SOKRANTES...

SOKRANTES...

AŞURE..

Muharrem ayındayız , bereketin ,paylaşmanın ön planda olduğu bir ay’dayız.
Bu hafta da ben bir aşure yapayım dedim.

 

Bu aşure için gerekli malzemelere gelince biraz değişik.
Bir sokranma aşuresi olacak bu hafta.

 

Göz kararı ekmekçiler için sokranacağız, bir çorba kaşığı kaldırım işgalini, bir çay bardağı döner kavşakları, bir tatlı kaşığı Suriyeleri, bir tutam park problemi, yeteri kadar gürültü kirliliğine ve tatlandırmak içindi de tedaş’a sokrandık mı aşuremiz hazır olur.

 

 

Şimdi den afiyet olsun.

 

 

İlk önce yollarımız da rahatça yürüyemez olduk şikayetini ele alacağız.
Tüfekçi Yusuf bulvarı civarında oturan okuyucularımızdan sıkça şikayet almaya başladık yeniden.
Daha önce yazmış olmamıza rağmen belli bir süre sonra yine aynı tas aynı hamam.
Sadece devlet büyükleri geldiği zaman kaldırımlar ve yol kenarlarının pırıl pırıl olması demek ki istenince oluyormuş dedirtiyor.

 

 

 

Zabıtadan ve belediyeden istenilen bu caddeden araba ile değil yaya olarak yürümeleri.
Tabii kaldırımda yürüyebilirlerse diye ekliyorlar.

 

Ha dakika başı bu işyerlerinin başına zabıta mı dikeceksin.
işin sorunu eğitim şart…

 

Bu konu hafif kaynadıktan sonra ince ince doğranmış pide ekmeği sorunumuzu koyuyoruz.
Zam yaptılar , geri aldılar, ekmek kaliteli olacak dediler.

 

 

Ama maalesef bu Allah elimizden almasın amma gerçekten en kalitesiz ekmeği biz gastronomi şehri olan Gaziantepliler yiyoruz.

 

 

Her konu da olduğu gibi bu konunun üzerine de gidilmiyor.
Sıcak olursa bir nebze, ama biraz süre geçtiği zaman sakız gibi çiğne çiğne dur.
Gramajları , kalitesi hijyenliği olmayan bir ekmek yemek zorunda kalıyoruz.
Ha işini düzgün yapan fırınlar var. Tüm Gaziantepli biliyor zaten onları.
Çok uzağa gitmeden “arkadaşlar aha ekmek böyle olacak” deseler sorun bitecek.

 

Bu sorunda hafif tıkırdamaya başladığı zaman döner kavşaklardaki trafik kuralları hakkında halkımızı bilinçlendirme sokranmamızı kazana ekleyelim.

 

 

Döner kavşaklara varmadan önce “GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ ADA İÇERİSİNDEKİ ARAÇLARA AİTTİR. YOL VER” yazmasına rağmen büyük araçlardan ve sabırsız şoförlerden düütt sesleri duyarak yolunuza devam edebiliyorsunuz.

 

 

Hemen fazla bekletmeden az bir şey Suriyeli sorunu katalım kazana.
Protokol yolundaki o kötü görüntüyü hatırlayanınız varmı?.
Yol kenarında ve parklarda iş bekleyen Suriyelilerin görüntüleri.
Sanki birileri insan pazarı görüntüsünü ortadan kaldıracak mıydı ne?.
Havuz problemi gibi bir park problemi var şehrimiz de.
İlla ki gittiğimiz yerin önünde inip gitmemiz lazım zannediyoruz.
Otopark kültürümüz maalesef yok denecek kadar az.
Parkomatlar da ayrı bir sorun zaten.

 

 

Tam tıkırdama noktasında azıcık da gürültü kirliliğine sokranıp ,üzerine elektrik kesintileri için tedaş a da sokrandık mı aşuremiz hazır.

 

Gürültü kirliliği tamamen eğitim ve kültür ile alakalı.
Eskiden mahallede cenaze olsa tv açmayan komşuluklarımız vardı bizim.

 

 

Ama maalesef bu da tarihe gömüldü.
Mahallede hasta varmı düşünen yok.
Ne ara bu kadar egoist olduk.
Kış kapıya dayanmaya başladı.
Buna dayalı olarak elektrikte gidip gidip gelmekte.
Allahtan gidip geliyor.

 

 

Ya gelmese…

 

Aşuremiz hazır.

 

Afiyet olsun..

 

 

SOKRANTES DER Kİ:  Arsıza yüz versen, astar da ister. »TÜRK ATASÖZ 

 

 

BEN BİLMEM SANDIK BİLİR.

 

Konuşmalar yapıldı, anketler yapıldı, vaatler yapıldı.
Kapı kapı dolaşıldı, propagandalar yapıldı.
Ne yapılacaksa yapıldı.
İşte o gün geldi çattı.

 


Pazar günü final günü.

 


Ak da kara da belli olacak.
En çok vaatte bulunan değil, iddiasını tutturanın kazanacak.

 


Gerçi Türkiye de seçimlerde her parti illa kazanacak bir yer buluyor ya o da ayrı bir konu.
Saat kargaşası yaşanmasın diye geriye almadığımız saatlerimiz hala sorun yaratmakta.
Alışamadık gitti.

 


29 ekim cumhuriyet bayramı tatiline Cuma gününü de katınca pazartesi günü de seçimden dolayı eklenince tatil cenneti bir ülke olduk.

 

Partilerin aman tatile gitmeyin oy kullanın mesajları ön plana çıkmaya başladı.
Bu Pazar oylarımızı kullandıktan sonra ,seçim yasaklarının kalkması ile sonuçları ekranda göreceğiz.

 

Ne olur , kim kazanır ben bilmem sandık bilir.

 

Hayırlısı…

 

 

 

ŞUÇLU AYAĞA KALK…

 

1998-1999 sezonun da sezonun açılış maçında Coulibaly in golüyle 1-0 kazandıktan  sonra Trabzon da Trabzon sporu yenememişiz.

 

Geçen sene 4-4 maçta galibiyetin kıyısından dönmüştük.
Bu maçta da 2-2lik sonuçla yine kıyısından döndük.
Ama maçtan çok sahanın en kötüsü olan hakem Çağatay Şahan konuşuldu.

 

Son saniyelerde Trabzon ‘un penaltısı verilmeyince olanlar oldu.
Saha karşıtı.
Giren çıkan belli olmadı.

 

 

Yedek kulübesinden hakemin yanına fırlayan bile oldu.
Hakem Trabzon’u resmen yedi bu açıdan bakarsak.
Ama Trabzonlular filmi biraz geriye alsalar rakip yani Gaziantepspor 2-0 önde. Trabzonlu futbolcular şaşırmış vaziyetteler.

 

 

Taraftar bile umudu kesmişken, o stattan çıkmasına izin vermedikleri hakem olmadık bir faul veriyor ve Erdeme sarı gösteriyor kımıldatmaz ediyor.

 

 

O pozisyonun devamında da ofsayttan gollerini verip resmen ölüyü diriltiyor.
Kalp masajı yapıp yeniden hayata döndürüyor.

 

Sonra da Gaziantepspor’umuzun penaltısını vermiyor. Cordozaya ikinci sarıyı gösteremiyor.
Yeniden canlanan Trabzon 2-2lik beraberliği yakalıyor.
Hakemin ve Trabzon’un bu baskısını kıracak hamle de bir türlü mutlu hocadan gelmiyor.

 

 

Mutlu hoca papaz bu hafta da pilav yer hesabında.
Onunda bahanesi hazır hakem..
Sonrada malum pozisyon hakem dirilttiği takımı yeniden kendi elleriyle öldürüyor.

 

 

Korkmadan düdüğünü çalsa bunların hiçbiri olmayacak.
Sonrada kendi yerlerini korumak amaçlı Trabzon’un başkanı çıkıyor” hakkımızı yedirtmem buradan hakkımızı yiyenler çıkamaz” diye taraftarını ayaklandırıyor ve hakemler stattan 5 saat sonra çıkabiliyorlar.

 

Peki neden Galatasaray maçında ve Cüneyt Çakırın maçında yapamadın bu hareketleri.

Türk futbolu maalesef bitkisel hayatta bile değil artık.

 

Türk futbolu ölmüştür.

 

Katil kim veya kimler.

 

suçlu ayağa kalk..

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz