Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Bu millet zulme boyun eğmez

Gaziantep ya da Kilis, son dönemde istesek de istemesek de aklımız hep sınırda, bölgede yaşanan gerilimde... 

 

Yaklaşık 5 yıldır zaten Suriyeli kardeşlerimize kucak açmış, aşımızı ekmeğimizi paylaşmışız.

 

İki milyon nüfuslu Gaziantep’te 400 bin civarında Suriyeli vatandaş yaşıyor.

 

Kilis’te ise durum bambaşka. Suriyeli göçmen sayısı Kilisli vatandaşların sayısını geçmiş.

 

Evet, biz sıcak bölgenin en sıcak noktasındayız.

 

Medeni batı demiyorum, büyük devletler de demiyorum; parası olan, gücü elinde bulunduran devletler bu süreçte maalesef çok kötü bir imtihan verdi/veriyor.

 

Binlerce masum insan öldü. Örgütlerin, bomba yağdıran Rusya gibi devletlerin hedefi oldu.
Binlerce insan ülkelerinden, evlerinden, ailelerinden edildi.

 

Gücü elinde bulunduranlar maç izler gibi seyretti, yetmedi sınırına dayanan insanları reddetti.
Rencide etti, yeteneklilerini seçti, kucağında çocuğuyla umuda koşanlara çelme taktı, tavuk besler gibi tepelerinden ekmek attı, diken yetmedi jiletli tel çekti, deniz ortasında su botunu patlattı, ziynet eşyalarını aldı ve dahası…

 

Hani söyleniyor ya, bölgede satranç oynanıyor.

 

Yok öyle düşünüldüğü gibi satranç oyunu falan yok ortada.

 

Güç var, yağma var, talan var.

 

Ölen var, kaçan var, kaçamayan var.

 

Evet, seyrediyorlar, seyretmeleri yetmiyor, Türkiye’ye hem kızıyor hem “aman” dileyerek seyrediyorlar.

 

Çünkü vicdanları öyle körelmiş ki insanlığı parayla satın almaya çalışıyorlar.

Evet ortada bir imtihan var ve bu imtihanın tek kazananı emin olun yine Türkiye olacak.
İsteselerdi “koca” Avrupa, “koca” Amerika ve diğerleri şimdiye kadar bu yangını söndüremezler miydi?

 

Elbette söndürürlerdi, bunu bilmeyen yok.

 

Güçle, zorbalıkla bölgede yeni bir düzen kurma çabası içerisindeler.
Önceden demokrasi götürmek için işgal ederlerdi, şimdi suya sabuna dokunmuyorlar.
Taşeronlar çalışıyor, ortalık iyice karışınca bölgeyi düzeltmek adına üşüşüp, çörekleniyorlar.

 

Ama bu böyle gitmez, bu zulüm böyle devam etmez.

 

“Zulümle abat olanın ahiri berbat olur” diye bir atasözü vardır güzel Türkçemizde.

İki yüzlü batı, ilkesizliği ve kalmayan kutsallarıyla sanırım kendi sonunu hazırlıyor.
Bekleyip göreceğiz, şimdi dost görünenler yakında bakın nasıl birbirine düşecekler.
Yalan ve riya üzerine yaptıkları anlaşmaları nasıl bozulacak.

 

Bakın nasıl polemikler, nasıl çıkar kavgaları çıkacak.

 

Yine kendi gündemlerine dönecekler, birbirleriyle kavga ederken Türkiye’yi unutacak duruma gelecekler.

 

Bunlardan kadim dostluk beklemeyin. Amerika ve İran nereye kadar! Hele ki Rusya ile Amerika!..
Bunlar çıkarları için bile anlaşamaz, birbirlerine hainlik yapar, çelme takarlar.
Yakında, “Aman Türkiye” demeye başlarlarsa hiç şaşırmayın.

 

İsteseler de istemeseler de Türkiye’ye mahkumlar.

 

Kim ne derse desin, zorlu bir süreç olsa da ibre Türkiye’den yanadır.

 

Türkiye bir yükseliş trendindedir.

 

Hasarlar, aksamalar, küçük kazalar olsa da bu yükselişten geriye dönüş yoktur. 

Tabii ki realiteleri göz ardı etmemek gerekir.

 

Biz tabii ki yaşananlardan tedirginiz, “acaba ne olacak kaygılarımız” elbette ki var.

 

Asla bir savaşın içerisinde olalım istemiyoruz.

 

Savaş çığırtkanlığı yapanlara da kızıyoruz.

 

Ama güçlü bir inancımız, tarihi bir geçmişimiz, güçlü devlet geleneklerimiz ve son dönemde gelinen noktada güçlü bir savunma sanayimiz var. 

 

 

Bunu bir duygu yükü, bir heyecana kapılıp söylemiyorum ama;

 

Hiçbir millette olmayan “Ya istiklal ya ölüm” diyecek kadar büyük bir yüreğimiz var.

 

“Ya istiklal ya ölüm” diyen bir millete de dünyada ne kafa tutacak, ne de güç yetirecek başka bir güç var…

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz