Ömer Özgür

Ömer Özgür

Coğrafik işaretler ve kutnu

Gaziantep, son yıllarda o kadar çok ürünün coğrafik işaretini, patentini aldı ki kurum ve kuruluşların hızına yetişmekte zorlanıyoruz.

Baklavaya Yunanistan’ın sahip çıkmasının ardından ürünlere coğrafik işaret ve patent almada hız kazandık. Bir ürünün işareti ve patenti sizin elinizde değilse istediğiniz kadar “benim”, “bizim” deyin bir anlam ifade etmez. Buradan hareketle kurum ve kuruluşlarımız ürünlerin patent ve coğrafik işaretini almaya adeta vazife olarak gördü. Emeği geçenleri kutluyorum.


Örneğin Antep fıstığı, dünyanın neresine giderseniz gidin Antep fıstığı olarak bilinir. Bölgenin önemli bir tarım ürün olan Antep fıstığının bile başvurusu çok geç yapılmıştır. Allah’tan o tarihe kadar biri çıkıp da coğrafik işaret ve patent almamış. 18 Eylül 1997 yılında coğrafi işareti alınan Antep fıstığı o günden itibaren adını şehrimizle özdeşleştirmiştir.

 

2015 yılında kutnu, katmer ve Antep peyniri gibi ürünlerin de tescil başvuruları yapıldı. Kutnu ve katmeri Gaziantep Sanayi Odası ve Antep peynirinin tescillenmesi için de Gaziantep Ticaret Borsası başvuru yaptı. Gaziantep Ticaret Odası ise Antep işinin tescilini aldı.

 

Bugün kutnuyu yazıp, ilerleyen zaman diliminde de diğer ürünleri ele alacağım. Kutnu bizim için bir anlamda da millidir. Baharı andıran rengarenk bir kumaşın adıdır kutnu. Sultanların, padişahların süsüdür kutnu. Kumaşın hası, emeğin adıdır kutnu. Renklidir, cıvıl cıvıl…

 

Bir zamanlar, saray mensuplarının kullandığı kumaşın adıdır kutnu. Canla, başla çalışmanın ürünüdür kutnu. Bu kumaş, Gaziantepli sanatkarların emeği ile geldi bugüne. Kutnu kumaşı dokumacılığı, Gaziantepli ustaların maharetli elleriyle de tarihe meydan okumaya devam ediyor. Kutnuculuğun tarihi çok eskilere dayanıyor. Gaziantep’te yüz yıllardan beri yapılan kutnuculuk, bir zamanlar çok önemli bir geçim kaynağı olmuş. Bu sanattan 500-600 ekmek yemiş. Ancak son yıllarda eski değerini kaybeden kutnu dokumacılığı, şehirde bir iki usta tarafından icra ediliyor.

 

Sanatının son bulmaması için çalışan kutnu ustaları, kutnuyu festival ve sergilerde tanıtmaya çalışıyor.

 

Gaziantep’te tamamen el tezgahlarında, değişik şekillerde dokunan ipekli bir dokuma türü olan kutnunun, 16. yüzyıldan itibaren Gaziantep’te dokunulduğu biliniyor. Kutnu kumaşı, eskiden Anadolu’da özellikle alımlı giyinmek isteyen insanların hayallerini süslerdi. Anadolu Selçuklularından bu yana dokunan kutnu kumaşları, Osmanlı padişahları tarafından da elbise olarak diktirilirdi.

 

Görkem, zarafet ve estetik ifade eden kutnu kumaşların hammaddesi filoş olan suni ipek ve pamuk ipliğidir. İçinde sentetik hiçbir madde bulunmadığından sıhhi bir kumaş türüdür. Geçmişi çok eskilere dayanan kutnuculuğun; dünyada basma sanatı yokken, ipeğin çeşitli boyalara defalarca batırılıp, kendisine has renk ve motifler verilerek yapılan bir dokumadır. Kutnu kumaşı, kutnu ve alaca olmak üzere ikiye ayrılıyor. 60′tan fazla çeşidi olan kutnunun hakim rengi sarıdır. Ustaların kafa yorup, yeni tarzlar oluşturmasıyla yeniden ilgi görmeye başlayan kutnunun şal, fular, kaftan, kaşkol, çanta, ayakkabı, etol, kravat, gelinlik ve abiyesi bile var. Kadınların yeniden ilgisini çeken kutnunun eski günlerdeki gibi kullanılan bir kumaş olmasını ümit ediyorum.

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz