Doç. Dr. Muammer OYTAN

Doç. Dr. Muammer OYTAN

DUA ETMENİN ÖNEMİ

Dua kelimesi çeşitli ayetlerde  Allah’a ibadet etme, yakarma, istek ve ihtiyaçlarını O’na arz ederek lütfunu dileme, seslenme ve yardıma çağırma gibi anlamlarda kullanılmıştır. Dua, bütün benliğimizle Allah’a yönelerek maddi ve manevî isteklerimizi O’na arz etmemiz ve O’na niyazda bulunmamızdır. Bir başka deyişle dua, sınırlı, sonlu ve aciz olan bizlerin sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğumuz bir köprüdür.( Mustafa Güney, Duanız Olmasa Rabbim Size Ne Diye değer Versin ,Kur’andan Öğütler 1, D.İ.B.Yayını, s.210)

“…Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin …” ( Â’raf ,7/ 55)

-“(Ey Muhammed !) De ki:“Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin !... ”(Furkan,25/77 )

Dua, Allah ile kul arasında bir iletişim kurma yöntemidir. Dolayısıyla kime muhatap olduğumuzun bilinci içinde yapılmalıdır; gerçekten Rabbimizin huzurundayız gibi yapılmalıdır!

Dua, insanın bütün benliği ile inandığı yüce Varlığa sığınması, O’na yönelmesi, O’nunla arasında bir köprü kurması ve Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesi, yaratıcıdan lütuf ve yardım dilemesidir Şûrâ suresinin 26. ayetindeki: “Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir.” şeklindeki ayette, dualara karşılık verilmesi için, yakaran kişinin iman edip salih ameller işleyen bir kişi olmasını yani mü’min olmasını tercih etmektedir.

. Duanın vazgeçilmez unsuru ihlas, samimiyet ve içtenliktir.Yüce Rabbimiz, “…alçak gönüllüce ve için için dua edin!” (A’râf, 7/55);Bana dua edin, duanızı kabul edeyim”(Mü’min,40/60) buyurmakta; Peygamberimiz (s.a.s) ise “Dua, ibadetin özüdür” (Tirmizî, Daavât,1) buyurmaktadır. Allah, dua edenin duasına icabet eder. İnsanın sadece, hastalandığı zaman, bir ihtiyacı olduğu zaman,  korktuğu-tedirgin olduğu zaman değil, her zaman-daima dua etmeliyiz..“Evet, insana nimet verdiğimiz vakit yan çizer ve kendi bildiğine gider; kendisine şer dokununca da, artık uzun uzun duâya dalar.!” (İbrahim,41/51)

İslâm âlimlerine göre,  Ana-Babanın, evlatları için yaptığı dua, Cenab-ı  Allâh’ın nezdinde Peygamber duası gibidir. Ancak, Allah Teâlâ, “Bana dua edin, kabul edeyim !”(Mü’min,40/60)  buyruğuyla doğrudan insanın şahsına hitap ederek, her kişinin, bizzat kendisinin dua etmesini istemekte ve beklemektedir.

Ne var ki dua edenin haram lokma yememiş olması gerekir. Hz.Peygamber (s.a.s), “Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, kul, haram lokma yediği zaman kırk gün duası kabul olmaz, haramla beslenen vücut ateşi hak eder.” .( Buhari, Daavât,  3)

 buyurmuştur.

Dua ederken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır:

  *Dua edecek kimsenin, abdest alıp, kıbleye dönüp, geçmiş günahlarına tevbe istiğfâr edip, önce Allah’a, verdiği her şey için hamd ve şükretmeli, Peygamber(s.a.s) ‘e salât ve selâm getirmelidir.(Tirmizî, Deavât,3476)

:*Dua eden kişi içten, tevazu ile ve yalvararak dua etmeli (A’râf,7/55) ve duasının       kabul edileceğine inanmalıdır.

*Dua eden kişi huşû ve derin bir saygı içinde bulunmalıdır. Bağırıp, feryat ederek yalvarmaktan sakınmalıdır.

*Allah’tan meşru olmayan dileklerde bulunulmamalıdır.

*Duada acele etmemek gerekir; çünkü her şeyin belli bir zamanı vardır; o zamanın beklenmesi gerekir. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “ Sizden herhangi biriniz ‘dua ettim de kabul olunmadı’ diyerek acele etmedikçe duası kabul olunur”.(Tirmizî, Deavât, 12)

  • YOĞUN BİR SEVAP İŞLEMEK
  • Kim “ La havle vela kuvvete illa billah !”= Bütün güç ve kuvvet en yüce en büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir!” derse, kendisi için cennette bir hurma ağacı dikilir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir sahabeye, “ Sana cennetin hazinelerinden bir hazine vereyim mi !?” diye buyurur. Elbette Yâ Resulullah ! deyince,  Allah’ın Resulü, her zaman “La havle vela kuvvete illa billah .” demesini buyurmuştur.

 KİMSENİN OLMADIĞI, GÖRMEDİĞİ YER

  • Eski zamanda bir hoca, talebelerinden birini, çalışkanlığından, zeka ve anlayışından dolayı diğerlerinden daha çok seviyor ve takdir ediyordu Hocanın bu sevgi ve takdiri diğer öğrenciler tarafından biliniyor ve için için kıskanılıyordu: "Hoca neden yalnız bu arkadaşa ilgi ve yakınlık gösteriyor, aramızdaki tek zeki ve çalışkan o mu?" şeklinde laflar ediyorlardı .Hoca da onların bu tür düşüncelerinin farkındaydı. Hoca efendi bir gün derse gelirken yanında öğrencilerinin sayısınca kuş getirdi. Her öğrenciye bunlardan bir tane vererek, "Haydi yavrularım, bu kuşları hiç kimsenin görmediği bir yerde kesin getirin, ama dikkat edin hiç kimse görmesin haa!" dedi Bunun üzerine talebeler sağa sola dağıldılar. Bir müddet sonra da kuşları kesip kanlarını akıta akıta dönmeye başladılar Kimileri övünüyordu: "Ben falan yerde kestim, hiç kimse görmedi" gibi Hoca da böyle övünenlere bir "aferin" çekiyordu. Biraz sonra bütün öğrenciler kuşları kesmiş olarak döndüler En sonra Hocanın sevdiği öğrenci geldi, üstelik kuşu da kesmemişti Hoca sordu:
  • - Oğlum, kuşu niçin kesmedin, bak arkadaşlarının hepsi kestiler, yoksa kimsenin göremeyeceği biryer bulamadın mı?
  • - Evet hocam, insanların göremeyeceği yer ben de bulabilirdim, ama Allah'ın görmeyeceği yer bulamadım.O her yerde hazır ve nazırdı, her yerde mevcuttu, her şeyi görüyordu. O nedenle kuşu kesmeden döndüm.” Dedi.
  • Bu cevap diğer öğrencilerin akıllarını başlarına getirdi. Yaptıkları dikkatsizliği anladılar. Hepsi biliyordu Allah'ın göremeyeceği yer olmadığını, ama önemli olan onu düşünebilmekti. Bundan sonra arkadaşlarının farkını anlayıp hocalarının ona ilgisine hak verdiler.

BAĞIMLILIK

  • Bağımlılık; taklit, özenti, merak, kötü çevre ve kişilik zâfiyeti, nefsine hâkim olamayış sebepleriyle azar azar başlanmasına rağmen giderek dozun artırılışı, belli bir noktadan sonra kişinin, zararlarını idrak etmesine rağmen bırakamayışı ve kullanmanın sürdürülmesidir. Bu bakımdan dinimizin bu tür içki ve maddeleri tümüyle yasaklamış olması insanlık alemi için bir nimettir.
  • Dinimizde inanç esasları ile haram ve helaller açıkça beyan edilmiştir. Bu esaslara aykırı her anlayış ve davranış kesinlikle yasaklanmıştır. Kur’ân’da: Ey imân edenler! (aklı örten) İçki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları, ancak şeytan işi birer pisliktir. Onardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.”(Mâide,5/90). “Şeytan, içki ve kumarla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vaz geçiyor musunuz ? (Mâide,5/91) buyurulmaktadır.
  • Bu sebeple, içki ve kumar; Yüce Allah’ın hoşnut olmadığı, bir mümine yakışmayan çirkin fiillerden sayılmıştır. Çalışıp kazanmak yerine, ümitlerini ve geleceğini aniden zengin olma hayalleri üzerine kurmayı doğal sayar hale gelmiş bir zihniyetin ve Ayet-i Kerime’de sakınılması emredilen diğer hususların yaygınlık kazanması, sağlıklı din bilgisinin ve din ve ahlâk eğitiminin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.( Sabri Akpolat, İçki, Kumar ve Dikili Taşlar,Kur’ân’dan Öğütler 2, s.355)

FİRDEVS CENNETİNE KAVUŞACAK OLAN MÜMİNLER:

Firdevs cenneti, cennetin en özel yerlerindendir; en yüksek mertebelerindendir. Peygamber (s.a.s.)’in vefatından sonra ciğerparesi Fatıma Validemizin, “Makam-ı Firdevs cenneti olan babacığım!” sözleriyle hüznü ve tesellisine konu olan cennettir.

Hz. Ömer’in rivayet ettiğine göre Allah Resul’ü(s.a.s.) bir gün ashabıyla sohbet ettiği esnada kendisinde vahiy alâmeti belirdi. Ve “Biraz önce bana on ayet indirildi. Kim bu ayetlerde belirtilenleri hayatına yansıtırsa cennete girer” buyurdu. Müminun Suresinin bazı ayetlerini okumuştur. Örneğin, Firdevs cennetinin varislerinin ve orada ebediyen kalacak olanların şu vasıflara sahip bulunanlar olduğunu belirtmiştir:

  • Namazlarını kılmaya devam edenler.
  • Namazlarını derin bir saygı içinde, huşû içinde kılanlar.
  • Faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirenler. Zira hayat, bir saniyesi bile heba edilemeyecek kadar kısa ve kıymetli bir nimettir. Vakit bize emanet edilen eşsiz bir hazinedir.
  • Zekatı ödeyenler: Zekat, yoksulun, ihtiyaç sahibinin, zenginin malındaki hakkıdır Zekat, kişiyi, mal ve mülkün, servet ve gücün esiri olmaktan korur.
  • Irzlarını koruyanlar, iffetlerini koruyanlar: Başkalarının iffetini kendi iffeti sayanlardır.
  • Emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet edenler.

Cenab-ı Allah, bizleri felâha eren ve Firdevs cennetinde Peygamberimiz(s.a.s.)’e komşu olan bahtiyar müminlerden eylesin!

ANA-BABAYA İYİLİK ETMEK  

Yüce Mevlâmız, insanoğluna, anne-babasına iyi davranmasını; önce Allah Teâlâ’ya sonra da ana-babasına şükretmesini (Lokman,31/14) emretmiştir. Çocuğu dokuz ay 10 gün karnında taşıyıp besledikten ve doğurduktan sonra, ona iyiyi, doğruyu, edebi, saygıyı, paylaşmayı, iyilik yapmayı, Kur’ân’ı, günahı-sevabı, Allah korkusunu ve sevgisini ilk öğreten annedir. Evlâdının da O’na iyi davranması kadar gerekli bir şey olabilir mi ?İnsana da, anne-babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: ‘Bana ve anne-babana şükret. Dönüş banadır.’ ”( Lokman,31/14)

Ana kucağı sevgi, şefkât, güven ve sığınak yeridir. Ana-baba, maddi ve manevî tüm hizmetleri-yardımları karşılıksız olarak yapan, dünyanın en fedakâr insanlarıdır. Anamız- babamız; evlâdının, büyümesi, her yeni gördüğü ve yeni tanıdığı varlığı öğrenmesi için; eğitimini-öğrenimini yapması, bir meslek sahibi ve bir iş sahibi olması için; sağlıklı bir şekilde kalması ve hayata atılması için; nihayet evlenip bir aile, bir yuva kurması için; daha sonra da ailesiyle beraber mutlu olabilmesi, darlık-kıtlık-yokluk çekmemesi için maddi-manevî ellerinden geldiği kadar, fedakârca, karşılıksız şekilde yardım eden büyüklerimizdir.

Her ne yaparsak yapalım onların haklarını ödeyemeyiz. Bu bakımdan hiç olmazsa kalplerini kırmamalı, üzülmelerine sebep olmamalı, Kur’ân-ı Kerim’deki Yüce Allah’ımızın buyruğu  ile, onlara “ Öf…!” bile dememeliyiz.

 

ALLAH’A ULAŞ

Saygı duy erenlere,

Allah’a ulaşırsın!

Uyma hiç cahillere,

Belaya bulaşırsın!

 

Sevgi göster dostuna,

Sen de sevgi görürsün!

Otur âlim postuna,

Su üstünde yürürsün!

        

Saygılı ol eşine,

Muhabbeti bulursun,

Resul girer düşüne

Daim mutlu olursun!

 

Peygamber davet eder,

Asil, güzel olana,

Pirler yardıma gider,

Dürüstce yol alana.

 

Oytan, sesin sımsıcak,

Nasihatı söylersin!

Herkese açtın kucak,

Bilenler az n’eylersin!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz