SOKRANTES...

SOKRANTES...

BİR PAZAR GÜNÜ

Ne yazmak istediğimi hemen anlamış gibisiniz. Rezil olan geçen Pazar günümüze sokranmak istedim bu hafta. Enerjisa başta olmak üzere Pazar günümüzü zehreden olaylara farklı bir açıdan sokrantes farkı ile yaklaşacağız. Günlerden bir pazardı ayrılıp gittin.

 

Ne bir haber bıraktın ne veda ettin. Son defa sarılmadan nasıl terk ettin. Yüreğim kan ağlar her Pazar günü. Diyor şarkısında Coşkun Sabah… Pazar sabahı alttaki marketin jeneratörün o kahredici sesiyle uyandım birden bire. İlk önce birazdan gelir diye bekledim, şarkıdaki gibi ne bir haber bırakmıştı ne de bir veda etmişti giderken elektrik.

 

Kızımı okuldaki etütlerine bırakırken vardım kesintinin büyüklüğüne. Hiçbir yerde yok gibiydi. 186 yı aramaya koyuldum. Belli ki yoğundu. Meşgul sesi o kadar güzel çalıyordu ki ,sanki antep çiftetellisi, bir süre sonra oynatmaya ve oynamaya başlıyorsunuz zaten.

 

Ulaştık sonunda planlı kesintileri dinlemek için 1 ‘e bastık dinle babam dinle elektrik verilen semtleri saysa daha çabuk biter konuşma. Anladık ki bazı yerlerde saat 16 da bazı yerler de de 13 de gelecek. Bizim olduğumuz bölge saat 13 de . Maçımızı da izleyebiliriz dedik masumane bir şekilde.. Buranın bir marka şehir olduğunu unutup.

 

Bakım varmış trafolarda. Süslü avrat gibim hiç bakımları da bitmiyor. Sanki kuaför kalabalık sıra hiç gelmemiş gibi değişen bir şey yok. Emre Aydının bir Pazar kahvaltısı şarkısında dediği gibi” ne yaparsan olmuyor, olmuyor eskisi gibi”.. Elektrik olmayınca trafik ışıkları da çalışmaz oluyor ve haliyle trafikte karmakarışık oluyor Pazar olmasına rağmen.

 

Buna bir çare düşünülmesi lazım. Elektrik olmayınca bazı bölgelerde sular da kesikti. Eyvah şarjımız da bitmek üzere paniğini herkes yaşamıştır. Evlerin içi de soğumaya başlamıştı. Saatler yavaş yavaş ilerliyordu. Saatler 13 ü gösterdiğinde ne gelen vardı ne de giden.. Biraz sonra gelir diye bekledik. Bir umut işte bizimkisi.. Saat 15:30 da geldi elektrik.

 

Ve hayat yavaş yavaş normale dönmeye başladı. Öğrendik ki 16 da gelecek yerlerde de 1,2 saatlik kaymalar olmuş. Şimdi ne var bunda bakım yapıyoruz sizler için denilebilir. Ama kardeşim bakım yapılıyor amma en ufak yağmur damlasında bile hemen elektrikler arızaya geçiyor. Gidip gidip geliyor. Yazın sıcaktan, kışın soğuktan arıza veriyor. Susuz elektriksiz soğuk bir Pazar gününün ardından diyeceğimiz tek şey bu son olsun…

 

SOKRANTES DER Kİ: Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa; ama gülebilmek için birini ağlatma ve çıkarların için hiç kimseyi satma. » (balzac)

 

 

 

ELÇİYE ZEVAL OLDU….

 

 

Eskiler elçiye zeval olmaz derlerdi. Haberleşmenin bu kadar kolay olmadığı zamanlarda devletler arası veya aileler arası görüş alış verişlerinde elçi gönderirlerdi ve o elçiye karışılmazdı. Elçi ve korumaları söyleyeceklerini söyler cevap verilirse o cevabı da iletmek için yeniden yollara düşerlerdi.

 

Geçtiğimiz hafta Diyarbakır da iki polisimizin şehit edilmesini ve Diyarbakır Baro başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesini nerdeyse canlı yayında izler gibi izledik. Mobese görüntüleri , basın açıklaması yapılırken gazetecilerin görüntüleri olayı tüm netliği ile ortaya koyuyordu. Nasıl başladığı, nasıl bittiği her şey net.

 

 

Bir taraftan silahlar sussun diye basın açıklaması yapılırken , az ötede iki polisimiz hain bir şehit ediliyor ve o teröristler kaçarken de Tahir Elçiyi öldürüyorlar. Hem de silahlar sussun dedikten sonra. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ölen öldüğü ile kalıyor.

 

Zihniyetleri yumurta kırılmadan omlet olduğu için daha pişkin pişkin cenazeye gelip konuşuyorlar. Sokaklara hendek kazıp, mayın yerleştirip şehri yaşanmaz bir hale getirenlerin “sizin haklarınızı savunuyoruz “söylemlerine artık kendini bilen kürt halkı da inanmıyor.

 

 

 

Ve bunu dile getirenleri de susturuyorlar. Silahlar susmuyor amma silahlar sussun diyenler susturuluyor. Silahlar susarsa nerden nemalanacaklar. Bu olayda ve başka olaylarda hayatını kaybeden şehit olan tüm güvenlik görevlerimize ve hiçbir suçu olmadan ölen vatandaşlarımıza Allahtan rahmet ,ailelerine sabır dilerim , mekanları cennet olsun.

 

 

 

(C ) ESARET…..

 

 

Süper lig de zor bir haftaya daha merhaba diyoruz. Bu haftaki rakip süper ligin yeni lideri ve en pahalı takımı. Huzuru daha yeni yeni bulmaya başladılar. Tam bir bahar havası yaşıyor takımları ve taraftarları. Bizde ise hava her zaman ki gibi parçalı bulutlu.

 

Güneş yüzünü çok az gösteriyor. İçimizi ısıtan ne futbol var , ne de sonuç. Kağıt üzerinde rakip bizden üstün. Ama futbol kağıt üzerinde oynanmıyor. Ziraat Türkiye kupasında gördük ki 3.lig takımları bile süper lig takımlarını eleyebiliyorlar.

 

 

 

Ben bu yazıyı yazdığım zaman daha bizim kupa maçı oynanmamıştı. İnşallah gruplara kalmışızdır. Bu hafta ki rakibimizden alacağımız puan veya puanlar ileriki haftalar için bize moral olacaktır. Zaten kısıtlı olan kadromuzda sakatlıklar ve cezalılar ile başımız belada.

 

Mutlu hoca sistemsizlik sistemine uymayan oyuncuları da oynatmak zorunda kalabilir. En iyi pas yapabilen takımlar arasında ilk sıradayız amma başkada iyi bir özelliğimiz yok gibi. Geçen hafta mucize sonucu olmayacak denen bir sonuç elde ettik. 9 kişi ile son iki dakika da bulduğumuz gol ile 1 puan almanın sevincini yaşadık.

 

Takımımıza ayrı bir öz güven geldiğini zannediyorum. 90 dakika boyunca bile bir golü zor atan takımımız son iki dakika da hem de iki eksikle iki gol birden buldu. İşin sırrını inşallah Mutlu hoca çözmüş dür. Bu Pazar rakibimiz den zor da olsa puan veya puanlar almak istiyoruz.

 

Buna çok ihtiyacımız var. Bunu başarabilirsiniz. Gençler maçının ikinci yarısındaki futbolunuzu oynayın cesaretli oynayın. Yeter ki esareti kabul etmeyin. Korkmadan oynayın… Vurduğunuz gol olsun..

 

MUSTAFA ÖZKEÇECİ

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz