Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

61 senedir olanlar oldu...

Bir seçim dönemi daha geride kaldı.1950 den bu yana 16. Genel seçimimizi gerçekleştirdik.
61 seneyi aşkın bu süreçte, Ülkemiz hep Liberal merkez sağ ideoloji ile, merkez sol, veya en fazlası ile ortanın solu diyebileceğimiz karma ekonomi yanlısı ideolojinin mücadelesini yaşadı genel seçimlerde.
1950 Genel Seçiminde Liberal merkez sağ ideolojinin temsilcisi Demokrat Parti, oyların % 52.67 sini alarak 415 Milletvekili çıkartırken, merkez sol olarak tanımlanabilecek Cumhuriyet Halk Partisi oyların % 39.45 ini alarak ancak 69 Milletvekili çıkartabilmişti.
Bu durum Demokrat Parti’ye, mecliste milletvekili sayısı olarak % 83 lük bir çoğunluk oluştururken, Cumhuriyet Halk Partisi’ne % 13.8lik bir temsil gücü sağlıyordu.
Son Genel Seçim sonuçlarımıza göre ise, iktidar partisi AKP’nin genel seçimdeki % 49.85lik oy oranı ile çıkarttığı 326 Milletvekili kendisine mecliste % 59.27 oranında bir güç kazandırırken, Cumhuriyet Halk Partisi % 25.88 ile çıkarttığı 135 milletvekili ile, % 24,54 oranında bir temsil gücü bulabiliyor.
Bu nedenle CHP kendi durumunu 50 seçimleri ile kıyasladığında haline şükretmelidir. Seçim sistemi CHP’ne hiç olmazsa mecliste, halktan aldığı oy oranında temsil gücüne olanak vermektedir.
AKP ise, her ne kadar 50’lerin Demokrat Partisi gibi mecliste, halktan aldığı oyların % 30’a varan fazlası ile temsiliyet şansı bulamamış olsa bile, yine de 326 milletvekili ile oyunun % 10 üzerinde bir güç sağlamış bulunmaktadır.
Eğer siyasal partilerin seçmenden aldıkları oy oranının aynısı ile parlamentoda temsilini öngören bir seçim sistemi olsa idi, CHP’nin çıkarttığı milletvekili sayısı değişmeyecek, ancak AKP’nin milletvekili sayısı 275 olacaktı. Yani bu günkünden 50 milletvekili daha az…
Neyse, olanlar oldu, biz önümüze bakalım.
Gerçek şu ki, Türkiye’de iki seçmenden biri, son on senedir, hatta son 61 senedir sürdürülen politikalardan memnun görünüyor. Yani her geçen gün biraz daha sağa kayan, ekonomik anlamda liberal politikalardan memnun görünüyor…
Bunun sonucu şöyle okunabilir:
1- İnsanımız genel olarak gelenek ve göreneğe dayalı yaşam çizgisini, evrensel kültür değerleri bağlamında değiştirme düşüncelerine karşı direnç gösteriyor.(Örneğin başına gelen her şeyi kadere bağlıyor ve kabulleniyor, ama olumsuzlukları düzeltmek için geleceğini planlamaya yönelik rasyonel düşüncenin gereklerini aramaktan kaçınıyor.)
2- Ekonomide yaşanan onca gelir farklılıklarına ve büyük sermayeler lehine yaratılan ayrıcalıklara rağmen, bir gün kendisinin de maddi zenginliğe dayalı saygınlığa kavuşacağına dair umut beslemeyi, gerçekten hakça üretip hakça tüketmenin adil koşullarını oluşturmak üzere çaba göstermeye yeğ tutuyor.




Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz