Nergiz Karakuş

Nergiz Karakuş

ÇOCUĞUN CİNSEL GELİŞİM EVRELERİ

Cinsel gelişim doğumdan itibaren var olan ve yaşam boyunca devam eden bir süreçtir. Cinsellik yaşam enerjisi olarak tanımlanmaktadır. Cinsellik ayrıca yaşam boyunca bireysel değişiklik gösteren temel ihtiyaçlardan biridir. Çocukların cinsel gelişimi, yetişkinlerin yaşadıkları ile karşılaştırılmamalıdır. Çocukların cinselliği daha çok kendini tanıma ve keşfe yöneliktir. Sağlıklı bir birey olabilmek ve sağlıklı ilişkiler yürütebilmek kendini tanımak ve sevmekle başlar. Dünya üzerindeki canlıların amacı neslini devam ettirmek için üremek, çoğalmaktır.  

Bebek doğduğu andan itibaren kendi derisi üzerinden duyu organlarını kullanarak aldığı hazla ilk deneyimlerini yaşar. Bebekler ve küçük çocuklar dokunarak, tadarak, emerek, koklayarak, duyarak ve inceleyerek duyu deneyimleri edinirler. Annesinin memesini emerek doyma hazını algılar, bezi değiştiğinde ise dokunuşlarla sevilmenin ve temiz olmanın hazzına varır. Bebekler kendi vücudunu ve çevresini, nesneleri ağzına alarak, parmağını veya elini ağzına götürüp, emerek keşfeder ve tanımaya çalışır. Dokunulmak, sarılmak, okşanmak ve sevilmek küçük çocukların ve bebeklerin çok hoşuna gider. Böylelikle var oluşlarının ve ebeveynleri tarafından kabul edildikleri ve sevildiklerinin farkına varırlar. Sigmund Freud tarafından gerçekleştirilen çalışmaların sonuçları, çocukların bedenlerinin anlamını kavrama, işlevini anlama ve kişisel kimlik gelişimi ve ilk tecrübelerini edinmek için bu keşfi vücut ve duyu organları ile yaptığını destekler. 

Çocuklardaki cinsel davranışların birçoğu duyguların ve yaşanan olumsuz durumların dışa vuruş şeklidir. İlgi ve sevgi görmeyen çocuklar bunu bir başkasına sarılarak gidermeye çalışırlar. Evde şiddet gören, aile şiddetine şahit olan, cinsellik içeren sözleri sık duyan ve cinsel istismara maruz kalan çocuklar aşırı cinsel davranışlarla yolunda gitmeyen bir şeyi dışa vururlar. Bu çocuklar sakinleşmek ve güvende hissetmek için, kendi vücutlarına dokunarak rahatlamaya çalışırlar ya da bir arkadaşına sarılarak onunla aynı yatakta yatarak kendini iyi ve güvende hissetmeye çalışırlar. Çocuklar, sarılmak, hassas dokunuşlar ve genital ilişkiyi ayırt edemezler. Bu sebeple cinsel istismara uğramamaları için ebeveynlerin dikkatli olması gerekir.

Çocuğun cinsel gelişimi kendi cinsel organları ile ilişkili olmamasına rağmen, ama bunu da beraberinde geliştiriyor. Çocuklar kendini, bedenini tanıma ve deneme ihtiyacı hissederler. Bunun için kendilerini kimsenin rahatsız etmeyeceği sakin yerlere, odalara ya da saklanacakları köşelere ihtiyaçları vardır. Çocuğunuz kendi bedenini tanımak için soyunduğunda, aynada kendini incelendiğinde ona bunu yasaklamayın. Bu konu tabu olarak görülmemelidir. Günlük yaşamlarında bu deneyimlerini edinebilmeleri için imkânlar sağlanmalıdır. Ebeveynlerin görevlerinden biride aynı zamanda doktor oyunlarında çocuğun kendi yaş grubu ile oynamasını sağlamaktır, bu oyunda yetişkinlerin işi yoktur. Çocuklar genellikle iki yaşında bilinçli olarak kendini tanımaya başlar ve vücudunu inceler. İki yaşında soyunarak genellikle kendi vücudunu ve cinsel organını bir diğeri ile karşılaştırmaya başlarlar. Üç yaşında ise cinsel kimliğinin farkındadır, kız, erkek, kadın ve adam gibi kimlikleri tanımaya başlarlar.

Cinsel gelişim içgüdüsel ve doğal bir gelişimdir. Ancak cinsel gelişimde kültürler, dinler, inançlar, politika, ekonomik durum, aile kültür ve eğitim durumuna göre baskı, destek, kısıtlama ve serbestlik etkileri büyük rol oynar. Bu tutumlar çocuğun cinsel hayatını ve ilişkilerini ömür boyu olumlu ya da olumsuz etkiler. Bazı toplumlarda bakirelik, bekârlık halen çok önemlidir. Cinsellik, günlük yaşamda diğer ihtiyaçlarımız gibi normal olmasına rağmen, hep bir tabu olarak görülmektedir. Çocukların cinsel gelişimlerinde, kavga etmek, ısırmak, dövmek, sevmek vs. cinsel davranışların doğal karşılanması gerekmektedir. Ailede ve toplumda cinsellik konuşulmaya korkulan, tehlikeli ve kirli bir konu olarak kalmıştır. Erkek ve kız çocuklarının erken yaştan itibaren birbirleri ile oynamaları yasaklanır.

Çocuğun bir başka çocuğun önünde soyunması, onunla doktorculuk oynaması, anne ve baba taklit oyunları yasaklanmaktadır. Psikologlar sağlıklı bir cinsel gelişim için , çocukların yaşıt ve ikisi de isteyerek birbirlerine zarar vermeden beden keşfi ve doktor oyununu oynamalarını önerirler.. Yaş ilerledikçe bu konuda artık cinsel bilinç oluşmuştur, okul çocuklarında bu konu bilinçli konuşulur ve anlamını bilirler. Çocuklar yetişkinlerden ve televizyonda gördüklerini taklit ederler. Ebeveynlerini gözlemledilerse ve bu sahneleri gördülerse anlam yüklemeden aynısını oyun gibi taklit ederler.

Freud sağlıklı bir gelişim için doktorculuk, anne ve baba taklit oyunların önemli olduğunu söyler. Ebeveynler, çocuklar bu aktivitelerde ileri giderek birbirlerine zarar vermelerinden korkarlar. Bu aktivitede çocuğunun kirlendiğini sanırlar, oysaki bu normal bir gelişim evresi oyunlarıdır. Sadece çocuklara her iki tarafın istemesiyle oynanması gerektiği anlatılmalı, örnek olarak da doktorun kendi hastasını istemediğinde muayene etmediği örneği verilebilir. Her çocuk kiminle oynayacağını kendi belirlemelidir, her çocuk dikkat etmeli ki oyun her ikisi için eğlenceli olmalı, bir diğeri diğerinin canını acıtmamalı, şayet çocuklardan biri oynamak istemiyorsa ‘Hayır’ diyebilmeli ve bir başkasının ‘Hayır’ ı kabul edilmeli. Hiç kimse oyun esnasında tehdit edilmemeli, oyuna zorlanmamalıdır. Şayet bir diğerinin ‘Hayır’ ı kabul edilmiyorsa, yetişkinlerden yardım istenmesi öğretilmelidir. Aile olarak çocuğunuza ‘Hayır’ demesini ve o istemediğinde hiç kimsenin onun vücuduna dokunmaması gerektiğini ve de çocuğunuzun da bir başkasının ‘Hayır’ ının kabul etmesi öğretilmelidir. Siz aileler olarak.

Çocuğunuzu bu durumlarda ayıplamayın, suçlamayın. Bu tutumunuz çocuğunuzu strese girmesine, yanlış bir şey yaptım, ayıp, pis ve kirliyim gibi duyguya sürükleyebilir. Bu da yaşam boyu tüm cinsel ilişkisini ve yaşamını olumsuz etkiler. Onunla sakin bir şekilde sınırları belirleyerek ve onun anlama yaşına uygun açıklamalar yaparak sorularına ve ilgisine yanıt vermiş olursunuz. Ebeveynlerin bu konuda ki tutumları, genellikle çocukluklarında kendi edinmiş oldukları deneyimlerle bağlantılıdır. Negatif bir tutum ise kendi çocuğuna da negatif yaklaşacaktır şayet pozitif ve açık bir deneyim ise kendi ailesinde yaşamışsa kendisi de bu konuda çocuğuna pozitif yaklaşacaktır.

Bu durumda çocuğunuzla açık ve onun anlayacağı dilde kuraları belirleyin. Çocuğun sorularını ve düşüncelerini ve de davranışlarının arkasında ki sebepleri anlamaya çalışmanız sağlıklı tutum olur.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz