Hüseyin KÜPELİ

Hüseyin KÜPELİ

ATALARIMIZA LAYIK OLABİLİYORMUYUZ?

Dünyada eşine, benzerine az rastlanan bir hikayenin kahramanlarıydı bizim dedelerimiz, atalarımız…

Neler yaşamışlar, neler?

Aç-susuz, sefil, perişan her zorluğu yaşamış, görmüşler..

Şu anda yaşam sürdüğümüz bu şehri, 10.5 ay boyunca savunurken, sadece düşmanla değil, her türlü zorlukla da baş etmeyi başarmışlar…

Düşünsenize, düşmanın elinde her türlü imkan var, sizde top yok, tüfek yok… Hatta yiyece kuru ekmek bile yok!..

Bu şehrin tarihi gerçekten de kahramanlık hikayeleriyle dolu.

Aylar süren savaşta, hiç kimseden destek görmemişiz. Türk ordusu Yunanlılarla çarpışırken, biz Fransızlarla baş başa kalmış, eşit olmayan bu savaşta topraklarımızı koruma derdine düşmüş, tam 6 bin 317 şehit vermişiz.

Üstelik tüm dünya, özellikle de İslam devletleri yaşananlara seyirci kalmaktan öteye gitmemiş!..

6 bin 317 şehidimiz, gazilerimiz ve kahraman atalarımızla ne kadar övünsek azdır?

Tabi işin bir de acı ama gerçek tarafı var ki, bu destanı yazan atalarımıza layık olabiliyor muyuz, onların emanetini koruyabiliyor muyuz, orası kocaman bir soru işareti!..

Fedai Mehmet’lerin ve O’nun silah arkadaşlarının savaş sonrası nasıl hayat sürdüklerini incelediğimizde, içimiz paramparça oluyor.

Hadi onu da geçtik, bu hikayeleri araştıran, yakın tarihe ilgi duyan ve ömrünü Antep savunmasını araştırmaya adamış insanların da kıymetlerini bilemedik.

Gaziantep tarihine ışık tutan Cemil Cahit Güzelbey’ler, Oğuz Göğüş’ler bence hak ettikleri değeri görmedi.

Daha yakın zamanda kaybettiğimiz Adil Dai beyefendi ile tanışma ve destanı bir de kendisinden dinleme şerefine nail olmuştum. O’nu dinlerken, hüzünlenmiş, burkulmuştum!.. Çünkü o da doluydu ve hüzünlüydü…

Bunun adına “yol yakınken” denilir mi bilemem ama bizim neslimize düşen çok önemli görevler var.

Geçmişimize sahip çıkmak adına daha çok çaba sarf etmeliyiz.  Anlatmalıyız bunları tekrar tekrar, defelarca!..

Bugün 25 Aralık Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü…

Bugün demeç vermek, geçmişe methiyeler dizmek çok kolay.

Önemli olan, dedelerimizin bize bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabiliyoruz, onların hatıralarını ne kadar yaşatabiliyoruz.

Bu soruların cevabını verebilmeliyiz.

Elbetteki yapılan güzel işler var. Onların torunlarını bulup ödüllendirmek, hatırlamak önemli. Savaş Müzesi kurup, geçmişte yaşananları yeni nesillere aktarmak ta çok güzel.

Ama bunlar yetmez, bunlarla yetinmemeliyiz.

Bu eşsiz destanı, göğsümüzü kabarta kabarta anlatmaktan çekinmemeli, aynı zamanda atalarımızın şanına yakışır bir yaşam tarzı içerisinde olabilmeliyiz.

Bilmem anlatabildim mi?

Yorumlar (3)

+ Yorum Yaz