Gülşah SERT

Gülşah SERT

BAŞARACAĞIMIZA İNANMALIYIZ

‘Gaziantep eğitimde başarısız’…

‘Eğitimde son sıralardayız’…

‘Ne olacak bu halimiz’…

‘Tüh tüh tüh vah vah vah’.

Bu cümleleri o kadar söylüyor ve o kadar çok duyuyoruz ki artık bize bir şey ifade etmemeye bile başladı.

Belki kanıksadık…

Belki de kentin başlıca sorunları sıralamasında ilk sıradaki yerini kaptırdı.

Kentte yıllar içerisinde gündem sürekli değişti, il milli eğitim müdürünün biri geldi biri gitti.

Son olarak bazı uygulamaları ve tavırları ile oldukça konuşulan Celalettin Ekinci yeni İl Milli Eğitim Müdürümüz oldu.

Ekinci’nin görev süresi içerisinde öğrenciye dayaktan ceza aldığı, camide toplantı yaptığı, görevden uzaklaştırıldığı, kınama cezası aldığı, hakkında soruşturma açıldığı gibi konular uzun bir süre gündemi meşgul etti.

Sert eleştirenler de oldu,  ‘Bekleyelim ve görelim’ diyerek çalışmalarının neticelerini bekleyenler de…

Ben de kendisi ile tanışıp düşüncelerini öğrendikten sonra beklemeyi tercih edenler safında yerimi aldım.

Hatta bir süre önce kendisi hakkında bir köşe yazımda:

 

“Yeni İl Milli Eğitim Müdürümüz Celalettin Ekinci’nin daha önce görev yaptığı illerde yaptığı uygulamalar ve o uygulamaların ulusal gazetelere nasıl yansıdığı şahsiyeti adına ipucu verse de Gaziantep eğitimine zarar vermediği, katkı sunduğu sürece beni zerre kadar ilgilendirmez. Beni ilgilendiren Gaziantep’in tescilli sorunu olan eğitimiyle ilgili neler yapmayı planladığı ya da bu konuda neler yaptığıdır” ifadelerini kullanmıştım.

Hala bu düşüncedeyim.

 

Hatta kendisinin “Her şeyden önce bu şehirde yaşayan insanların zihnindeki ‘başarısızız’ algısını değiştirmeliyiz. Derslik yapmak başlı başına sorunu çözmez. Okumalıyız, düşünmeliyiz ve başaracağımıza inanmalıyız” sözlerinin de sonuna kadar arkasındayım.

 

Derslik yapmakla sorun çözülmez. Hayırseverler okul yapmak için kuyruğa giriyor. Girsinler çok güzel. Ancak yeterli mi hayır değil.

 

Zira ailelerin ‘Saldım çayıra mevlam kayıra’ anlayışı devam ettiği müddetçe, öğretmen ekonomik ve sosyal kaygılarla Gaziantep’ten kaçmak için can attığı sürece, özel okullar ile devlet okulları arasındaki uçurum arttıkça,  ‘banane devlet okulundan param var çocuğumu özel okulda okuturum’ algısı değişmedikçe, insanlar kitap okumadıkça, ‘amaan sende kitabın fuarı mı olurmuş’ dendikçe, kültür sanat faaliyetleri artmadıkça, veli-öğrenci-öğretmen arasında bir uyum ve işbirliği olmadıkça, öğrenciler sosyal ve kültürel açıdan yeteri kadar desteklenmedikçe,

 

Böyle bir başarıdan söz edilmesi imkânsız. 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz