Hüseyin TOPRAK

Hüseyin TOPRAK

CORONAVİRÜS SALGINI VE SONRASI…

Bu güzel ve garip dünya, birçok salgın hastalık gördü.

Veba salgını.

Kolera salgını.

Tifüs salgını.

Sars salgını.

İspanyol gribi.

İnsanları kırdı geçirdi.

Yakın geçmişte de yapay olduğuna inanılan hastalıklar üretildi;

Kuş gribi gibi.

Domuz gribi gibi.

Kırım Kongo kenesi gibi.

Sonuçta ölen öldü, kalanlar bu güzel, garip ve gizemli dünyada yaşamalarını sürdürdüler.

Yine yakın zamanda çeşitli savaşlar yaşandı, yaşanıyor ve insanlar birbirini öldürüyor.

Son olarak, ölümcül bir virüsle boğuşuyor dünya.

Adını Coronavirüs koydular.

Kimileri, “bu biyolojik bir savaş biçimi diyor.

Kimileri de özellikle 65 yaş üstü insanları evlerine hapsederek, bu ölümcül virüsle savaşılacağını sanıyor.

Bu işin daha ne kadar süreceğini bilen yok.

Benim cennet ülkemin yöneticileri, her biri ayrı rakamlarla, ayrı telden çalarak, insanların kafasını karıştırıyor. Bir de “herkes kendi OHAL’ini kendi düşünsün” var ki gülsem mi ağlasam mı bilemedim…

 

Yarın bu salgın bitecek.

Yine ölenler ölmüş olacak, kalanlar yaşamalarını sürdürecek.

Ancak bu salgın bittiğinde, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Arz – talep dengesi değişecek.

Ekonomik dengeler değişecek.

Sosyolojik, psikolojik, siyasal dengeler allak bullak olacak.

İşçi – işveren ilişkileri, esnaf – müşteri ilişkileri, seçen – seçilen ilişkileri daha farklı işleyecek.

Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik politikaları zayıf ve yetersiz olan toplumların duyarlılığı artacak.

Halk sormaya, sorgulamaya başlayacak.

Yani yaşama biçimi değişecek.

Güzel ve garip dünya,  böylece belki birazcık daha düzelmiş ve yaşanabilir olacak.

X

Bu püsküllü Coronavirüsü belası nedeniyle, sanki bu virüsün sebebi ben ve benim yaşımdakilermiş gibi,on günü aşkın zamandır evden çıkmadım.

Bu süre içinde “evde kal” diyenlerden hiçbir kurum,kuruluş kapımızı çalıp bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sormadı.

Ne kolonya getiren, ne maske, eldiven veren bir kuruma, kuruluşa tanık olmadık.

Neyse ki genç yeğenlerimiz var, neye ihtiyacımız varsa onlar alıp geldiler.

Ya kimsesi olmayanlar…

Onlar da sanırım günlerini dua ve bedduayla geçiriyorlardır.

Allah dualarını da beddualarını da kabul etsin…

 

Yorumlar (1)

+ Yorum Yaz