Ahmet YETİM

Ahmet YETİM

DOĞUM BORÇLANMASINDA SGK KAZANDI

Bilindiği üzere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41 inci maddesinde sigortalıların borçlanabileceği süreler belirtilmiştir. Bunlardan birisi de adı geçen yasanın 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan sürelerdir. Yine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından çıkarılan Hizmet Borçlanma İşlemlerinin Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in 5 inci maddesinde “ …….. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan sürelerin tamamını veya bir kısmını borçlanabileceği ”, 6 ıncı maddesinde “ Hizmet borçlanmalarında, 5510 sayılı Kanun veya mülga sosyal güvenlik kanunlarına göre tescil edilmiş olmak yeterli olup, sigortalının kendisi tarafından yapılan başvurularda borçlanma talep tarihinde, hak sahiplerince yapılan başvurularda ise sigortalının ölüm tarihinde fiilen sigortalı olma şartı aranmaz.” ve 10 uncu maddesinde ise “ ........... 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesi uyarınca borçlandırılan süre, Kanunun 38 inci maddesine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa çalışmaya başlanılan tarihten önceki süre ise sigortalılığın başlangıç tarihi borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür…….” şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Bununla birlikte Kanunun bu maddesinin uygulamasına yönelik olarak çıkarılan genelge ile yapılacak işlemler anlatılmış, bu bağlamda kadın sigortalıların doğum nedeniyle çalışamadıkları en fazla iki defa olmak üzere ikişer yıllık sürelerinin borçlandırılmasında sigortalının doğumdan önce SSK’lı olması yani yeni adı ile 4/a lı olması ve adına kısa veya uzun vadeli sigorta kolları yönünden prim ödenmiş olması yeterlidir denmiştir. Bu itibarla kadın sigortalıların doğum borçlanması yapabilmesi için doğumdan önce sigortalı olmaları şart koşulmuştur. Eğer doğum yapılan tarihten önce 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi anlamında sigortalılık kaydı yoksa bu haktan faydalanmak mümkün olmamıştır.

Hal böyle iken Kurumumuzun bu uygulamasına yani doğumdan önce sigortalı olunması şartına karşı dava açan kadın sigortalılarımız için kötü haber Yargıtay Hukuk Genel Kurulundan geldi. İzmir 6. İş Mahkemesi dava açan kadınların işe girmeden evvelki borçlanma haklarını kabul etmişti.(11.11.2009 tarihli 2009/606 esas nolu karar) Bunun üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu mahkemenin bu kararını temyiz edip Yargıtay’a götürmüştü. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi İzmir 6. İş Mahkemesinin kararını Kurumumuzu haklı bularak reddetmişti.(05.04.2010 tarihli 2009/17858 esas nolu karar) Fakat İzmir 6. İş Mahkemesi hâkiminin kararında ısrar etmesi üzerine olay bu konuda son sözü söyleyecek en üst makam olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na geldi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da İzmir 6. İş Mahkemesi ile Yargıtay 10. Hukuk Dairesi arasındaki bu uyuşmazlıkta, 10. Hukuk Dairesi lehinde oy çoğunluğu ile karar verdi. Sonuç olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/10-311 esas nolu kararında, doğum borçlanması yapabilmek için doğumdan önce 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı yani eski adıyla SSK’lı çalışmış olmak şarttır dedi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında; “.....Yapılan açıklamaların ışığında 5510 Sayılı Kanun’un 41/1-a maddesi uyarınca doğum nedeniyle çalışma hayatından bir süre ayrı kalan kadın sigortalılara önceden tescil edilmiş olmak koşuluyla borçlanma hakkı tanınmış olup, doğum nedeniyle çalışılmayan iki yıllık sürenin borçlanılması olanağının sadece 41/1-a kapsamında sigortalı kadına tanınmış olması karşısında sigortalı olarak tescil tarihinden önce gerçekleşen doğumlar nedeniyle borçlanma yapılamayacaktır” şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Dolayısıyla bundan sonra sigortalı olmadan önce doğum yapan kadın sigortalılarımızın hukuk yolu ile de bu hakkı almalarının olanağı kalmamıştır. Artık bu durumda olan kadın sigortalılarımızın yeni bir yasal düzenlemenin gerçekleşmesini beklemekten başka çareleri yoktur. Bu konuda yasal düzenleme yapılması halinde siz değerli okuyucularımızla bunu paylaşacağım.

YILBAŞINDAN SONRA YEŞİLKARTLILARIN DURUMU!

Bilindiği üzere 3816 sayılı “Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması” hakkındaki Kanun uyarınca hiç bir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında olmayan ve sağlık hizmetleri giderlerini karşılayacak durumda bulunmayan Türk vatandaşlarının bu giderleri Devlet tarafından karşılanmaktadır. Bununla birlikte 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 3 üncü maddesinin 1 inci paragrafının 9 uncu kısmında genel sağlık sigortalısının bu Kanunun 60 ıncı maddesinde sayılan kişileri kapsadığı ve 60 ıncı madde “…. Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,….” şeklinde hüküm bulunduğu görülmektedir. Bu hükmün yürürlüğe gireceği tarih daha önce 3 defa ertelenmiş olup yeni bir erteleme olmazsa 01.01.2012 tarihi itibariyle uygulama başlatılacaktır.

Şuan bu konuda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ortak çalışma içerisindedir. Karara bağlanacak olan gelir testi yöntemleri kullanılarak 01.01.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek uygulama ile vizesi gelen yeşil kart sahiplerinin durumları yeniden değerlendirilecek ve yapılacak gelir testine göre kişi başı geliri asgari ücretin üçte birinden az olduğu tespit edilenler prim ödemeden sağlık yardımlarından yararlanacaktır. Şayet kişinin aylık geliri asgari ücretin üçte birinden fazla ve asgari ücretten az ise asgari ücretin üçte biri üzerinden(837,00 TL / 3 = 279,00 TL x % 12 = 33,48 TL), aylık geliri asgari ücretten fazla asgari ücretin iki katından az ise asgari ücret üzerinden (837,00 TL x % 12 = 100,44 TL), aylık geliri asgari ücretin iki katından fazla ise asgari ücretin iki katı üzerinden(837,00 TL x 2 = 1.674,00 TL x % 12 = 200,88 TL) prim ödeyerek Sosyal Güvenlik Kurumunun karşıladığı sağlık hizmetlerinden faydalanacaktır. Bu tutarlar yürürlükte bulunan asgari ücrete endeksli olduğundan yıl başı itibariyle değişecektir.

Dolayısıyla halen yeşil kartı bulunan vatandaşlarımızın vize tarihi gelinceye kadar yeşil kartları geçerli olacak ve sağlık giderleri ücretsiz olarak karşılanmaya devam edilecektir. 01.01.2012 tarihinden itibaren vizesi gelen yeşil kartlılara belirlenecek yeni yöntemlere göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca(büyük ihtimalle il ve ilçelerde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları eliyle)gelir testi yapılacak ve izleyen süreçte yeşil kartlılar genel sağlık sigortasına prim ödeyenler ve ödemeyenler şeklinde ayrılacaklardır. Bu itibarla 01.01.2012 tarihi itibariyle yeşil kartın iptal olması ve yeşil kartlı kişilerin ortada kalması gibi bir durum olmayacaktır.

Sosyal Güvenlik Kurumunun 2011 yılı Ağustos sonu verilerine göre ülkemizde şuan 9.210.853 kişi yeşil kart sahibidir. İlimizde ise 252.691 yeşil kartlı bulunmaktadır. Yine en fazla yeşil kartlının bulunduğu üç il şu şekilde sıralanmaktadır. Şanlıurfa 630.665 kişi, Diyarbakır 561.868 kişi ve Van 531.029 kişi. Bu üç ildeki yeşil kartlı sayısı tüm Türkiye de bulunan yeşil kartlıların %19’nu oluştururken bu üç ilin nüfusunun Türkiye nüfusuna oranı %6’dır. Bu illerimizde kayıt dışı istihdam had safhada olduğu bilinen bir gerçektir. Uygulamada edindiğimiz deneyimler bize kayıt dışılığın büyük oranda yeşil kartlılardan kaynaklandığını gösterdiği için ben bu istatistikler doğrultusunda yeni uygulama sonucunda oluşacak tablonun nasıl olacağını merakla beklemekteyim.

SORULAR VE CEVAPLAR

Soru-1)Halil ÖZAY isimli bir okurumuzun sorusu şu şekilde; Sayın müdürüm; Babam 1938 doğumlu. 1974 yılı SSK girişi var ve 44 gün primi var. Ayrıca 2011 yılında 79 gün daha çalıştı ve toplam 123 gün primi oldu. Aynı zamanda %60-65 malül. Öncelikle 900 günü tamamlayarak ölümü halinde anneme maaş bağlanmasını istiyoruz. Mümkün olursa babamın da emekli olmasını istiyoruz.1) Bir işte çalışması mümkün olmadığından; isteğe bağlı bağkurlu olarak mı yoksa tarım işlerinde süreksiz çalışanlara yönelik sigortalı olarak mı 900 günü en kısa sürede tamamlayabiliriz.(Tarım işlerinde süreksiz çalışanların sigorta primi ayda 15 gün üzerinden yıllık 180 gün sayılıyorsa bu yol uzun mu olacaktır.) 2)İsteğe bağlıdan sonra SSK ya geçerek anneme ölüm maaşı bağlatabilir miyiz. 3) 30 ay askerliği var. Askerlik borçlanmasını da kullanarak en kısa sürede emekli maaşına babam nasıl kavuşabilir. Ayrıca babamın ölümü halinde askerlik borçlanmasını nasıl kullanabiliriz. (Bildiğim kadarıyla askerliğin en fazla 700 günü sayılıyor.) Bu konularda yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkürler ve iyi çalışmalar dileğimle..

Cevap-1)Okurumuzun öncelikle malulen emeklilik ile ilgili sorusundan başlayalım. 5510 sayılı yasaya göre malulen emekli olabilmek için öncelikle çalışma gücünün en az %60’nı kaybetmek lazımdır. Bununla birlikte aynı zamanda en az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması gerekmektedir. Okurumuz babasının %60-65 malul olduğunu belirtmiştir. Ancak bu oranı büyük ihtimalle hastaneden aldığı bir rapora dayanarak söylemektedir. Oysa Kurumumuz açısından önemli olan bizim sağlık kurulumuzun vereceği maluliyet kararıdır. Diyelim ki okurumuzun belirttiği gibi malullük oranı çıktı. Bu durumda on yıllık sigortalılık süresi de olduğundan 1800 günün tamamlanması halinde malulen emeklilik söz konusu olacaktır. Babanızın 123 gün ile birlikte 30 ay askerlik borçlanılırsa 900 gün daha eklersek toplam 1023 günü olur. Askerlik borçlanmasında 700 gün diye bir sınır yoktur. Kişi ne kadar askerlik yaptıysa o kadar borçlanabilir. Dolayısıyla geriye kalan 777 gün daha prim ödeyerek(isteğe bağlı, tarım veya çalışarak fark etmez)1800 güne tamamlayabilirsiniz.
Okurumuzun ölüm aylığı ile ilgili sorusuna gelirsek; ölüm aylığından yararlanabilmek için en az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması gerekmektedir. Kanunun 4/1-(a), 4/1-(b) ve 4/1-(c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olan sigortalının ölümü halinde, en son tabi olduğu sigortalılık hali esas alınarak hak sahiplerine aylık bağlanmaktadır. Dolayısıyla babanızın çalışamayacak durumda olduğunu belirttiğinizden dolayı SSK’lı çalışıp 900 gün prim ödeme gün sayısını tamamlamanız mümkün görünmemektedir. Zira 01.10.2008 tarihinden sonra ölen 4/a yani SSK’lı olanlar için 900 günün hesabında askerlik borçlanması sayılmamaktadır. Sizin babanız için yapmanız gereken isteğe bağlı sigortalı yapıp 1800 güne tamamlamaktır. Sorunuzda belirttiğiniz 15 gün üzerinden prim ödeyerek yılda 180 gün hizmet kazanma 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu vardı. Ancak bu kanun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak 6111 sayılı torba yasa ile 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile tarımda hizmet akdi ile süreksiz çalışanlar yani mevsimlik tarım işçileri sosyal güvenlik kapsamına alınmışlardır. Mevsimlik tarım işçilerinin yani tarım işlerinde hizmet akdiyle süreksiz çalışanların sigortalı(SSK’lı)olabilmeleri için; a)5510 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında çalışmaması, yani hizmet akdi ile, kendi nam ve hesabına(tarım dahil)ve kamu görevlisi olarak çalışmaması, b)İsteğe bağlı sigortalı veya isteğe bağlı iştirakçi olmaması, c)Banka sandıklarına tabi çalışmaması, d)Kendi sigortalılıklarından dolayı gelir veya aylık almaması, e)2925 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılmaması, f)18 yaşını doldurmuş olması, şartlarını taşımaları gerekmektedir. Bu şartları taşıyan vatandaşlarımızdan bu kapsamda sigortalı olmak isteyenlerin Kurumumuzun internet sitesinde örneği bulunan veya Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri/Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerinden temin edebilecekleri “Tarım İşlerinde Hizmet Akdiyle Süreksiz Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi”ni ikametlerinin bağlı bulunduğu muhtarlık ile ikamet ettikleri veya çalıştıkları il ya da ilçede bulunan tarım müdürlüklerine onaylatıp, ikametlerinin bağlı olduğu veya çalıştıkları Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğüne müracaat etmeleri gerekmektedir. Bu şekilde müracaat eden kişilerin sigortalılıkları yazılı olarak müracaat ettikleri tarih itibariyle başlatılmaktadır. Bu kapsamda sigortalı olanlar yani mevsimlik tarım işçileri dediğimiz tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz çalışanlar 01.07.2011 tarihinden itibaren asgari ücretin 18 günlük tutarı 502,2 TL’nın %34,5’i olan 173 TL prim ödeyeceklerdir. Ancak alınan bu prim 30 günlük sağlık ve emeklilik hizmeti olarak değerlendirilecektir. Yani bu kapsamda sigortalı olan bir kişi ayda 18 günlük prim ödeyerek 30 gün üzerinden hizmet kazanacaktır. Bununla birlikte prim miktarı her yıl birer günlük tutarda arttırılacaktır. Şayet yukarıda belirtilen şartları babanız taşıyorsa bu kapsamda sigortalı olup daha az prim ödeyerek her ay 30 gün hizmet alabilir.
Soru-2)Bir okurumuz bize şu soruyu yöneltmiş; merhabalar benim eniştem 4 ay önce vefat etti.işyerinde çalışırken mesai saatleri içinde rahatsızlanıyor ve başka bir firmaya servise gönderiyorlar .. direksiyon başında iken bilinç kaybı yaşıyor ve bunu hisseden arkadaşı hastaneye gidelim diyor.. servise gittiği firmada düşüp bayılıyor.. hastaneye götürüyorlar ve tpp adlı bir rahatsızlıktan dolayı 1 ay hastanede bilinci yerinde olmadan yatıyor ve hastanede yattığı gün vefat ediyor. çok yoğun iş temposunda çalışıyordu fakat iş kazası yerine geçmedi.. bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. cevabınızı bekliyorum... iyi çalışmalar...

Cevap-2)5510 sayılı yasanın “ İş kazasının Tanımı, Bildirilmesi ve Soruşturulması” başlıklı 13 üncü maddesinde “ İş kazası;
a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c)Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d)Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde hükme bağlanmıştır. Okurumuzun verdiği bilgilere göre söz konusu olayın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından incelendiği ve iş kazası sayılmadığı anlaşılmaktadır. Olay hastalık sigortası kapsamında değerlendirilmiştir. Dolayısıyla sizin mahkemeye gidip olayın iş kazası olarak değerlendirilmesini yani SGK’nın işleminin iptalini sağlamak için dava açmanız gerekmektedir.

Köşemde bulunan e-mail adresim aracılığı ile bana sosyal güvenlikle ilgili soru(ne zaman emekli olurum, askerlik ve doğum borçlanması, yurt dışı hizmet borçlanması, hizmet birleştirme v.s.)ve sorunlarınızı iletebilirsiniz. Bu sorularınızı izleyen haftalardaki yazılarımda cevaplayacağım.

Herkesin sosyal güvenliğinin olduğu bir dünya dileği ile……

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz