Tülay SÖZERİ

Tülay SÖZERİ

BENİ ÖLDÜRDÜN OĞLUM

Eskişehir’de iç mimar olan bir genç, Osmangazi Üniversitesinde tıp profesörü olan anne ve babasını av tüfeğiyle öldürdükten sonra, kendisini de vurarak intihar etmiş. Görgü tanıkları, vurulduktan sonra “beni öldürdün oğlum” diye bağıran babanın çığlıklarını unutamadıklarını söylüyor. Karanlık dünyasının, karanlık odalarına kendini hapseden bir gencin, bu faciaya zemin hazırlayan psikolojik sorunlarının altında ezilmesi, çocuklarımızı bekleyen birçok tehlikeyi de gözler önüne seriyor.

Geçenlerde bir arkadaşım, yurt dışında eğitim görmüş, çok güzel işlerde çalışan çocuklarının yaşadığı mutsuzluğa bir türlü anlam veremediğini bana anlatırken oldukça endişeli ve yorgun görünüyordu. Nerede hata yaptığını bir türlü anlayamıyor, bunca imkâna, zorlukla geçirilen eğitim yıllarına rağmen bu mutsuzluğun canını ne kadar yaktığı her halinden belli oluyordu.

Mutluluğun başarılı bir eğitimde, bol paralı bir işte olduğuna inanan bu arkadaşımın gözünden kaçırdığı çok önemli bir nokta vardı. O da, çocuklarımızı yetiştirirken, onların içindeki yaşama sevincini çalan, başarıya odaklı bir mutluluk anlayışını çocuklara bilinçsizce aktardığımız gerçeğiydi.

Başarılı oldukları sürece var olduğuna inanan binlerce genç, şu an derin bir mutsuzluğun pençesinde kıvranıyor. Azılı bir fırtınada kuduran okyanusunun üzerinde yol almaya çalışan yıkık dökük bir geminin ambarlarına kapattığımız çocuklarımız, ne yazık ki, bu yolculuğu nasıl tamamlayacağını bilemiyor.

Hızlı bir çarkın içine nasıl dahil olacağını bilemeyen bu gençlere, yaşam sevinci aşılayacağımız yerde, onları bir an evvel, hayatın acımasız kollarına teslim etmeye o kadar hevesliyiz ki, onların bize aktarmaya çalıştığı bir çok duyguya duyarsız kalıyoruz. Bu yetişkin halimize rağmen, günümüz dünyasına uyum sağlamakta bu kadar zorlanırken, o körpe bedenlerin bu çarpık sistemle hangi güçle mücadele edeceğini düşünemiyoruz bile.

Çocuk ruhu, daha yeni şekillenmiş alçı bir heykele benzer. Çabuk yara alır, çabuk örselenir. Ellerinizde şekillendirdiğiniz sanırken, göz göre göre kollarınızdan kayıp gittiğini fark edemezsiniz bile. Ruhunda kendisinin bile farkında olmadığı gizli labirentler, gizli odalar açılır. Bölündükçe bölünür, dağıldıkça dağılır. Toz dumana karışır, göz gözü görmez olur.

Karşınızda bir bütün olarak dursa bile, parça parça olmuş yaşamını bu odalarda birleştirmeye çalışır. Malzemesi kıt, el yeteneği gelişmemiş inşaat ustaları gibi, bulduğu her parçayı yan yana getirmeye, kendi bildiğince doğruyu bulmaya çalışır. Ama arkasındaki destek o kadar azdır ki, bunu bir türlü başaramaz.

Ebeveyn olarak, öncelikle çocuğunuza yaşam sevincini aşılamayı hedef almalısınız. Yaşamın mucizelerinin farkına varmasını sağlayan bir bakış açısını onlara aşılamak, çocuklarınızdan önce sizin anlamlı bir yaşamı hedef almanız çok önemlidir. Bunları söylerken, her gün kuşları böcekleri izleyin, günün gerçeklerinden kopup, onlara tozpembe bir dünya sunun demek istemiyorum elbette.

Zorluklarına rağmen, hayatın yaşamaya değer bir yolculuk olduğunu her fırsatta onlara anlatmalısınız. Binlerce parçaya bölünmüş puzzle oyunları gibi, kendi çabasıyla kendi gerçeğinin binlerce parçasına ulaşmasını sağlayacak beceriyi onlara kazandırmalısınız. Tüm eksikliklerine rağmen onları çok ama çok sevdiğinizi mutlaka hissettirmelisiniz.

Dünyaya gelen her çocuk büyür diyen günümüz iktidarının cahilce yaklaşımlarını reddetmeli, ebeveyn olarak üstünüze düşen sorumlulukları devre mülk teslim eder gibi, işinde ehil olmayan küflenmiş zihniyetlere teslim etmemelisiniz.

Evlatlarınız emsalsizdir. Hiç biri, bir diğerine benzemez. Onların benzersizliklerini yok etmeden, açacağınız o kadar çok kapı, yürüyeceğiniz o kadar çok aydınlık yol var ki. Yeter ki görün, yeter ki isteyin.

Günün Sözü: Annem yalan söyledi…. Dadım yalan söyledi.... Öğretmenim yalan söyledi… Bana söylenenlerin tam tersi bir dünyada ne yapılabileceğini ben nereden bilebilirdim ki?...
Bernard Shaw

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz