Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Çek-senet meselesi

Aslında daha önce yazacaktım ama bir türlü sıra gelmedi, fırsat olmadı. Geçenlerde bir ziyaretimizde konu yine dönüp dolaşıp son dönemde sıkça gündeme gelen çek senet tahsilatlarında yaşanan sorunlara gelince geç de olsa yazayım istedim.

 

 

Malum karşılıksız çek ve ödenmeyen senetlerle ilgili son dönemde ciddi bir artış söz konusu. İş dünyası da alacaklarını tahsil etme noktasında sıkıntılar yaşıyor. Ve çeşitli programlar vesilesiyle konuyu gündeme getiriyor. Yetkililerden konuyla ilgili tedbir alınmasını talep ediyor.  

 

 

Özellikle bazı sektörlerde adeta bıçak kemiğe dayanmış ki, Gaziantep’te konuyu ilk GAP SHOES Ayakkabı Fuarı’nda Ayakkabıcılar Odası Başkanı İbrahim Buğur gündeme getirmişti.

 

 

Biraz da sitemle, sadece ayakkabı sektörünün değil tüm iş dünyasının, çek ve senet ödemelerini yapmayanlar yüzünden sıkıntı yaşadığını anlatmıştı. Esnafın, sanayicinin, ithalatçının, ihracatçının kafasındaki en önemli sorunlardan bir tanesinin, çek-senet ödemelerini yapmayan insanlar olduğunu kaydetmiş ve çek-senet borcunu ödemeyenlere hapis cezasının kalkmasını eleştirmiş, bir an önce çözüm beklediklerini anlatmıştı. 

 

 

Aradan çok zaman geçmeden çek-senet meselesini Gaziantep’in Yıldızları Ödül Töreni’nde TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da dile getirdi. Hisarcıklıoğlu her zamanki mizah dolu üslubuyla çerçeveyi koydu. Çek-senet meselesinin iş dünyasının en büyük sorunu haline geldiğini kaydetti, hapis cezasında nasıl bir paradoks yaşandığını ve hapis cezasının neden kaldırıldığını kendi penceresinden anlattı, tabii çözümü de söyledi.

 

 

Önce yaşanan sıkıntının boyutunu özetledi. “İç piyasada sıkıntımız var. Para dönmüyor, takip yok, şu anda en büyük sıkıntımız bu. Türkiye’nin tamamında da bu sıkıntı var. Son bir yılda, 2014-2015 mukayese edelim. Karşılıksız çeklerde tutar bazında bir önceki yılda artış ne? Bir yılda yüzde 80 oranında arttı. Bundan dolayı vadeli çek konusuna tekrar hapis gelmesi talebi var” dedi.
Salonda bir anda alkış sesleri yükseldi, Hisarcıklıoğlu da yükselen alkış sesine, diğer konuları bu kadar alkışlamadınız diyerek, espri yaptı. Aslında konunun altını çizdi. 

 

 

Devamında ise hapis cezasının kalkma sebebini anlattı. Güler misin ağlar mısın misali, konu öyle bir yere gitti ki, günler sonra bana bu yazıyı yazdıranda yaşanan bu hikaye oldu aslında. İş dünyası ne yapsın, devlet ne yapsın, buyurun kararı siz verin:

 

 

Hisarcıklıoğlu anlatıyor: “Vadeli çeke hapis cezasının kaldırılmasına beni şöyle ikna ettiler. Sayın Babacan ile Adalet Bakanımız beni çağırdılar. Dediler ki, ‘Yargıtay’da 240 bin dosya var. Şu anda karşılıksız çek dosyası görüşülmek üzere bekliyor. Yargıtay Başkanından rica ediyoruz: Aman bu dosyaları görüşmeyin. Sebebini sordum.

 

Beni şöyle ikna ettiler. Dediler ki, “Türkiye’de hapishanelerin kapasitesi 142 bin, 240 bin dosya daha görüşülse 240 bin kişi daha hapse girecek. Garipliği düşünebiliyor musunuz, eğer dosyalar onaylansa bundan sonra hapse girene randevu verilecek: Sen 15 gün sonra gel seni hapse alacam, sen bir ay sonra gel, seni hapse alacam. Veyahut da yeni hapishane yapmak lazım. ‘Bu nedenle hapis cezasını kaldırıyoruz’ dediler.”

 

 

Konu ironik, konu paradoks ama çözüm de üretilmiş. Fakat çözümü bilen pek yok.
İşte yine Hisarcıoğlu’nun ağzından yaşanan sorunun çözümü: “Bankalar nasıl kredi verirken müşterinin sicilini görüyorlarsa, biz de barkotlu çek kullanalım. Bu sayede müşterinin bütün geçmişini görebilelim. Karşılıksız çeki var mı, yok mu, protestolu senedi var mı, ödüyor mu, ödemiyor mu, bankalar ne kadar kredi vermiş hepsini yükleyelim. Bunu hayata da geçirdik. Gaziantep’te ankette yaptım ama maalesef yüzde 90 işadamımız barkotlu çeki duymamış. Barkotlu çeki kullanın.”

 

 

Evet bundan sonrası için en azından şimdilik çözüm barkotlu çek kullanmak geçiyor galiba... Hapis cezasının yeniden gelmesi ise bu şartlarda çok zor. Çünkü boş hapishane bulmak çok zor…      

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz