Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Ceza paranoyası

Biri bana şunu anlatırsa çok sevinirim.

Trafik kurallarına uymak için ya trafik ekibi veya MOBESE’mi olması gerek?

Ya da kural ihlalinin cezalandırılması için piyango mu vurması?

Ne kadar doğrudur bilmem… Başka yerlerde, kurallar Gaziantep’te olduğu kadar didik didik edilmiyormuş!..   

Şehir efsanesi çok.

Kota varmış, kotanın dolması gerekiyormuş!..

Kalyon’da yaya geçidini bile geçsen MOBESE yazıyormuş!..

Aman Ordu Caddesi’ne dikkat!..

Mezarlıkta uygulama muhakkak olur, Küsget’e yavaş git!..

Durum, vaziyet aynen böyle!..

Ya çıkarsa?

Piyango gibi anlayacağınız!..

Ya da “Almayana çıkmaz” gibi.

Arabası olmayana da ceza yazılmıyor.

Yakalanma da ne yaparsan yap.

Demek ki güvenlik falan hak getire.

Tamam kurallara uyana ceza yazılmıyor.

Doğru olan da bu ama realiteler maalesef göz ardı ediliyor.

On gün boyunca aracınızı park ettiğiniz yerde,

On birinci gün ceza yiyorsunuz.

Sorun ceza da değil, varsa bir kabahat ceza yazılsın zaten.

Ama her zaman yazılsın ki tuzağa düşer gibi bilmeden de ceza yemesin vatandaş.

“Bir gün var, bir gün yok” olmasın.

Şimdi kimse demesin “yasaksa koyma, yasak levhası var.”

Ben zaten koymuyorum da?

İnsan bazen ne yapacağını da şaşırmıyor değil.

Parkomat, parkomat, parkomat!..+

Binalarımızın bahçesine bile parkomat koyacaklar nerdeyse!..

“Bu araba değil, biz ev olarak kullanıyoruz” diyeceğim ama bu defa da Emlak Vergisi!..

 

Madem konumuz trafik, öyle de devam edelim öyleyse…

Hani şu trafik magandaları diyorum…

Özellikle Cumartesi-Pazar günleri kuralsızlık diz boyu.

Makas atan mı dersiniz, sürat yapan mı, müziğin sesini açıp sağa sola sünen mi?

Bu adamlara nasıl oluyor da bir uygulayıcı memur denk gelmiyor?

Makas atan yine makas atıp trafiği alt üst ediyor,

Sinyal vermemek zaten Gaziantep’in karakteristik özelliği olmuş,

Dengesiz adam sinyal verirse delikanlılığına zeval gelecek zannediyor.

Hele kuş serisinin malum beyaz arabaları var ya onları gördün mü zaten insanın tadı tuzu kaçıyor.

Bir gerilim başlıyor. Çek kenara dur…

Bir arkadaşa söylemiştim “Ben olsam bu arabaları trafikten men ederim,

Bu arabaların ruhunda var galiba, binen kabadayı oluyor”

Doğru söze ne denilebilir ki?

“Bir arkadaşımın böyle bir arabasına bindim, inan bir anda ruh halim değişti.

Önceden kızdığım adamlar gibi oldum” dedi.

 

Ha bir de kimse kusura bakmasın, Kalenin oradaki meşhur restoranın önündeki yol vatandaşın ortak kullanım alanı, trafiğin alt üst olması yetmezmiş gibi birkaç adam “burası yasak” deyip işgüzarlık yapmasın.

Bir de sabahın o trafiğinde SGK Müdürlüğü’nün az ilerisindeki bir kamyonet her gün iki şeritli yolu tek şeride düşürüyor, düşürmesin…

Adı ana cadde olan ama iki arabanın yan yana zor geçtiği bazı yerlerde sağlı sollu araçlar keyfe keder park edilmesin. Edenlere anında ceza uygulansın…

Toplu taşıma araçlarının kural tanımazlığını yazmaktan biz usandık, fazla da yazmaya gerek yok. Allah insaf versin…

 

Trafik dedik, maganda dedik… Bunların olduğu yerde “Haydar” olmaz mı hiç?

Mevzu basit. Hatalı ol, ya da olma. Hafifte olsa tıkladın, ya da tıklattıysan birine, bir hışımla in arabadan. Levye dönemi bitti, bir de ağır oluyor, çıkar yeni moda Haydarı sorup sorgulamadan Allah ne verdiyse!

 

Bir de hız sorunu. Konuyla ilgili güzel bir gelişme yaşandı. Hız limitleri artırıldı ama yine de yetersiz gibi.

Levhada “70” yazıyor.

Gidiyoruz 70’le

Arkadaki selektör yapıyor.

Geçiyoruz sağa,

Arkadan dolmuş geliyor, o direk kornaya basıyor.

Ne yapsak acaba!

Dörtlüyü yak, yeni öğreniyormuş gibi yap.

Galiba en doğrusu bu.

 

Aklıma gelmişken hız limitleri artmadan önce polis memuru bir ağabeyim ceza yazmak zorunda kaldığı bir olayı anlatmıştı.

Havaalanı yolunda yanlış hatırlamıyorsam 60 kilometre hızla giden bir otomobil sürücüsüne yüksek hızdan dolayı ceza yazmış. Ama diyor, “O kadar mahcubum ki, kocaman yolda adama 60’la gidiyor diye ceza yazdık. Ama defalarca özür diledim, biz emir kuluyuz dedim. Gerçekten mahcup olmuştum.” Neyse ki hız limitleri şimdi biraz daha makul.

 

Allah vatandaşımıza kurallara uyma bilinci, uygulayıcıları ise sabır ve kolaylık versin, onların işi de gerçekten zor…

 

DOĞUDA SERBEST

BATIDA KAÇAK!

 

Bir şeyin kaçak olması için meblağının fazla mı olması gerekiyor? Doğuda, hatta batı da, hatta Gaziantep’te malum kaçak sigara satanları görmek mümkün. Hele ki Ağrı gibi doğunun doğusunda neredeyse her caddede kaçak sigara satan seyyar satıcıları görebilirsiniz. Demek ki bunlar kaçaksa sigara değil, sigaraysa kaçak değil. 

 

BAHARATIN TADI KAÇAR MI?

 

Zahter, pul biber, sumak, kimyon ve diğerleri. Baharatın başkentine bu yapılır mı? Yapıldı bile. Hijyen açısından iyi olacak belki ama Elmacı Pazarı artık eski Elmacı Pazarı olmayacak. Baharatın kokusuna bakıp da tazeliği anlaşılmayacak. Kokular artık eskisi kadar buram buram gelmeyecek. Markette neyse, baharatçıda da, aktarda da ambalajlı olacak. Artık geleneksel çuvallarda baharat olmayacak, hijyen de olsa soğuk geldi bana baharat ambalaja girince eski sıcaklık kalmayacak.

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz