat takım oyunu oynayamadıkları gibi, takım olma özelliğini de kayıp etmiş bir görünümündeydi. Buna rağmen Sivas maçında Hikmet hocanın şansı yaver gitti. "Apar topar geldi. Apar topar yendi" takım morallendi. Ama sakatlık ve cezalılar peşimizi bırakmadı. Gençlerbirligi ve Galatasaray'a şansız bir şekilde yenildik. Arkasından Ordu maçını kazandık. Hocamız Gaziantep de antrenman sahasından şikayetçiydi. Çok önemli Manisa maçına Antalya da hazırlandık. Antalya’nın güneşi takıma yansıdı. Manisa da, Manisaspor’u 2-0 net skorla yenip, ümitlerimizi artırdık. İstanbulspor maçına moralli hazırlandık.
Geçtiğimiz Pazar günü, Kamil Ocak da, buz gibi bir havada, tribünlere sığmayan bir taraftar grubunun eşliğinde, saat 15.00 de İstanbul'u ağırladık. Maç öncesi konuma baktığımızda iki farklı amaç gözlenmekteydi. İstanbulspor, play-Off'u hedeflerken, talihin bir cilvesi olarak küme düşünceleri içerisinde karşılaşmaya çıktık. Hal böyle olunca da başlangıçta maçın nasıl geçeceğini düşünürsünüz? Zor.
Bu ortamlarda, rakibin kim olduğu değil, sizin ne yapabileceğiniz önem taşır. Bu bağlamda Hikmet Karaman, takımını tanıdığını ve taşları yerine oturtmaya başladığını ve takımdaşlık ruhu verdiğine tanıklık ettik.
Savunmanın göbeğine Dany-Binya bu ikilisinin sağına Serdar'ı, soluna Şenol'ü koydu. Defansın önüne Bekir-Yasin -Sapara üçlüsünü koydu. Sağ kanada Serdar, Sol kanada ise Popov'u koydu. Santrafora Muhammet'i yerleştirdi. Bu dizilimden çıkan sonuç, Rakibin 30 gol atmış Webo, Da Silva, Visca ve Robert Kus gibi elamanlarına geniş alan bırakmamak ve Efe'nin pas trafiğini kontrol etmekti. Karşılaşma başladığında hocanın bu düşüncesinde başarılı olduğunu gördük. Geçen seneki oyun tarzımıza yakın bir anlayışla ilerde tüm toplar, Muhammette toplandı. Sürpriz adam olarak Muhammet'in arkasında oynayan Yasin, şık bir vuruşla daha maçın başında takımı öne geçirdi. Moraller yükseldi. Orta alanı kalabalık tutmamızın ve ilerde basmamızın yararını rakibi hücuma çıkartmayarak aldık. Sapara'nın köşe vuruşundan gelen topu Popov ağlara yolladı. 2-0 öne geçtik. Bekir ve Muhammet mutlak gol pozisyonlarını değerlendiremediler.
Konuk ekip ise 37 ve 45 artıda Holmen ve Robert Kus ile bulduğu pozisyonu değerlendiremedi. Kus'un kaçırdığı gol, kırılma anıydı. İlk yarı bu skorla geçildi.
Bir takımın soyunma odasına moralli girmesi büyük avantajdır. Olcan gitti diye ağıt yakanlar, başkanı oyuncuları satıyor diye suçlayanları yanıltan bir oyuncu takıma katılmıştı. SAPARA.
Bu futbolcu orta sahada pas trafiğini çok iyi organize eden, serbest vuruşları iyi kullanan bir asist ustası. Oyunun başından beri ısrarla gol arayan Muhammet, Sapara’ya göz kırptı.
Dakikalar 60'ı gösterdiğin de Sapara’nın pasıyla buluşan Muhammet, skoru 3-0'a taşıdı. Rakip iyice açıldı. Bu Gaziantep'in işini kolaylaştırdı. Geniş alan bulduk. Ama daha önemlisi saatin dişlilerinin uyumu gibi, takım oyunu oynamaya başladık. Çarklar yerine oturmuş ve çalışmaya başlamıştı. Sapara’nın köşe atışından gelen topu, Elyasa kafayla ağlara yolladı. 4-0 lık skor ortaya çıktı. Takımı değerlendirmek adına Hikmet hocanı eli güçlendi. Turgut, Sosa ve Sezer'e fırsat verdi. Turgut ve Sosa bu fırsatı iyi kullandı. Da Silva ve Webo'nun şutlarını başarıyla alan KARCE gole izin vermedi. SOSA, rakiplerini tek tek çalımlayarak futbol deyimiyle ipe dizerek maçın skorunu tayin etti. Gaziantep:5-İstanbul:0
Bu skoru duyan futbol severler, sonuca dudak bükerek bakabilirler. Fakat bu takım her şeye rağmen iyi oyunculara sahip. Hikmet hoca da gerek takımın iskeletini oluşturmakta, gerek oyuncu değişimlerinde, gerekse de yedeklere şans dağıtımında ki akılcı kararları, Gaziantepspor’un takım olma yönündeki çabalarına büyük katkı sağlıyor. SAPARA'NIN da bu başarıda ki rolü tartışılmaz. Atılan beş golün, dördünün pası Sapara’dan. Önemli bir oyuncu.
Hatırlatmak isterim. Geçen sene ki HÜRRİYET ile aynı konumda. Hürriyet'i alamadığımıza yanmıştık. Bu defa da SAPARA için aynı ağıtı yakmayalım. Sayın Başkanım.
Elbette kazanmak güzel.13.sıradayız. Pazar günü saat 13.00 de Samsun da FİNAL MAÇIMIZ var. Bu maçtan alınabilecek puan ve puanlar çok önemli. Gaziantep final takımıdır. Buradan da iyi bir sonuçla döneceğimizi düşünüyorum. Yeter ki 5-0 bizi şımartmasın...
Bank Asya Temsilcimiz, komşu takım Adanaspor’a konuk oldu. Takımımız ne yazık ki geçen seneki başarılı günlerinden uzak bir görünüm vermekte. Bunun sonucu olarak da iddialı Adana karşısında çözüldü. Kalecilerin sakatlığı ve cezalı duruma düşmeleri Bünyamin hocayı zora soktu. Deneyimden yoksun Ahmet, Adana golcülerine engel olamadı.3-0 yenildik. Elbette ki takım olarak yenildik. Hedeflerimizden vazgeçtiysek ki öyle görünüyor. Bünyamin hoca genç ve şan bulamayan oyunculara forma vererek önümüzdeki sezona oyuncu kazandırsa, çok iyi olur diye düşünüyorum.
Sonuç olarak da, duran Gaziantepspor, vurmaya, vuran Büyükşehir Belediyespor ise durmaya başladı.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz