Ömer Özgür

Ömer Özgür

Bayram ve çağrışımı

Barış, kardeşlik, birliktelik, huzur,  sıla-i rahim, yardımlaşma ve bayram.

 

Sıraladığım kelimelerin hepsini değerlendirelim isterseniz.

 

Barış; bayramlar küskünlerin barıştığı, kardeşliğin doyasıya yaşandığı nadide zaman dilimleridir. Kan davalarının bile sulhla noktalandığı bu özel günler, aracıların umutla beklediği istisnai günlerdir. Bu kadar anlamlıdır bayramlar. Ancak, son yıllarda bayram bu özelliğini kaybetti. Bu kutsal zaman dilimine rağmen savaşlar sürmekte, mazlumlar ölmeye devam etmektedir. Örnek mi? Suriye, Irak ve mazlum coğrafyalar... Bayram günü Irak'ta saldırı ve ölü sayısı 250. Kan gölüne döndü Suriye adeta, ölümlerin kanıksandığı ülke oldu ne yazık ki.

 

Kardeşlik; bayramlar bir araya geldiğimiz ender günlerdir. Kardeşliğimizi, arkadaşlığımızı pekiştirdiğimiz anlardır bayramlar. Kardeşliğin doruğa çıktığı, dostluğun anlam kazandığı bu günler daha bir anlamlıdır bizim için. Ancak kardeşlik de değerini yitirmeye başladığı son yıllarda. Bırakın ana, babası farklı kardeşliği, özler bile uzaklaşır oldu birbirinden.

 

Birliktelik; toplumumun yapı taşıdır birliktelik. Asırlardır, farklılıklarımıza rağmen bir araya gelmemizi sağlayan önemli bir değerdir birliktelik. Dinimiz ve ırkımız ayrı da olsa birliktelikle ayakta kalmayı sağladır senelerdir. Son yıllarda bu harcımızı karmaya, karıştırmaya çalışanlara inat birlikteliğe önem veren insanların sayısı azımsanamayacak kadar fazladır. Temennimiz ve duamız bu değerin ilelebet devam etmesidir.

 

Huzur;  belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz bir kavramdır toplum olarak. Son 40 yıldan beri ülkemizin en büyük sorunu olan terör, huzurumuzu kaçırmak için elinden geleni yaptı, yapmaya da devam ediyor. Huzur ikliminin tesisi için bayramlar bir fırsattır. Düşmana inat, kenetlenmemiz gerekmektedir. Ancak küçük hesaplarla bu kenetlenmeyi bir türlü beceremiyoruz.

 

Sıla-i rahim; bayramlar, aile bütünlüğünün sağlandığı önemli bir gündür. Geçmişten bugüne bayramlar, sıla-i rahimin en fazla yapıldığı seçkin günlerdir. Kilometre öteden gelen insanlar, ana, babasının gönlünü kazanmak, onları mutlu etmeyi istemiştirNe hikmetse son yıllarda bayramı tatile çeviren, deniz kenarlarına, yaylalara kaçan insanlar artmaya başladı. Sıla-i rahim unutuldu, bayramlar değersizleştirildi. Ana, baba, akraba unutuldu. Arife günü kapıya kilit vuruldu, bayram sonu açıldı. Bunun adı da bayram tatili oldu. Üzülmemek, yürek burkmamak elde değil. Biz bu değiliz, bizim kültürümüz, geleneğimiz bu değil. Dinimiz bu değil. Nitekim Hz. Peygamber (sav), bir hadisinde, “Kendi zamanımdaki ve diğer zamanlardaki toplumlara, babalarının sulbünde ve annelerinin rahminde olanlara ve kıyamet gününe kadar olacak olanlara, bir yıllık yolculuğun sıkıntısıyla da olsa, sıla-i rahimde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Şüphesiz sıla-i rahim dindendir” demektedir.

 

Bu kadar değerli olan sıla-i rahimi unutmak ve unutturmak isteyenlere yazıklar olsun.  

 

Yardımlaşma; ramazanın ilk gününden itibaren başlayıp bayram sonuna kadar artarak devam eden yardımlaşma, hem dinimizin hem de kültürümüzün emridir. Yılın diğer günlerinde gerçekleştirilen yardımlaşma, ramazan ve bayramda daha da artmaktadır. Fakirin gözetildiği, yetimin sevindirildiği önemli günlerden olan bayram, bu özelliğiyle de farklı bir anlam kazanmaktadır. “Çorba pişirdiğinde suyunu biraz fazla koy, sonra komşularına bak, uygun bir şekilde çorbadan onlara ikram et." (Müslim, Birr, 143). İşte yardımlaşma bu denli önemlidir.

 

Sıraladığım maddeleri bir araya getirdiğimiz bayramı yaşamış oluyoruz. Aksi halde bayramın diğer günlerden bir farklı kalmıyor. 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz