Emre GÜVEN

Emre GÜVEN

Ana Yasa

Günümüzde yeni bir anayasanın sağlığı, "Kurtuluş Savaşı"na eşdeğerdir.

Kenan Evren'in liderliğinde hazırlanan "darbe anayasası" olarak adlandırılan yasaların; millete duyurulması, zorla uygulatılması, uymayanların öldürürülmesiyle bir katliam sürecinde açtım gözlerimi hayata. Ondan sebep "Kenan Evren Gençliği" derler bizim kuşağa. Dedikleri "Kenan Evren Gençliği" var ya; sağlıklı hareket edemeyen, ne yapacağını bilmeyen, kendine güveni olmayan, kime neye hizmet ettiği belli olmayan, özünde ne kendine ne de çevresine hiç bir hayrı olmayan, düşünemeyen gençliktir!" benim zihnimde. Allah'tan o kitaptan önce başka kitaplar okundu, anlatıldı da o kaynak olmadı bana. Anayasa kitapçığıyla tanışmam 5. sınıfta oldu. İnce, üstünde bayrağımız var, içinde bir dizi madde. O güne kadar karşılaşmadığım anayasamla ondan sonra da karşılaşmasam "Atatürk'ün Gençliğe Hitabesini" bana anayasa diye yutturabilirdiniz. Onun niyeti temizdi ve sevmiştim. Bir de her evde Anayasa yoktu ki. Temel hak ve hürriyetlerimiz esaslarının yazılı olduğu kaynak nasıl olur da evlerde bulunmaz. Çünkü evlerde, Kuran-ı Kerim vardı. Mübarek zaten anlayana anayasa. Çok şükür vaktiyle diğerlerinin planladığı gibi olmadı, olmayacak da. Öyle olmaktan kurtuluyoruz, kurtulacağız. Kurtulduğumuz vakit, Kurtuluş Savaşı'mız, zaferlerimizin sadece bu sınırlar içinde değil yer yüzü için önemini anlayacağız inşallah.

Düşünmek; insanı, dünyada gördüğümüz diğer var olanlardan ayıran temel özellik iken bu topraklarda yasaktı. Böyle olunca hayvandan farkımız kalmasın mı isteniyordu, ne. Düşünen, konuşan, haksızlık var diyen, neden suçlu görüldü de öldürüldü? Yanlıştı, sorunlar vardı da kimse dile getiremiyordu korkudan.

Artık dile getirebiliyoruz. Artık sorgulayabiliyor, tartışabiliyoruz, "One Minute", işte doğru budur diye biliyoruz. Bunun değerine paha biçilemez. Ömürler verildi bu uğurda. Değerini bilmeli, değerlendirmeli!

Özgürlük, paylaşım ve adalet artık her an her yerde olabilir. Temel hak ve özgürlükler; bir ağızdan, herkes tarafından savunulabilir, uygulanabilir ve korunabilir. Bu, iletişim ağının yer yüzünü anı anına kaplamasıyla artık mümkün. Bir dünya birliği için savaşmanın, insan öldürmenin anlamı yok demek bu.

Savaşa, kavgaya sebep olan nedir? İlk sebep Kabil . Biri hayır niyette kabul görürken diğeri kabul görmez. İkilik, kıskançlık doğar. Onu doğuran Kabil oldu. Bugün de Kabil var. Kim uydurmaya, dile getirmeye kalkar şu lafı; 1.Dünya Ülkesi, 2. Dünya Ülkesi, 3. Dünya Ülkesi ve Dünya Ülkesi bile sayılmaz bu. Kaç tane dünya var arkadaş, sıkıldıkça kaşıyıp dünya mı bırakıyorsunuz sağa sola. Bu ayrım niye? Niyet ne?

Vaktiyle insanoğlu hayvanlara yemdi. Derdi; beslenerek, güçlü kalmak, korunmak ve neslini koruyabilmekti. Bugün de öyle. Etçil hayvanlar, üstün olduğunu ve galip gelebileceğine inandığı hayvanları avlar ve yer, yok eder. Bunu hayvanlar yapar. İnsan olan insan öldürmez. İnsan eti yenmez, demek ki öldürmenin de gereği yok. Bir insanda beğenmediğiniz her ne varsa değiştirebilir veya toplumdan uzaklaştırabilir bir teknolojiye sahibiz. Eğer o insan tedaviye cevap vermiyor ise ömrünün sonuna kadar tutsak edebilir gücümüz var. Ve yapıyoruz da. Bu topraklarda en suçlu bulduğunuz kim? Nerede? Kimine çıt diye kırılan kalem artık kırılamıyorsa bu topraklarda "Düşünmek ve Konuşmak" vaktidir.


Beşer'in yalnız iken hiç bir değeri, kıymeti yoktur. Ona anlam ve değer katan, iletişim kurduğu dağ, taş dahil yaradılan ve var olan her varlıktır. Beşer, "birlik ve beraberliği" anladığında ve Hz.İbrahim(a.s.) gibi kendi canını, kendi malını, kendi soyunu gözetmeksizin, akıl ve gönül bağıyla "birliği ve beraberliği" savunduğunda ve koruduğunda "İnsan" olmaya layıktır. Zihnimde beşer; eksiktir; Bütün'e, Bir'liğe, Allah Hu Teala'ya kavuşmak üzere sınanandır.

Yalnızlık hayatı zorlaştırıyor ve anlamsızlaştırıyor. Toplu yaşam hayatı kolaylaştırıyor, hayata anlam ve değer katıyor. Anladık, tamam; bir arada yaşamayı, birlik ve beraberliği öğrenmeliyiz. Onu sağlamalı ve korumalıyız. Peki nasıl? Her ne ile ilgili olursa olsun yapılacak en ufak olumsuz ayırım, üstünlük-aşağılık fikri buna engeldir. Hiç bir kul bir diğerinden üstün değil bu an yeryüzünde. Neyin kavgası bu.

Günümüz örneği: Fransa hükümeti bir yasa attı ortaya. Haftalarca konuşuldu. Ne oldu? Ne oluyor? Ne olur? Ortalık bir kaynadı. Günün lideri sırf kendi ve partisi çıkarlarını gözeterek dedi ki, "Vakti zamanında, şurada bir durum olmuş, bana oy verecek bir kitle diyor ki bunun adı soykırım. Ben de buna inandım. Buna inanmayan aksini savunan, koyduğumuz bu yasaya uymadığından suçludur." Ne oldu? Aklı fikri yerinde olan fransızlar bundan utandı ve kaldırdı, kabul etmedi. Sarkozi, şahsi çıkarları ve sözde partisinin geleceği için hak yemeye yeltendi, ayırımaya, aşağılamaya yeltendi, kendine etti ve bitti.

Tarihte bulunan en eski yazılı eserler toplu yaşam kurallarını (ana yasaları) içerir. Bu yasalar; İnsanın can ve mal emniyetini, güvenliğini sağlayan haklardır. Hak ve adalet temellidir. Bir arada huzurlu yaşamaya engel olabilecek tüm fikir ayrılıklarının ve farklılıkların çözümünü barındırmayı hedefler.

Krallar, ya gördükleri en güçlü varlık güneş'i yada edindiği her putu ilah kabul ederek onların temsilcisi - seçilen soy unvanıyla , bir zamana kadar hüküm sürebilmiş, toplu yaşamı korumayı hedef etmiş. Azgınlık ve haksızlık süre gelirken Hz. İbrahim(a.s.); Allah'ın varlığını idrak ederek yerin manasını miras bıraktı soyuna. Unuttunuz mu, bu topraklarda bereketin, hikmetin; gözle gördüğünüz yerde, gökte ve şu an göremeyeceğiniz bütünde olduğunu.

Bizim amcalar "Milletin Meclisinde" benim zihnimde aynı zamanda mescid'dir orası. Çünkü millete hizmet etmek, birliği ve beraberliği savunmak ve korumak amaçlı yapılan eylem, hal, fikir ibadettir. Bu sebepten, lütfen saygıyla hatırlatıyorum; neye ve kime hizmet ettiğinizi ve ettiğiniz yemini unutmayın lütfen bizi utandırıp kavga etmeyin. Biz artık kavga etmek, savaşmak ve öldürmek istemiyoruz. Tamam çok kolay; "saygı, sevgi ve merhamet" esas olsun yeter. İnanın yeter. Bu niyeti fikir edinin, zikredin, dile getirin yeter. O zaten olacak.

Yanımızda komşumuz, can dediğimiz, soy dediğimiz, akrabalarımız ölüyor. Neden? Bir meshep diğer meshepten üstün tutuyor kendini. Birilerini gözetirken kendi geleceğine ve insanlığa ihanet ediyorda Kabil'lik ediyor ondan. Ayrılık - gayrılık niye, sen nasıl "Müslüman"sın? Senin niyetin ne, onu de.

Anayasa ama hakiki Ana yasa; ayrıyı gayrıyı bıraksın, manayı hatırlatsın. Bir, yek, tek, hep, her. Gayrı yok. Ayrı yok. Sade Allah var. Biz, Bir'liği niyet edersek yeni anayasa sadece bize değil yer yüzüne hayırlı olur.

Allah gönüllerimizdeki perdeyi kaldırır İnşallah.

Uyanmamızı talep ediyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz