Güney YILMAZ

Güney YILMAZ

Damdan Düşeni Çağırın

Bir toplum için önemli değerlerden birisi kuşkusuz ‘Empati’dir. 

Öyle sihirli bir kelime ki bu, insanın işbirliği, üretkenlik, refah ve mutluluğunu arttırır.
Fakat toplum olarak bu kavramın anlamını bile bilmiyoruz.

Bu nedenle empatinin kelime anlamını öncelikle yazmakta fayda var.
Empati veya eş duyum, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir.

 

Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamındadır.

Kısacası bir şeyi yaparken kendini karşındakinin yerine koymaktır.

Bu değeri hayatınızda olumlu olarak kullanmayı becerebilirseniz,  vicdani olarak çok mutlu olacağınızı ben şahsen garanti edebilirim. 

Ne yazık ki toplum olarak bu değeri kullanmayı hiç bilmiyoruz. 

Yaptığımız olumsuz bir davranış karşısında karşı ne hisseder, kendiniz karşıdaki kişinin yerinde olsanız ne olurdu diye düşünen çok az sayıda insan var.
Bunun örneklerini hayatınızda oldukça sık bir şekilde görebilirsiniz.
Bu konuda örneği ise yaz aylarında oldukça sık rastladığımız herkesin başına gelen olaylar dizisinden vereceğim.

 

Sesi sonuna kadar açık araba ile mahallede gezen veya motosikleti bilinçli olarak egzozunu açıp bu sesten keyif duyan, düğünü veya eğlencesi var diye geç saatlerde havai fişeklerin atan kişiler unutmamalıdır ki keyif aldığı o duygular bazı insanları rahatsız edebilir.

 

Tam da burada empati kurmanız gerekirse evinde hastası olan, yeni doğmuş bebeği veya evde çocukları yatan insanlarının o seslerden rahatsız olduğunu unutmamak gerek.

 

Bu mağduriyeti o eylemi yapanlar düşünse veya kendini o ailelerin veya kişilerin yerine koysa her halde bu olaydan keyif alacaklarını düşünmüyorum. 

Bu örnekleri siz de sıralarsanız liste oldukça kabaracaktır. Empati ile ilgili  ‘İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır,’ ‘canı canla ölçmeli gibi,’ gibi güzel atasözleri yer alırken, bu konuda Hz. Muhammed (sav.) şöyle buyurmuştur: “

 

Kendi iyiliğimizi ve çıkarımızı istediğimiz gibi, başkalarının da iyiliğini ister çıkarlarını gözetirsek ortada fenalık kalmaz.”

Sanırım en iyi Nasrettin Hoca anlatmıştır empatinin ne anlama geldiğini: Hoca bir gün eşeğinden düşer ve acıyla kıvranır.

 

Etrafındakiler “hemen bir doktor çağırın “diye bağırmaya başlarlar.
Bunun üzerine Nasrettin Hoca bana doktor değil, eşekten düşmüş birini getirin” der.


Özetle, bir eylem ve düşüncede bulunurken lütfen empati değerlerini unutmayalım.

 

 

EŞEĞİ SAĞLAM KAZIĞA BAĞLAMAK

Pazar günü bu kentte katkı sağlayan Özkaplan Grubu’nun fabrikası bilinmeyen bir nedenden dolayı yandı.

Tüm müdahalelere rağmen yangın zor kontrol edilerek yaklaşık 12 saat sonra söndürüldü.
Öyle ki Adana’dan yangın söndürme uçağı getirildi.
Aileye tekrar geçmiş olsun diyoruz.
Fakat bu kadar çok sayıda yatırım olduğu bölgede böylesine yangın kazalarının sıkça yaşandığı kentte yangın söndürme uçağının veya yangın söndürme helikopteri ihtiyacı doğmuştur.

 

NAKSAN Holding yöneticisi Bahaddin Nakıboğlu sosyal medyada ‘Gaziantep'e artık helikopterli söndürücüler şart oldu’ fikrini paylaşınca bu konunun  masaya yatırılma zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.

 

Bu olaylar artarsa yakında sigorta şirketleri kendi aralarında para toplayıp yangın söndürme helikopteri alacaklar gibi geliyor.

 

Ayrıca fabrikada yangın söndürme sistemi (Su sisi )  var mıdır yok mudur bilmiyorum ama her işletmenin bu sistemi mutlaka taktırması gerekir.  Özetle: “Eşeği sağlam kazığa bağlamalıyız.”

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz