Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Bu süreç doğru okunmalı

Maalesef terör bir dünya gerçeği.

Ülkemiz ise terör konusunda en büyük tecrübeye sahip ülkelerin başında geliyor.
Yıllardır terörle boğuşuyor, terörün içerisinde yaşıyoruz.

 

Binlerce insanımızı terör belasına vermiş bir ülkeyiz.
Ve gün geçmiyor ki teröre bir şehit daha vermeyelim.

 

Fakat gelişmiş ülkeler terörün karanlık yüzünü, acımasız yüzünü yeni yeni görüyor.
Kendisine dokununca anlıyor, topyekün tepki gösteriyor.

 

 

Oysa Türkiye yıllardır terör kötüdür, terörün rengi, dini, milleti olmaz diyor.
Tüm bu çabalara rağmen gelişmiş batı ülkeleri ‘korumalı dünyalarından’ seyrediyor, seyretmekle de kalmıyor, politik ve ekonomik hesapları için teröre destek veriyor.

 

Yıllarca böyle olmadı mı?

Fransa’da yaşanan terör olayı gelişmiş ülkeler için bir milat olabilir belki.
Ama biz bunu her gün yaşıyoruz.

 

 

Ortadoğu toplumları, İslam coğrafyası maalesef batı destekli terörün içerisinde.
Her gün onlarca, yüzlerce insanın kanı akıyor.

 

Afganistan’da yıllar önce başlayan işgal, kan ve gözyaşı devam ediyor.

Filistin’de keza öyle, çocuklar ölüyor, demokrasi ve özgürlüklerden bahseden, insan haklarından bahseden Amerika ve Avrupa seyrediyor.

 

Öyle ki Amerika’nın demokrasi getirmek için girdiği Irak’ta kaos bitmiyor.
Ve nihayetinde Suriye’de başlayan sıcak temas, soğuk savaş…

 

 

Farklı hesaplar, farklı bloklar oluşturmuş durumda.
Avrupa, Amerika, Rusya, İran baş aktörler arasında.

 

Tabii Türkiye’de bu denklemin tam göbeğinde pozisyon almış durumda.
Çünkü ateş yanı başımızda ve çözümün yolu Türkiye’den geçiyor.

Bölgede desteklenen gruplar, örgütler var.
Bu sorun ancak Türkiye’nin öncülüğünde ve içinde olduğu bir formülle çözülebilir.

 

 

Zaten gelişmiş ülkeler Türkiye’nin tespitlerine ve öngörülerine göre hareket etmiş olsaydı, belki de bugün yaşanan sorunların hiçbiri yaşanmayacaktı.

 

En baştan Suriye için harekete geçilmiş olsaydı bu tabloyla karşı karşıya kalınmayacaktı.
Ne mülteci sorunu olacak, ne de Daeş gibi unsurlar güç kazanmayacak, büyük meseleler haline gelmeyecekti.

 

 

En başta da dediğim gibi batı dünyası terör kendine dokununca meseleyi kavramaya başladı.
Keşke olmasaydı ama Fransa’da 129 masum insanın ölmesi, terörü tam da G20 toplantılarının olduğu günlerde dünyanın bir numaralı gündem maddesi haline getirdi…

 

Dikkat edilirse Amerika ve Avrupalı ülkelerde terörü protesto etmek için Fransa’ya destek mesajları yayınlandı, bu ülkelerdeki önemli merkezler Fransız bayrağının renklerine büründü.
Ama Türkiye’de terör her gün yaşanıyor, Ortadoğu’da her gün kan akıyor.

 

 

Medeni batı maalesef bu bölgede akan kanı görmüyor, görmemezlikten geliyor.
Ama sorun artık görmemezlikten gelinmeyecek kadar büyük.

 

Sorun artık Avrupa’nın göbeğinde.
Görünen o ki batı dünyası teröre karşı yeni bir konsept belirleyecek, tabiri caizse “angajman kuralları” değişecek.

İnşallah ırkçılık hortlamaz.


Batı toplumlarında muhakkak toplumsal tepkiler olacak ama bu umarım devlet politikaları üzerinde savrulmalara neden olmaz.


Alınacak tedbirler yabancı ülke vatandaşları üzerinde, özellikle Müslüman vatandaşlar üzerinde baskıya neden olmaz.

 


Mülteciler noktasında mağduriyetlerin yaşandığı, sınır kapılarının kapandığı sonuçlar yaşanmaz.
Batı toplumları bu tür tedbirler yerine, kendini çek eder ve nerede yanlış yaptığını gözden geçirir.
Nasıl bir çifte standart içerisinde olduğunu görür.

 


İnsanın nerede olursa olsun insan olduğunu; demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin yalnız kendi ülkesinin insanı için değil, tüm dünya insanları için gerekli olduğunun farkına varır.
Mısır’da demokratik hükümet darbeyle yıkılırken seyreden batı dünyası, demokrasi havariliği ile ülkeleri işgal etmekten, toplumları despot yönetimlere mahkum etmekten, kendine dokunmayan teröre destek olmaktan ve “benim teröristim iyidir” mantığı ile hareket etmekten vazgeçer .
Fransa’daki olay bir dönüm noktası, bir milattır.

 


Gelişmiş ülkeler bunu ya doğru okur ve doğru çıkarımlarda bulunur.

Ya da sonuç tüm dünya için kötü olur.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz