Tülay SÖZERİ

Tülay SÖZERİ

AFFETMEK

Geçenlerde bir gazetede, yıllar önce oğlunu öldüren gençle dostluk kuran bir annenin hikâyesini okudum. Yıllarca içini kemiren, yaşama küsmesine neden olan nefret duygusundan kurtulmaya karar veren anne, bu acıdan kurtulmak için oğlunun katiliyle bir araya gelmeye karar verir. Hapishane ziyaretleriyle başlayan bu ilişki, zamanla dostluğa dönüşür. İçindeki nefret duygusundan yıllar sonra da olsa, kurtulmuş olmanın mutluluğunu yaşayan bu annenin yaşadıklarından alacağımız o kadar çok ders var ki.

Masum bir bebekten, bir katile dönüşen gencin yaşamı ise oldukça hazin. Alkolik bir baba, şiddete uğrayan bir anne, sokaklarda geçen bir çocukluk, iliklerine kadar hissettiği nefret dolu bir dünyada var olmaya çalışan bir genç. Bir sokak kavgasında bıçaklayarak öldürdüğü arkadaşının katili olarak tutuklanıyor ve gençliği hapishanelerde geçiyor. Annenin ziyaretlerine kadar kendini asla kendini affetmiyor. Zamanla annenin şefkati ve hoşgörüsüyle kendisiyle barışıp, geçmişiyle yüzleşiyor. Aradan yıllar geçse de birbirlerinden asla kopmuyorlar.

Nasıl şaşırdınız değil mi? Canınız gibi sevdiğiniz evladınızı elinden alan bir katili affetmek, affetmek bir yana onun da kendisini affetmesi için elinden geleni yapmak, içinizdeki nefret duygusuyla ne pahasına olursa olsun mücadele etmek ve bu mücadelenizden hiç vazgeçmemek size ne kadar imkânsız geliyordur kimbilir?

Bugün etrafıma baktığımda, çoğu insanın birbirinden nefret ettiğini, geçmişinde bıraktığı birilerini affedemediğini, acılarını bir kambur gibi sırtında taşıdığını, incir çekirdeğini doldurmayan konular yüzünden aile fertlerinin birbirinden koptuğunu görüyorum. Bu mutsuzluğa ödenen bedele rağmen, kimsenin bu duygudan vazgeçmeye niyeti yok gibi görünüyor.

Zannediyoruz ki, bu yükleri bıraksak, kendimizden vazgeçeceğiz, gurur taşlarıyla döşenmiş kalelerimizin kapılarını ardına kadar açacağız, düşmanlarımıza gönüllüce teslim olacağız

Zannediyoruz ki, bizi üzen birilerini affedersek, yaşamdan kopup, kendimize haksızlık edeceği, sıkı sıkıya sarıldığımız bu duygunun yokluğunda düşeceğimiz boşluklarda kaybolup, bir daha asla bulunamayacağız.

Ama bu duygu bir yanılgıdır sevgili dostlar. Affetmek karşınızdakine değil, kendinize iyilik yapmaktır. İçinizdeki yaşam coşkunuzu yeniden kazanmaktır. Tanrının şefkatli sıcaklığına sığınmak, kendinizle ve hayatla barışmak, iyiliğin koruyucu kollarına teslim olmaktır.

Kendi iç kaynaklarının farkına varamayan insan kendisini ve başkalarını affedemediğinde hayatı boyunca sıkıntı içinde yaşamaya meyillidir. Nefes almakta zorlanır, yeniden sevmeyi aklından bile geçirmez. Verimsiz çalışır, enerjisini boş yere harcar. Affetme fikrinin duygularıyla birebir bağlantısı bulunduğunu, özgürleşmeyen duyguların hayat boyunca peşlerini bırakmayacağını bilmez.

Affetmek; bir nasihat, bir zorunluluk değil, öğrenilebilen bir bilinç boyutudur. Ne kadar nefret ederseniz edin her insanın içinde barındırdığı masumiyet kaleleri, sırça sevgileri, hayatın zorluklarıyla baş edilmesi için giyindiği zırhları vardır. Önemli olan sadece kendi bakış açımızla değil, bazen olayları ters bakış açısıyla da değerlendirebilmektir.

Şunu unutmayın, yapılan her kötülüğün bir nedeni vardır. Bu kötülüğü size yapanın ödeyeceği bedel ise sizin yaşadıklarınızın yanında hiç kalacaktır.

Sağlıcakla kalın.

Günün Sözü: Af kötülüğün varlığını, ona mani olmanın gerektiğini, bağışlamanın üstünlüğünü itiraf etmektir. Ahmet Fuat

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz