SOKRANTES...

SOKRANTES...

A..ÖF!

AÖF.. Açık öğretim Fakültesi,1980 li yıllarda kurulmuş olan ve Uzaktan eğitim metoduyla öğrencilerine hizmet veren, Anadolu üniversitesinin bir fakültesidir. Kendi ikamet ettiği ilde üniversite kazanamayıp farklı illerde okuma imkanı olmayan, hatta örgün olarak üniversite okumaya fırsatı olmayan Türk vatandaşlarının imdadına koşan bir sistemdir Açık öğretim.

 

 

Tüm Türkiye’de hizmet veren açık öğretim fakültesi, bunun yanı sıra KKTC, Türki Cumhuriyetler ve Batı Avrupa’da da Türk vatandaşlarımıza hizmet sunmaktadır.

 

Ve bünyesinde  ülkemizde öğrenci sayısı olarak en fazla öğrenci barındıran bir fakülte.
Hep okuyup, hem çalışma fırsatı sunan bir sistem..

 

Buraya kadar her şey güzel.
Açık öğretim fakültesinin herhangi bir bölümünü kazandınız.

 

İlk önce internetten ön kayıt yaptırdınız.
Üniversite hayatına dışarıdan da olsa başlamış bulundunuz.

 

Hayata atılmanın ilk adımını attınız.
Sonra bankamatikler den veya kredi kartı ile internet sitesinden ödeme yapıyorsunuz.
İşte sorun buradan sonra başlıyor.

 

 

Okulun şehir büroları ile tanışma faslı.
İnternetten yaptığınız ön kayıttan sonra gerekli belgeleri teslim etmek için üniversitenin bürosuna gidiyorsunuz.

 

 

Çalışıyorsanız patrondan “usta ben şu belgeleri açık öğretim bürosuna bi beş dakka verip geleyim olur mu ?” diye izin istiyor.

 

Ne yapsın daha ilk kez büroya gidecek ya bilmiyor gariban.
Kavaklıktaki açık öğretim bürosunun önüne geldiğinde gerçekle yüzyüze geliyor.
Neden açık öğretim denildiğini yağmurun veya güneşin altında sabahtan akşama kadar kalarak öğreniyor.

 

Adı üstüne açık öğretim..
Açıkta yolda hayatın ilk dersini almaya başlıyorlar.
Keşke bu olay sadece kayıt ile bitse.
Sonra kitaplarınızı almak için gideceksiniz.

 

 

Her sene bu çileyi çekeceksiniz.
Sanki lise de lay lay lom yaparsanız aha da böyle eziyet çekersiniz dercesine bir sıra..

Bu çile azaltılamaz mı?..

 

Her sene aynı çileyi çekmek zorundalar mı?.
Bu sadece bizim şehrimiz demi dedim araştırdım.
Büyük şehirlerin çoğunda bu çile var.

 

Hepsi de büroların yetersiz olduğundan dert yanıyor.
Ama neden çözüm üretilmiyor anlamışta değilim.
Böyle sıraları görünce aklıma hep 80 li yıllar geliyor.

 

Açık öğretim bürolarında tecrübe kazananlar ya sabah erkenden sıraya giriyor, ya annesini , ya bir tanışını sıraya koyuyor sıra yaklaşınca gidiyorlar.

 

Öğrenci sayısının çokluğundan dolayı da kayıt dönemlerinde ve kitap dağıtım zamanlarında böyle kuyruklar oluşuyor.

 

Bu kuyrukları nasıl kaldırabiliriz aha da size tez sorusu.
Şimdi hayırdır, AÖF mi başladın diyebilirsiniz.

 

Hayır..

 

Geçen hafta kavaklıkta bir işim vardı.
Bu kuyruğu görünce her sene ki çileleri aklıma geldi , bir de ben yazayım dedim..
Belki bir faydamız  olur da bir ofis daha açarlar, çözüm üretmeye başlarlar .
Kuyrukta bekleyen gençler de AAAA. ÖFFFF yaaa daha bekleyecekmiyiz demezler.

 

 

SOKRANTES DER Kİ: Eğitim, bir insanın diktatör olmasına değil, önder olmasına yarar

 

 

YÜZ SEKSEN ALTI, ÜSTÜ YOK…

 

Alo 186 elektrik arıza.
Elektrikler kesildiğinde hemen başvurduğumuz bir numara.
Hele hele yere ilk yağmur damlasının düşmesi ile de sık sık başvurduğumuz bir numara.
Sabah bismillah deyip işyerine geldiniz elektriklerin gece yarısından beri kesik olduğunu öğreniyorsunuz komşulardan.


Biraz bekledikten sonra 186 yı arıyorsunuz artık akıllı telefon uygulamalarının olduğu reklamını dinledikten sonra arızaları dinliyoruz gözlerimiz kapalı semt semt.
Sizin semtinizi ismini duyduktan sonra saat 10 30 da enerji verilmesi planlanıyor diyor.

 

Bekliyoruz 10 :30 yine de yarım saat tolerans verdikten sonra yine arıyoruz.
Allah Allah kesintiler de bizim semt yok.

 

Biri ile konuşmak için “0” tuşluyoruz.

 

Yaklaşık bi 3 -4 dakika sonra kibar konuşan bir bey çıkıyor karşınıza

 

-ismim Mert nasıl yardımcı olabilirim
Durumu anlatıyoruz hemen
-bir dakika kesinti var mı bakalım, Mustafa bey hangi ilçeydi“
Söylüyoruz

 

- Şahinbey Gaziantep ,perilikaya mahallesi demokrasi bulvarı “
-Oralarda bir arıza gözükmüyor. Sadece sizin işyeriniz de arıza olmasın
-yoo caddenin yok sabahtan beri
-kapı numaranızı da alıyım hemen bir ekip yönlendireyim. Ayrıca bu telefon numarasından size bilgi için ulaşabilir miyiz?

 

- tabii ki ulaşabilirsiniz ama sorun sadece bizde değil tüm caddenin elektrikleri yok
-hemen bir ekip yönlendiriyorum ve size bilgi için döneceğiz

 

Deyip konuşmayı bitirdik.
Saat 14 oldu ne gelen var ne giden.

 

Sonra saat 15 30 civarında enerjimiz verilmeye başlandı.
Hala ekiplerin benim işyerime gelmesini ve 186nın bilgi için telefonun başında çaresiz beni aramasını bekliyorum.

 

Şimdi merak ettiğim, ekipleri mi bu adamı hesaba almadı, yoksa   adam mı bizimi hesaba almadı.
Bu olay tamamen yaşanmış olup kişi ve kurumlar gerçektir.

 

 

 

ÇEK Bİ ÜÇ PUAN AZ GOLLÜ OLSUN…

 

 

Hep dilimizdedir.
Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca ama bunun konumuzla alakası yoktur.
Sinek kadar kocam olsun başımda bulunsun sözünün de konumuzla alakası yok.
Yenemiyorsan yenilme sözü ile 1- 0 olsun bizim olsun sözü konumuzla alakalı.
Geçen sezondan beri 1-0 lık sonuçlara aşina olduk.

 


Şöyle ohh beee diye yüreğimizin şişini indirecek bir sonuç alamadık.
Teknik direktörlerimizin ne gadar ekmek o gadar pendir diye bahaneleri var.
Kısıtlı ekonomik durum ile bizden bu kadar diyorlar.
Haksız da sayılmazlar.

 


Elimizdeki kadronun ne kadar dar bir kadro olduğunu çeşitli yorumcuların yorumlarından da anlayabiliriz.

 


Kimse yav kardeşim şunu neden oynatmazsın diye bir eleştirisini okumadık.
Bu da bir teknik direktör adına şans mı şanssızlık mı bilemedim.
Ama vitor pereirayı gördükçe de şans galiba..

 


İstanbul da Gaziantep’e gelen bir aile Gaziantepli bir aileye misafir oluyorlar.
Erkekler iş güç derken, bayanlarda evde akşam yemeği hazırlığı yapıyorlar.
Akşama analı kızlı eşkili ufak köfte yapıyorlar.

 


İstanbullu adam yemeği çok beğeniyor ve ikide bir “bak hanım Aysel hanım nasıl lezzetli yemek yapmış” diye 6-7 sefer söyleyince kadın “bey bu yemeğin içine konulan etle ben sana bir ay yemek yapıyorum” der.

 


Biz de bir robin fiyatına takım kurduğumuza göre..

 

Çek bi üç puan az gollüde olurrrrrrr…

 

 

 

MUSTAFA ÖZKEÇECİ

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz