Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

Beklentiler 2...

“Siyaset yapma” dan kasıt, yönetim olgusuna ilişkin tercihlerinizi hayata geçirme çabasını gösterme değil midir?.. Ve de demokrasilerde her bireyin hakkı olmalı değil midir siyaset yapmak?..

Oysa günümüz toplumunda bu hak çoğu siyasi parti yöneticilerince yalnızca kendilerine tanınmış bir hak gibi değerlendirilmekte, siyasi partilerden başka hiçbir kişi ya da kurum tarafından kullanılması kabullenilememekte, giderek “suç” ilan edilmektedir.

Kaldı ki, “bireyin sözcülüğü” anlamında sürdürülmesi gereken temsili demokrasilerde, siyaset kurumları bireylerin toplumsal temelli tercihlerinin aksine, çeşitli çıkar guruplarının egemenliğine de geçebilmekte, onların sözcülüğüne dönüşebilmektedir.

Siyaset kurumlarını yönlendirenler, hiçbir biçimde belgeye dayalı hesap verme gereksinimi duymamakta, seçimden seçime, popülist yaklaşımlı projelerinden çok genel hatları ile söz ederken, iktidarı bütünüyle elde etme ve başkalarına söz hakkı tanımadan “siyaset yapma” amacı gütmektedirler.

İşin kötü tarafı, bu durumun toplumun bireylerinin çoğunluğunca kabul görüyor olması, insanların, kendilerinin yönetilme biçimini hafife alıyor olmalarıdır.

Hatta bazılarının çok fazla demokrasiye gerek olmadığı, seçilmiş kişilerin rahat bırakılması, her kesin kendi işine bakarak siyaset kurumunun görevlerine karışmaması gerektiği yolundaki telkinlerinin fazlalığı da şaşırtıcı değil midir?

İyi ama, insanların, onca meslek odasında, sendikada, sivil toplum kuruluşunda bir araya gelerek, içinde bulundukları gurupların toplum yararına dile getirdikleri görüşlerinin hiç mi önemi olmayacak?

Siyaset yaşamın parçasıdır; yaşama dair temel kararların üretildiği bir ortamdır. Ayrıcalığı ne olursa olsun, birilerinin siyaset kurumları aracılığı ile yönetim mekanizmalarına egemen olması ve diğerlerini dışlayan anlayış ve uygulamalar içinde olması kabul edilemez.

Adı çoğunluk yönetimi olsa da, toplumun diğer kesimlerinin taleplerine sırtını dönen anlayışların demokrasi tanımı içinde değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.
Şimdi bir seçim geçirdik; önümüzdeki dört sene boyunca kimselere siyasal tercihlerinin ne olduğu, yönetimlerden memnun olup olmadığı, yine sorulmayacak. Ancak dört sene sonra yine sandık başına gidebileceğiz.

Ülke yönetimine katılımımız ancak bu kadar olabilecek.
İki seçim arasında alınan kararlara katılımımız, denetim mekanizmalarında yerimiz yine olmayacak.
Kazara itirazlarımız olursa da “siyaset yapmak” la suçlanıp(!), susturulacağız…

Halkın oyları ile seçildikleri halde Parlamentoya sokulmayan milletvekillerinden daha iyi durumda olduğumuz söylenemez diye düşünüyorum…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz