SOKRANTES...

SOKRANTES...

ÇÖP(z)ÜMSÜZLÜK..

Ramazanın son haftası yapılan Suriyeli geri dönüşüm atıkları toplayanlara karşı operasyonları hepimiz okuduk.


Kimimiz yazık dedik.

 

Kimimiz iyi oldu çok olmuşlardı dedik.

 

Kurunun yanında yaş da yanar misali bu operasyonların diğer halkasında bulunan hurdacılar ve granülcüler (geri dönüşleri hammaddeye çevirenler) belediyenin, çevre bakanlığının, maliyenin, SGK’nın cezalarına maruz kaldılar.

 

Geri dönüşüm muhteşem olacak yazımda bu Suriyeli geri dönüşüm toplayanlarının artık tehlike arz ettiğini mafyalaştıklarına ve trafiği aksattıklarını yazdık.

 

Bu operasyonlardan sonra belediyelerin işinin daha da zor olacağı aşikardı.

 

Çöp konteynerleri ve geri dönüşüm konteynerlerinin artık çok çabuk toplanamayacağı ve pis olacağını tahmin etmemek olmaz.

 

Nitekim oldu da.

 

Belediyelerin bu konu da daha hızlı ve temiz çalışmasının gerekliliği bu sıcakta da çöp konteynerlerinden yayılan kokudan ve pislikten anlaşılmaktadır.

 

Aslında konumuz tam olarak bu değil tabii ki.

 

Konumuz hurdacılar ve geri dönüşümcülerinin sorunlarındaki çözümsüzlük.
Haklarını ve seslerini Demokrasi Meydanı’nda yaptıkları eylemle duyurmaya çalıştılar.

 

Ama şöyle bir şey takıldı kafama…

 

Bu konu hakkında araştırma yaparken 2012 yılında hurdacılar ve geri dönüşümcüler yine bir eylem yapmışlar ve o zamanın belediye başkanına yani Asım Güzelbey’e sıkıntılarının aktarmışlar…

 

Ve ilginçtir o zaman da şikayetler yine aynı.

 

Bu zamandakinde tek fark Suriyeli geri dönüşüm toplayıcıları.

2012’de çöp toplayanlara karşı bir operasyon yapılmamış.

 

Neden çünkü o zaman da çöp toplayıcı böyle çoğalmamıştı.

 

O zamanda cezalar yazılmış, eylemler yapılmış, sonra ortalık durulmuş evli evine, köylü köyüne gitmiş.

 

Gel zaman git zaman sorun yine hortlamış.

 

Dert yine aynı, ilaç yok.

Evet çoğu hurdacının ve geri dönüşümcünün ruhsatı yok.
Alamıyor.

 

Neden çünkü işyerleri buna müsait değil.

 

Çevre bakanlığından geri dönüşüm ruhsatı alınmaya kalkınsa işyerlerinin içinde bayağı bir tadilat yapmaları lazım ve işyerleri bu tadilatlara müsait değil.
Peki ne yapılması lazım.

 

Şimdi belediyelerimiz bazen değişik ülkelere, değişik şehirlere bilgi amaçlı geziler düzenliyor.
Gidip geliyorlar.

 

“Yav hele bi gedin mesela Kayseri’ye bu geri dönüşüm işini nasıl çözmüşler.”
Sadece MÖP diyerek çözmemişlerdir herhalde.

 

Bu esnafın bir siteye ihtiyacı var.

 

Nakliyecilerin var, tamircilerin var, fıstıkçıların var, galericilerin var, ayakkabıcıların var…
Eee hurdacıların neden olmasın.

 

Mesleklerine uygun, ruhsatı kolay alabilecek şekilde…
Kanalizasyonu, suyu her türlü çalışma ortamına uygun işyerleri.
Neden Kayseri dedim derseniz boşuna demedim.

 

Bugün Kayseri’de 2 tane hurdacılar ve geri dönüşümcüler sitesi var.
Ve kontrolü, denetimi kolay.

 

Hepsi elinizin altında.

 

Şimdi yine bu çöpümsüzlüğü aman çözümsüzlüğü devam ettirip bunları sümen altı etmezsiniz inşallah.

 

Su akar yolunu bulur misali 2012’den 2015’e nasıl geldilerse 2108’e kadar da böyle gider derseniz.

 

Bir gözünü kör, bir kulağının sağır ederek gittiği yere kadar mı dersiniz.

 

 

Ama bu işin bir çözüme ulaştırılması lazım.

 

Sonuçta bu şehir bir sanayi şehri ve mutlaka fabrikaların geri dönüşümleri çıkacaktır ve bu geri dönüşümleri hammaddeye çevirerek ülke ekonomisine yeniden katkı sağlayan bir sürü de üretici var.

 

Nasıl operasyonda valilik, çevre müdürlüğü, belediye bir olduysa, sorunu çözme de bir olmaları lazım.

 

 

SOKRANTES DER Kİ: EĞER GÜNEŞE AKILLICA BAKMAZSAK, KARANLIK İÇİNDE KALIRIZ…

 

 

 

 

(Ce)LAL OLMAK…

 

 

Barış nedir:

  1. Savaşsızlık,  savaşmama durumu, birbiriyle iyi geçinme durumu, sulh.
    2. Barışmak eylemi.
    3. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum.

4. genel de erkek çocuklarına verilen isim…

 

 

Savaş nedir:

 

Politikanın, örgütlenmiş silahlı güçler (ordu) aracılığıyla, zor araçları kullanılarak, belli ekonomik çıkarların ve politik hedeflerin kabul ettirilmesi amacıyla sürdürülen biçimi.

 

TERÖR NEDİR:
 

 

Belli bir hedef gözetilerek, toplumda korku ve endişeye sebebiyet verecek şekilde ölümle sonuçlanması planlanan, kişi veya grupların silah veya başka araçlar kullanarak gerçekleştirdikleri eylemlerdir.

 

Terörist saldırılarda ilk amaç ölüme sebebiyet vermektir. Terörist için ilk amaç, hedef alınan kişi veya kişilerin ölmesidir. İkinci amaç, bu ölümcül saldırı neticesinde toplumsal bir korku yaratmaktır. Üçüncü amaç ise bu toplumsal korku üzerinden mesaj vermektir.

 

Söz vermek nedir.

 

Söz verirken acele etme. Çünkü söz namustur.( Hz. ALİ)

 

 

Evet bunları yazdıktan sonra ne anlatmak istediğim az çok anlaşılmıştır.
Bazen konuşurken düşünmek lazım ama maalesef siyasetçiler halkı balık hafızalı zavallı gördükleri için oluyor bu işler siyasette.

 

O yapıyor bu yapıyor demenin alemi yok.

 

İnsanoğlunun fıtratında var bu işler.
Bir şey söyleseler bile hemen yemin et deriz.
Yemin edince inanırız.

 

Eee bunlar da yemin ettiklerini için her dediklerine inanıyoruz bizlerde.
Neyse ne demiş şems.. “Sözün kıymetini lal olandan, ekmeğin kıymetini aç olandan, aşkın kıymetini hiç olandan öğren…”

 

 

 

BU SENE O SENE Mİ?..

 

 


Herkes bu soruyu soruyor Gaziantepspor için.
Aman bu sezon maçları kaçırmayın, seneye bu rakip takımları ancak TV’de görürsünüz diyorlar.
Dünya gözü ile son kez süper lige bakın diyorlar.

 

Bunu demelerinin sebebi ise Gaziantepspor’un şu an itibarı ile kapalı bir kutu olması.
Gelenleri ne olduğu meçhul.
Gidenleri aratır mı?

 

Mutlu Topçu nasıl bir takım yaratacak.
Ekonomik kriz bitti mi?

 

Bu sene de papaz pilav yer mi?
Bakıp bekleyeceğiz.

 

Kesilmedik karpuz…

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz