Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Binde Sıfır

Yazık hem de çok…

Değer üretmenin bu kadar zor olduğu günümüz dünyasında,

Alanında dünyanın en büyükleri arasına girmiş,

Sektöründe Türkiye’nin en büyük firmalarını,

Bir anda,

İlginçte bir zamanda,

Ne olduğunu bile anlamadan,

Belirsiz bir sürecin içinde görmek ülkemiz adına çok üzücü…

 

Geçen hafta “belirsizlik” başlığı altında iki farklı konuyu kaleme almıştım,

Maalesef “belirsizlik” ülkemizde müzmin bir hal almış,

Bilindiği üzere yaklaşık bir haftadır “GDO” ile yatıp “GDO” ile kalkıyoruz.

Bir de GDO tellallığı var tabii…

Şükür ki Gaziantep “ortak aklın “  şehri,

“Ortak akıl” şehrin değerlerine sahip çıkıyor,

Aklıselimle hareket ediyor, soğukkanlılığını her daim muhafaza ediyor.

Etmeli de…

 

Neden mi?

Kimileri için bu konu değerlendirilmesi gereken bol reytingli, sağlıkla ilgili olduğu için

alabildiğine popülariteye sahip olsa da,

Kamunun vicdanı rahat değil.

Çünkü bir kurumun “yok” dediğine, diğer kurum “var” demiş.

Çünkü dünyada GDO’lu pirinç üretimi yok. (Sadece Filipinler’de bu yıl denemeleri başlamış)

Çünkü üretimi olmayan bir ürünün piyasada satılıyor olması da mümkün değil.

Çünkü tanıdığım için söylüyorum, haramı helali bilen bu insanların böylesi bir şey yapacağına bu şehirde bu insanları tanıyıp da binde 9 bile ihtimal veren yok.

Çünkü biliyorum bu insanların halka zarar verecek bir iş yapması için “binde sıfır” bile ihtimal yok.

 

Olsa olsa

Konunun can alıcı noktası “binde 9 tolerans” ve “binde 0 tolerans” ile ilgili bir durum söz konusudur diye düşünüyorum…

AB, binde 9’a kadar dışarıdan GDO bulaşmasını serbest bırakmasına rağmen ülkemizde bu rakam binde sıfır. Yani hiç tolerans yok.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın GDO'lu pirinç konusuyla ilgili "Avrupa standartlarında binde 9 tolerans vardır. Bu sorun yasal düzenlemeler yapılması gerektiği gerçeğini ortaya çıkarmıştır.” diyerek gerekli girişimlerde bulunacağını açıklaması da sorunun prosedürden kaynaklandığı kanaatini artırmaktadır.

Evet, görünen o ki Ortak Aklın açıkladığı ve Sayın Mehmet Erdoğan’ın da belirttiği gibi ortada yasal bir boşluk bulunmaktadır.

Ve bu yasal boşluk bir an önce doldurulmalı, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

 

İş arayana da, işverene de devlet teşviki

 

Çalışma Bakanlığı yeni bir düzenlemeyle 6 ay boyunca firmalarda staj yapacak olan işçilere maaş ve sigorta pirim desteği verecek. Destek demek aslında yanlış olur. 5’ten fazla işçi çalıştıran işletmeler için geçerli olacak projeyle stajyerlerin 6 ay boyunca maaşını ve sigorta primlerini devlet karşılayacak. Net 740 TL maaş + sigorta…

Stajyer bu 6 ay sonunda işyerine uyum sağlar ve işverenle karşılıklı bir anlaşmaya varılırsa işletmede çalışmaya devam edecek.

Tabii bu proje bizim gibi bu konuda tersine akışın olduğu bir şehir için de oldukça ilginç olacak. Çünkü biz de malum iş var işçi yok. İş var ama pozisyona uygun işçi yok.

Bir de neredeyse sigortalı çalışan kadar yeşil kartlı var.

Bu kitleden çok şey beklemek doğru olmaz belki ama,

 umarım bu projeyle okulu yeni bitirmiş, ya da kendisini iş yaşamında gösterme imkanı bulamamış gençlere ve meslek öğrenmek isteyenlere fırsat doğar.

İşletmelere de 6 aylık süreçte nitelikli iş gücüne ulaşma imkanı sunar.

 

Eğitim sorununun düzeleceğine gerçekten inandım

 

Geçtiğimiz hafta BOSS Dergisi’nin Araştırma Dosyası bölümünde yayımlanmak üzere “Eğitim Ekonomisi ve Özel Eğitim Kurumlarının Arttırılması” başlığı altında sorularımı yöneltmek üzere İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Ekrem Serin’i ziyaret ettim.

Sağ olsunlar tüm sorularıma içtenlikle cevap verdiler.

Tabii konunun teknik taraflarına burada değinmeyeceğim.

Sadece bazı satır aralarını, aslında “off the record” olarak tabir ettiğimiz bazı samimi cümleleri ve tespitlerimi sizlerle paylaşacağım.

Ekrem Serin’in altını çizerek anlattığı en önemli husus “Velilerin çocuklarına yeteri kadar zaman ayırmadıkları” oldu.

Ekrem Serin, velilerin çocuklarına günlük bir saat zaman ayırması halinde bırakın Gaziantep’i, Türkiye’nin eğitim konusunda dünyada ilk sırada yer alabileceğini söyledi. Sayın Müdür ayrıca, aile olarak kendilerinin de bütün planlarını çocuklarına göre yaptıklarını, günde en az çocuklarına bir saat zaman ayırdığını ve çocukların dersi olduğunda evden çıkmadıklarını ve misafir kabul etmediklerini söyledi.

Eğitim sorunuyla ilgili eleştirilere her zaman açık olduğunu da dile getiren Serin,

Ancak, eleştirilerin alt yapısının olması, yıkıcı değil yapıcı olmasının önemine işaret etti ve zaman zaman da kendisine haksızlık edildiğini belirtti.

Daha önce iki defa özel röportaj yapmama rağmen bu kez

O kadar samimiydi ki, kendilerinin hoşgörüsüne sığınarak anlatıyorum.

Düşünün 3 yıldır yazları da dahil olmak üzere hiç izin kullanmamış…

Elini taşın altına koymuş, sadece prosedürü yürütmüyor ve elinden geleni yapıyor...

Ve diyor ki “Bu konu bir anda ve tek başına çözülebilecek bir konu değil”

Objektif bakıp, hakkaniyetli değerlendirildiği zaman bu cümleye katılmamak mümkün değil.

Yılların sorununu bir anda çözebilmek hiçbir kulun harcı değil.

Zaten kendisi de varsa böyle biri gelsin çözsün diyor.

Bir de okul yaptırma konusu.

Benimde bir yazımda okul yaptırmakla sorunun çözülemeyeceği şeklinde yorumlarım olmuştu.

Yalnız Ekrem Serin,

“Bünyamin Bey ne yapabiliriz ki okul olmadan, fiziki şartlar olmadan ne yapabiliriz” deyince diyecek bir şey bulamadım.

Gerçekten de fiziki şartlar oluşturulmadan ne yapılabilir ki?

Ve inandım Sayın Müdür çok samimi, sadece bir devlet görevlisi olarak değil tüm enerjisiyle bu meselenin çözümü için çalışıyor.

Bunu bir binanın inşası gibi düşünecek olursak,

Sayın Vali Erdal Ata’nın öncülüğünde Sayın İl Milli Eğitim Müdürü Ekrem Serin bu binanın temellerini atıyor.

Önemli olan da onca zaman sonra bu temeli atabilmek, temel atıldıktan sonra geriye sadece tuğlaları koymak kalıyor.

Ben çok inandım, çok samimi buldum, gerçekten heyecanlandım,

Yolunuz açık olsun…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz