Hüseyin KÜPELİ

Hüseyin KÜPELİ

ADAM KAZANDI, PEKİ AMA NEDEN?

23 Haziran İstanbul seçimlerini, Türkiye’nin seçimine getiren yegane sebeplerin başında, Cumhur ittifakının akıl almaz hırs ve tutumları getirdi. Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu, iptal kararından sonra sadece Millet ittifakının adayı olmaktan çıktı, kararsız ve tarafsız olanların da gönlüne girdi. Hatta, bir önceki seçimde Cumhur İttifakına oy veren bir kısım Ak Parti ve MHP’lilerinde…

Sonuçların açıklanmasıyla birlikte, rakibi Binali Yıldırım'a yüzde 9'luk bir üstünlük sağlayan Ekrem İmamoğlu, 54.03 gibi bir oy ile, İstanbul'da 35 yıldır kırılamayan Bedrettin Dalan'ın yüzdesel rekorunu da, yine Ak Partililerin desteğiyle kırmış oldu.

Nasıl mı?

Çünkü bu seçimin sonucu, sadece siyasetle değil, adaletle alakalı olarak, gelişti. “Ben kaybetmem, kaybedemem” anlayışı, kabullenememe, nefret söylemi, kutuplaştırma siyaseti, Ekrem İmamoğlu’nu aynı seçimi iki kez kazanan başkan olarak tarihe geçirdi.

Ekonomik meseleler elbette etken oldu. Ama bugüne kadar, seçmen, ekonominin faturasını sandıkta kesmemişti.

Bu kez, farklı bir şey oldu. Ak Parti gerek 31 Mart’ta, gerekse 23 Haziran’da, ötekileştirmeye devam etti. Ettikçe de kaybetti.

Mesela, 31 Mart gecesi kaybettikten sonraki tüm politik kurgusunu “Çünkü çaldılar” söylemi üzerinden geliştirdi. Anket sonuçları geldikçe, bu dili bırakmak yerine, dozajı daha da artırdı.

Tüm kartları denedi ama son haftadaki Abdullah Öcalan kartı en berbat olanıydı. Ters tepti, çöküşü hızlandırdı. Cezaevindeki Öcalan’dan mektup getirmek, milliyetçi seçmen için infial yarattı. Çünkü bu seçmeni başından beri “Bu bir beka seçimidir” diye inandırdın. Milliyetçi seçmen, devlet televizyonunda Öcalan’ı görünce, bunun bir beka seçimi olmadığını gördü. Bu ölümcül hata, farkın 800 binlere kadar açılmasının ana sebeplerinden birisidir bana göre. Çünkü, söylem ile eylem tamamen zıt bir durum oluşturdu.

Cumhurbaşkanı’nın “Seçilse de, görevden alınabilir” cümlesi, seçmen iradesine hakaret niteliği taşıyordu. Bence, Erdoğan’a bu hataları yaptıranlar, ya bilinçli yaptırdı. Çünkü, Erdoğan tecrübesindeki bir siyasetçinin, böyle bir açıklama yapması inanılır gibi değildi.

Bir başka dikkat çekmek istediğim husus, karşılarına çıkan her rakibe yapıştırılan fetö damgası yapıştırması ki, artık bu söylemin de ciddi ciddi sorgulanması gerekiyor. Evet, katılıyorum. Kesinlikle, 15 Temmuz’daki hain kalkışma bu ülke için çok büyük bir travma oluşturmuştur ama artık bu travmadan, siyaseten medet ummak, Ak Parti’ye bir getiri sağlamıyor. Üstelik siz, fetö davalarında, hapistekilerle, dışardakiler arasında bir adalet duygusunu tam sağlayamamışsınız. Halkı bu konuda ikna edememişsiniz.

Sonuç olarak, onlarca TV ve gazete her gün bangır bangır bağırırken, troller her gün acımasızca linç kampanyası yürütürken, TV ekranlarındaki hazır kıta amigolar boş boş konuşurken, 23 Haziran gecesi o kanalların hepsi yayınlarını erken sonlandırmak durumunda kaldı.

Ak Parti ve MHP bu seçimin muhasebesini elbette yapacaktır. Belki, imajına zarar verenlerden hesap ta soracaktır.

Ama naçizane tavsiyem bu dili değiştirin…

Sonuçların belli olduğu ilk dakikadan itibaren kaybeden aday Binali Yıldırım’ın konuşması çok önemliydi… Nefret söylemi olmayınca, olgunlukla söylenen cümleler, sokaklara nasıl yansıdı, en güzel örneğini gördük. Türkiye’nin tansiyonu bir anda normale döndü. Binali bey, olası gerilimi önledi. Her şeyi kolaylaştırdı. Ekrem İmamoğlu’nun kucaklayıcı dili ve ardından, Sayın Cumhurbaşkanı’nın tebrik eden açıklamaları çok güzeldi.

Umarım, bu hoşgörü, bu anlayış, hep böyle devam eder. Kazanan Türk milleti olur.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz