Güven SERT

Güven SERT

AK PARTİ YENİLENEMİYOR

Ak Parti’de ortalık toz duman.

 

Gaziantep Ak Parti tarihinin en zorlu il kongrelerinden birisine hazırlanıyor.

 

Zorlu, derken sonuç açısından demiyoruz. Dün belirtmiştik. Şu anki delege yapısı ile karşısına Tayyip Erdoğan çıksa yine de kongreyi Ahmet Uzer kazanır.

 

Burada asıl sorun, kazanması kesin olan bir adayı bile kongreye “TEK BAŞINA” götürmeye çalışmanın anlamsızlığı.

 

Uzer cephesinden baktığınızda Şahinbey’in % 70’i, Şehitkamil’in tamamı, Nizip’in tamamı delege olarak zaten elinde gibi görünüyor.

 

O halde neden insanların yarışmasına bu koşullarda dahi zinhar izin verilmez?

 

Bu mantığı anlayamıyorum.

 

Genel Merkez desteği ile rakipsiz olarak kongreye girip başkan olmak mı daha makbuldür, yoksa çok adayın olduğu bir konreye girip, gerçek bir seçimle başkan olmak mı?

 

Bunun cevabı belli.

 

Ak Parti’nin emir-komuta zinciri mantığından kurtulmaması, bir başka deyişle yenilenememesi partilerinin geleceği açısından kaygı vericidir.

 

10 yıllık bir iktidar süreci var. 10 yıl önce partiye giren gençler, afiş asanlar, miting alanlarını süsleyenler büyüdü. Adam oldu. Siyaseti öğrendi. Bu 10 yıllık sürecin değişik zamanlarında partiye dahil olan pek çok akil adam, parti hiyerarşisi içerisinde belli bir noktaya geldi. Çevre edindi. Siyaseti ve Ak Parti’yi sevdi, benimsedi. Şimdi bunların hepsi görev bekliyor. Görev almak ve ilerlemek istiyor.

 

Kimse onları suçlayamaz. Siyasetin amacı hizmet etmek ve hizmet edecek konuma ulaşabilmektir.

 

Buna rağmen aynı makamlara aynı kişi ve kadroların tek aday olarak namzet gösterilmeye çalışılması ya bu kafayı imha eder ya da partinin kendisini.

 

Ülkenin 35 milyonluk kesimini temsil eden bir siyasi partiden söz ediyoruz. Bu parti 35 milyonluk sempatizanı varken, idari kadrolarını sürekli yenileyemiyorsa, kendisini yenilenen bir organizma haline getiremiyorsa, her zaman şikayet ettiği STATÜKOCU yapıyı kendisi de benimsemeye başlamış demektir. Statükocu yapıların ne hallere geldiğini de oy oranlarından görüyoruz.

 

Ak Parti’nin Türkiye ve Gaziantep bazında oy kaybetmesi için yeterince sebep var. Peşpeşe yapılan zamlar. Suriye meselesi. Çarşafa dolanan eğitim sistemi. vs. vs. vs...

 

Buna rağmen oy kaybetmeyen partinin bu başarısının altında Başbakan sevgisi kadar, gücü paylaşım umudunun hala sürmesinin de etkisi inkar edilemez.

 

Ancak Ak Parti kadroları henüz bu gücü paylaşmaya, yetkiyi devretmeye ve dahi koltukları kaptırmaya pek niyetli görünmüyor.

 

Bırakın koltukları kaptırmayı, birisinin bu koltuklara göz koymasını bile sindiremiyorlar. “Ben bırakana kadar kimse bu koltuğu aklından bile geçirmesin” mantığı ile hükmediyorlar. *Oysa böylesi büyük bir kitlesel parti haline gelen bu hareketin neferleri, geçen on yılın ardından artık nefer değil, hiç değilse çavuş olmak istiyorlar. Doğrusu da budur. Ak Parti’nin şu an için alternatifsiz olması dağılmayı önlüyor olabilir. Ama şu unutulmasın ki 10 yıl önce bu günleri kimse hayal bile edemezdi. Bugün bu 10 yıllık sürecin tersine dönebileceğini de kimse hayal edemiyor. Ama bu ülkenin seçmeni pek çok kez hafife alınmaması gerektiğini gösterdi. Bunu bir kez de Ak Parti için yapmayacağının garantisini kimse veremez.

 

Bu yüzden Ak Parti bence biryerlere gelmek isteyenlerin önünü kapamamalı. Aksine açmalı. En azından denemelerine izin vermeli. *Denemenin bile yasak olduğu yerlerde...

 

Neyse, uzun lafın kısası yeniliklere açık olmak gerek. İnsanların şevkini kırmamak, önlerini açık tutmak gerek.

 

Yürümeye gücü yetene “Duuur!” dememek gerek...

 

Bilmem anlatabiliyor muyum, demiyorum. Bilmem anladınız mı, diyorum...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz