Gülşah SERT

Gülşah SERT

BELEDİYELERİ GÖREVE DAVET EDİYORUM

Gaziantep Türkiye’nin en büyük şantiyelerinden birisi. Şehrin her tarafı inşaat. Buna itirazımız yok. Böyle bir şehrin büyümesi için inşaat gerekli tabi ki.


Ancak Gaziantep aynı zamanda ülkemizin en sorumsuz ve umursamaz belediyelerinin de adresi. İnşaatlarda vatandaşın, kentin ve özellikle de çocuklarımızın can güvenliğini, huzurunu ve sağlığını korumaya yönelik en küçük, en basit tedbirlerin bile alınmadığını, bu tedbirleri almayanlara yönelik en basit uyarıların bile yapılmadığını hayretle görüyoruz.


Üstelik inşaatların yapım sürecindeki pek çok koruma tedbiri yasalar ve mevzuatlarla güvence altına alındığı halde yasaları sallayan yok. Vatandaşın güvenliğini, huzurunu ve sağlığını umursayan yok.
Müteahhitler umursamaz ve sorumsuz davranıyor.
Belediyeler denetleme görevini yapmıyor.


Koca koca beton mikserleri günün her saatinde şehir içerisinde azrail gibi dolaşıyor. Vinçler keyfe keder yolları kapatıyor, trafiği tehlikeye atıyor.
Temel demirlerinin, çivilerin, iskelelerin velhasıl kelam çocuklar için tehlikeli olabilecek her şeyin bolca bulunduğu inşaat şantiyeleri etraflarına bariyer çekmeden, mahalle ortalarında ölüm tuzağı gibi çalışıyor.


Özellikle çocukların bu alanlardan uzak durmasını sağlayacak, aynı zamanda görüntü kirliliğini engelleyecek ve inşaat atıklarının, tozun, toprağın mahallelere dökülüp saçılmasını engelleyecek en basit uygulamalar bile yapılmıyor. Belediyelerimiz de özellikle Şehitkâmil bölgesinde buna adeta göz yumuyor.


Adam dairenin tanesini bir milyondan sattığı 7 bloklu koca site dikiyor. İnşaat alanın etrafında en küçük bir duvar ya da mahalleyi korumaya yönelik bariyer yok. Temel hafriyatını inşaatın önünden geçen yola boşaltmış. Taş, toprak, çamur, toz Duisburg Bulvarını ve yan sokakları kaplamış. Ortalık pislik tarlası. Ortalık ölüm tuzağı...


Nereden bahsettiğimi ve az bile yazdığımı, isterlerse bahse konu inşaata birlikte giderek Şehitkâmil belediyemizin yetkililerine gösterebilirim. Bu ve benzeri inşaatlarda iş kazası yaşanmıyorsa, bu alanlara giren çocukların başına bir şey gelmiyorsa bu tamamen Allah’ın hikmetidir.
Yarın bu tuzaklarla dolu yerlerde bir çocuğumuzun başına bir şey gelirse, gidip o inşaatı mühürleyerek sorumluluktan kurtulabilecek misiniz? Sorumluluktan kurtulsanız bile vicdanlarınızı rahatlatabilecek misiniz?


Bu denetlenmeyen inşaat alanlarının çalışma saatlerine hiç girmesek mi... Günün ilk ışıklarıyla başlayıp gece yarılarına kadar mahallelerimizi gürültüye boğan, Pazar günleri bile sabahın köründe çalışmaya başlayan bu sorumsuzları hizaya getirecek sorumlular var mı bu kentte?
Para kazanmak için vatandaşın hayatını hiçe sayan sorumsuzları hizaya getirecek sorumlular var mı peki?
Yoksa testi kırıldıktan sonra, “Biz demiştik” mi diyelim...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz