Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

BELİRSİZLİK

Aslında şu önümüzdeki kocaman “Açılım” meselesi devam ettiği sürece ne yazarsanız yazın ana menünün yanındaki garnitür gibi olmaktan öteye gitmiyor.

Beyinlerimizin bir bölümünü işgal eden bu konu, farkında olsak da olmasak da diğer hüzünlerimiz ve sevinçlerimiz üzerinde baskı yapıyor.

Çünkü hem yerel, hem ulusal, hem uluslararası konjonktürde en önemli gündemimiz bu.

Her bireyin konuya dair yaşanmışlıkları, yargıları ve değerlendirmeleri var.

Ama en kötüsü ille de “Ya siyah ya beyaz” olmak.

Taraftar olmayı çok seven bir toplum olduğumuz için,

Hangi tarafın taraftarıysak doğruyu yapanın da hep kendi tarafımız olduğunu düşünüyoruz.

Hatta yanlış olduğunu bilsek de doğruymuş gibi kabul ediyor ve başkalarına da kabul ettirmeye çalışıyoruz.

Taraf olmayan bertaraf olur” sözünden de anladığımız bu olsa gerek!..

İnsan bir davaya, bir inanca taraf olabilir.

Zaten taraftır da…

Ama güncel bir konuda doğru - yanlış ayırt etmeksizin taraf oluyorsa güvenilirliğini yitirmiştir bana göre…

Güvenilir olmayan insandan da zaten hiçbir davaya hizmet etmesi beklenemez.

Açılım” sürecinde de aynı şeyleri yaşamıyor muyuz?

Bazılarımız Açılımı “hainlik” olarak görüyor.

Bazılarımız ise “memleketin kurtuluşu” olarak bakıyor.

Açılım sürecinin “tümüyle kötü yönetildiğini” düşünenler de var “tümüyle iyi bir süreç izlendiğini” düşünenlerde…

Bazılarımız “Ülke elden gidiyor” penceresinden bakıyor…

Konuyu biraz daha açarsak, bu satırları okuyan sizin de bir görüşünüz vardır bu konuda vesselam…

Vesaire… vesaire…

Bence şu an için tek gerçek var.

O da bilinen, ya da bizim bilmediğimiz.

Zaman zaman İyiye gittiğimizi düşündüğümüz,

Bazense sabır çektiğimiz:

 “Belirsizlik

 

 

BAŞKA BİR BELİRSİZLİK…

Yazıyı kaleme aldığım sırada.

Belirsizlik falan derken aklıma Gaziantep’teki banka soygunu geldi.

Olaya dair belirsizlik devam etmekteydi.

Mesai arkadaşım Hüseyin Küpeli ağabeyime ani bir refleksle sordum.

Hani şu çok konuşulan, Gaziantep tarihinin en büyük soygunu olarak adlandırılan güvenlikçinin gerçekleştirdiği banka soygunu olalı kaç gün oldu, hatırlıyor musun?” diye…

- “Epey oldu” dedi.

İlginç dedim, ben olayın faili aynı gün bulunur diye düşünüyordum.

Araçta “Araç takip sistemi” vardı.

Tek başına bir adam bu kadar parayla nereye kaçabilirdi?

Kısa diyalogumuz neticesinde

Olayın organize bir iş olduğu kanaatine vardık.

Onca zaman geçmiş, hırsız 7 milyon Euro ile sırra kadem basmıştı!..

Merakla olayın gerçekleştiği tarihi internette ararken haber başlıkları dikkatimi çekti.

Soygun olayı bizim camiayı da etkilemiş olacak ki başlıklar övgü cümlelerinde kullanılan “Müthiş”, “En büyük” gibi kelimelerle doluydu.

“Gaziantep’te müthiş banka soygunu”, “Gaziantep’te en büyük banka soygunu”, “Gaziantep’te film gibi banka soygunu”, “Gaziantep'te “7 milyon Euro“luk banka soygunu“, “Güvenlik görevlisinden büyük soygun!”…

Hakikatten hepsi film olmaya namzet başlıklar.

Manşetler böyleydi…

Olayın tarihine gelecek olursak.

29 Mart 2013, yani güvenlik görevlisi Mehmet V. Soygunu yapalı 10 gün geçmiş.

Tabii olaya dair ipuçları ve gelişmeler neler bilmiyoruz.

Ama bildiğimiz Mehmet V.’nin yakalanamadığı.

Konuyla ilgili internet muhabbetlerini de es geçmeyelim.

Haberlere yapılan yorumlar da oldukça ilginç.

“Helal olsun Mehmet’e” diyenleri, “Yolun açık olsun” “Kahraman Mehmet”, “Allah güle güle harcamayı nasip etsin” diyenleri görünce ne yalan söyleyeyim çok güldüm.

Son bir şey daha bitiriyorum.

Yorumlar arasında bankalara lanet okuyanlar vardı.

Mehmet V. ile özdeşim kurup bankalardan intikam alanlar,

Yani kendini avutanlar.

Kendimizi avutmak yerine biraz daha dikkatli olmayı denesek.

Faizlerin düşüklüğüne ve kredi kartlarının cazibesine kanmasak.

Kazandığımız kadar harcasak da,

Parayı çekip de yatırana kadar;

Yani İki ATM arası zenginlerinden olmasak…

Ne kadar güzel olurdu değil mi…

Sözün özü, aslında belirsizlikleri gidermek biraz da bizim elimizde…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz