Çetin PEKMEZCİ

Çetin PEKMEZCİ

BİR SEZONDA ÜÇ HOCA

Sayın İbrahim KIZIL, başkanlığı devir aldığı 23 Ocak 2006 tarihinden sonra, en başarılı sezonunu geçen sene yaşadı. Tolunay hoca ve ekibinin görev başında olduğu süreçti, özellikle geçen yıl devre arasında yapılan nokta transferlerle takıma kazandırılan: Wagner, Popov, Hürriyet, Cenk gibi isimleri Tolunay hoca çok iyi kullandı. Yönetimin kendisine sunduğu imkanları iyi değerlendirdi. Takım sezonu 4.bitirerek Avrupa biletini aldı. Geçen sezonun ikinci yarısının en başarılı takımı hiç kuşku yok ki Gaziantepspordur. Havaya girmeyip, işe biraz daha ciddi bakmayı başlasaydık şampiyonlar ligi çok da uzak değildi. Bu takımdan yaşları dolu olan Zurita, Cesar ve Jorginyo gitti. Hürriyet zaten kiralıktı. BU TAKIM AVRUPA’YA ÇIKARKEN TESPİT EDİLEN EKSİKLİKLERİ BELLİYDİ. Forvet hattına bir santrafor, orta sahaya bir oyun kurucu ve sağ kanadımıza bir savunmacı. Bunların hiç biri hayata geçirilmedi. Avusturya’nın Balta girmemiş ormanlarında gözden uzak yapılan kampla Avrupa’ya hazırlandık. Yeterli oksijen depolayamayan Gaziantepspor, ikinci eleme maçında, Avrupa’ya bye dedi.
Döndük annemizin ligine. Başladık lig hazırlıklarına. 3 Temmuz’da patlayan bomba ligin ertelenmesine neden oldu. Tolunay hoca ile çıkılan yolda, ilk darbeyi Antalya’da aldık. Ligdeki ilk 4 maçımızı kayıp ettik. Bu kayıplar Tolunay hocayı da götürdü. Yönetim bu olayı iyi okuyamadı. Futbolcuya endekslenen sistem, Yeniçeri ayaklanması gibi, Tolunay hoca ve ekibinin başını yemişti. Bundan sonra takımın başına gelecek Teknik Heyet, istense de istenmese de futbolcu hegemonyasına teslim edilmiş olacaktı. İşte bu süreçte tercih edilen Abdullah hoca, acemi ve deneyimsiz biriydi. İyi niyetle takımın başına ilk yarıdaki Beşiktaş maçıyla geldi, İkinci yarıdaki Beşiktaş maçı sonrası da gitti. Hep sordum, acemi berbere sakal traşı olur musunuz demiştim.İyi niyetli, bilgili olmak yeterli değil. DENEYİM VE HEYECAN DA şarttır. Yeterince deneyimden, gereken heyecandan yoksun Abdullah hocam ile de yollar ayrıldı.
Gaziantepspor alt sıradan kurtulamadı. Ligde sıkıntılı günler yaşamaya başladı. Çarşamba İstanbul da yenilgi alan takımımız, Pazar günü kendi evinde SİVAS gibi, 10 haftadır yenilmeyen, son 4 maçını galibiyetle kapayan bir takımı konuk etmeyi beklerken, ne yazık ki hocadan da yoksundu. İşte bu sıkışıklık sürecinin yaşandığı bir ortamda TRT 3’de Spor Yorumculuğu yapan Hikmet KARAMAN ve ekibini takımın başına getirerek, bir sezon içerisinde 3.cü hocayla çalışmaya başladık.
Bu olay Gaziantepspor adına iyi düşünülmesi gereken bir olgudur. Bir futbol takımı yeni sezona hazırlanırken nasıl planlama yapılmalı, hedefimiz nedir, kimle çalışmamız gerekir, transferleri nasıl yapmalıyız... gibi soruların cevaplarını, cevaplayarak, taraftarların ve spor kamu oyunun önüne çıkılmalıydı. Hep gönderilen hocalarımız mı suçluydu. Hocaları başarısızlığa iten süreç de, yönetim mekanizmasının suçu yokmuydu. İşte bunları unutmadan takımın geleceğini planlamak gerekir diye düşünüyorum.
Hikmet Karaman ve ekibinin göreve getirilmiş olması, şu aşamada EN İSABETLİ bir karardır. Hikmet hocamı, Gaziantepspor’un Antalya da yaptığı kamp döneminde; 2006 senesinde, Milli Takımın da Antalya da Kamp Yaptığı süreçte bir hafta izlemiştim. Futbolcularla olan iletişimini, motive edişin, takım çalıştırmasına yakından tanık olmuş ve Fatih hoca ile birlikte düzenledikleri basın toplantısına KANAL 27 EKİBİ OLARAK katılmıştım. Hocamızın Ankaragücü ve Manisa spor takımlarında da yaptıkları ortada. Futbolu yorumladığı Futbolun ateşi PROĞRAMINDA DA bilgisini ve anlatım gücünü biliyoruz. İşte bu karışık ortamda hoca takımın başına geçti. Dört cezalı, Beş sakat ve en acısı antrenman yapacak sahayı dahi doğru dürüst bulamadan takımı Sivas Maçına hazırladı. Elindeki kadroyu en verimli şekilde kullandı. Defansa Dany-Binya ikilisi, önlerine de Yasin-Orhan ikilisini koydu. Sağ kanada Serdar, Sola Şenol, Cenk'in arkasına Sapara ve Kaleyi de Özden'e emanet ederek Sivas karşısına çıktı. Ağır hava şartları, eksik ve sakatlıklara rağmen ilk onbeş dakikayı seyir ederken, takımın eskisinden farkı ortaya çıktı. İlk çeyrek de Cenk, iki net pozisyona girdi. Tribünler hareketlendi. Enoramo’nun ayağından yediğimiz gol bile takımı etkilemedi. ORHAN VE BİNYA’nın şimdiye kadar görmediğimiz futbolu, takımın şeklini değiştirdi. İlk yarıyı mağlup bitirmemize rağmen moralimizi bozmadık.
İkinci yarıya da golle başladık. Cenk'in şutu, Kağan'a çarpıp gol olurken, takıma hedef gösterdi. Kıvanç'ın atılmasını deneyimli Hikmet hoca, Muhammet'i oyuna alarak değerlendirdi. Muhammet'in şutu, kaleci Atilla'nın da hatasıyla ağlara takıldı.2-1 öne geçtik. Maçın kontrolünü elimize aldık. Rıza hocanın NAS ve SUAREZ hamleleri sonuç vermedi. MİLAN'IN, kaleci ÖZDEN’İ de aşan topu AUTA atması, galibiyetin habercisi oldu. Son dakikalarda skoru koruma alışkanlığımız biraz geri çekilmemize neden olduysa da, maçı kazandık. İlk kez geriye düştüğümüz bir maçı geri çevirdik. ORHAN: Sahanın yıldızıydı. CENK, gol kaçırmasına rağmen iyiydi. BİNYA da beklenenden iyi oynadı.
İşte kenardaki bilgi ve tecrübeye heyecan ve motivasyon eklendiğinde bu takımın neleri başaracağı ortada. Her maçta inanılmaz hatalar yapan SERDAR'IN kusursuz oynaması da cabası. Sonuçta 3 puan alınması çok önemliydi. Bunu başardık. TEŞEKKÜRLER FUTBOLCU KARDEŞLERİM.HOŞGELDİNİZ HİKMET HOCAM.
B.Şehir Belediyespor geçen hafta Çaykur Rize Sporu 3-0 gibi net bir skorla geçerek bizlere heyecan ve ümit verdi. Bu pazar İstanbul da Güngören karşısında, GÜN GÖRMEYEREK, ligin sonuncusu takıma 2-0 gibi skorla yenilerek, bizleri üzdü.
Her iki takımımıza da önümüzdeki maçlarında başarılar diliyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz