Gülşah SERT

Gülşah SERT

ADI VAR KENDİ YOK

 

Doğa şüphesiz ki canlılara sunulan en değerli armağanlardan biri ve doğayı korumanın önemini özellikle sanayi ve teknolojinin hızla geliştiği son yıllarda ve gökyüzünü kaplayan gri tabakayı gördüğünüzde daha iyi kavrıyorsunuz.

 

 

Kısa bir süre önce Vali Ali Yerlikaya, belediye başkanlarını da yanına alarak bir basın toplantısı düzenlemiş ve hava kirliliğini önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almanın kendilerinin öncelikli görevi olduğunun altını çizmişti. Vali Yerlikaya’nın bu adımını takdir ediyorum ancak hava kirliliğini önlemek adına atılması gereken adımlar konusunda belediyelerin üzerine düşenleri tam olarak yaptıklarını sanmıyorum. Yapsalardı doğaya zarar vermek için bu kadar çaba sarfetmezlerdi.

 

 

Ben doğanın, çevre sağlığının en az eğitim, güvenlik, ulaşım kadar, hatta ve hatta onlardan daha da önemli olduğuna inananlardanım. Hala hele de hava kirliliğinde hatırı sahip bir yere sahip olan Gaziantep için yeşil alanlar, ağaçlar ve temiz çevrenin önemi gelecek nesiller açısından hayati önem taşıyor.

 

 

Isınma, sanayi ve trafikten kaynaklı etkenler hava kirliliğinin artmasında önemli rol oynuyor, dolayısıyla ekolojik denge bozuluyor, çevre ve canlı hayatı zarar görüyor.

 

 

 

Hava kirliliğinin önlenmesinde bu risk faktörlerini ortadan kaldırmak ne kadar büyük önem taşıyorsa özellikle Gaziantep gibi bir sanayiye endekslenmiş bir şehirde yeşil alanların artırılması, ormanların tahribatının önlenmesi, ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmesi de o derece önem kazanıyor.

 

 

Ancak belediyeler hala doğayı korumanın önemini kavramakta direniyor.

 

Bunun önemini bugün anlamayanlar bana göre yarın çocuklarına nasıl bir ülke bırakacaklarının farkında olmayanlardır.

 

 

Biz ‘Fidan dikelim, yeşilliği arttıralım, çevremizi ve doğayı koruyalım” dedikçe çevremiz beton yığını haline dönüştürülüyor.

 

 

Aşağıda iki tane fotoğraf var… Gaziantep’in farklı yerlerinde çekilen iki ayrı fotoğraf. Bu fotoğraflar ne kaldırımlara ne de yollara ait… Her iki fotoğraf da hani yeşil, çimleri, ağaçları olması gereken ancak maalesef taştan ibaret olan parklara ait.

 

 

Her iki fotoğrafın da ortak noktası köşelerine kondurulan ‘park’ levhaları ve parklarda olması gereken yeşilin tonlarına dair hiçbir emarenin olmaması.

 

 

Birisi GAGİAD Parkı, diğeri de Nail Bilen Caddesi’ndeki Hamidiye Park’ın devamı. Böyle parkları görünce ‘Allah 100. Yıl Parkını yapanlardan razı olsun’ demekten kendimi alamıyorum. Ben daha fazla yorum yapmıyorum. Fotoğraflara bakın ve yorumu siz yapın.

 

 

ERDAL ABİYİ KAYBETTİK

 

“Habertürk Gazetesi Adana Bölge Temsilcisi Erdal, geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti”…

Dün aldığım bu haber beni derinden sarstı, dondum kaldım. O kimilerine göre Habertürk Gazetesi Adana Bölge Temsilcisi Erdal Çelik, kimilerine göre gazeteci Erdal Çelik, bana göre ise Erdal abiydi.

 

Kendisini bildiğim, tanıdığım biri olmasına rağmen 10 yıl önce bir Kıbrıs gezisi sırasında daha yakından tanıma şansı bulmuş ve gazeteci kimliğinin de ötesinde insani özelliklerine tanık olmuştum. Meslektaşlarımızın bırakın yardımlaşmayı, dayanışmayı birbirine selam vermekte bile imtina ettiği şu dönemde ‘ne zamansız ve acı bir kayıp’ demekten alamadım kendimi. Belki de pek çok kimsenin göremediği, şahit olamadığı bir yüzünü görmüştüm ben Erdal abinin… Yardımseverdi, vefalıydı.

 

Babamı kaybettiğim gün yine beni yanıltmamıştı. Telefonun diğer ucundaydı, “Gülşah bak memleketin uzak, defin işlemleri için ne yapmamız gerekiyor söyle” diye ilk arayan o olmuştu. Söylenecek çok söz yok. Mekânın cennet olsun Erdal abi…

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz