Nergiz Karakuş

Nergiz Karakuş

"Nefreti büyüklerden öğrenirler"

" Çocuklar ırk ve din bilmezler. İnsan ayrımı yapmazlar.  Ölçütleri sevgidir. Nefreti  büyüklerden öğrenirler " (Martin Luther King)

Çocuklar dünyaya evrensel gelir, ayrımcılığı ebeveynlerinden ve yetiştiği çevreden öğrenirler. Onların dünyası renklidir, oyun ve sevgi dünyasıdır; bu nedenle kimseyi elimine etmeden tüm renklerle oynarlar. Fakat çocuklara ırkçılığın aşılanması durumunda kendilerini yetişkin bir birey gibi düşünürler ve ırkçı düşünceler zihinlerinde filizlenir bu durum da zamanla topluma zarar vermeye başlar.  Arkadaşları arasında benzer şekilde ayrımcılık yapmaya başlarlar. Eğer bu dünyada barış içerisinde ve kardeşçe yaşamak istiyorsanız bu tarz zehirli ırkçı düşünceleri çocuklarımızın beyin tarlasına ekmeyiniz. Çünkü çocuklar ayrımcı düşünceleri biz yetişkinlerden öğreniyorlar. Çocukların rengi, dili, dini ve ırkı yoktur. Onla her zaman sevgi enerjisinde kalır.

Ebeveynlerinden ve yetiştikleri toplum içerisinde gördükleriyle ve duyduklarıyla  insanların farklı dinleri ve ırkları olduğunu öğrenirler. Sonra ilerleyen yaşlarında kendi kökenlerine ait dilini, dinini ve rengini benimsemeye başlar. Eğer ailelerinde ırkçı ve ayırımcı bir zihniyetle yetişmezseler, arkadaşlarını da farklılıklarından dolayı anlayışla, hoşgörüyle ve sevgi ile kabul ederler. Çocuğun sağlıklı bir birey olarak toplumda var olabilmesi için sevgi, saygı dolu, anlayışlı, ırkçılığın ve ayırımcılığın aşılanmadığı bir aile ortamında yetişmesi gerekir.

Çocuğunuzun toplumda uyumlu bir birey olarak yaşayabilmesi adına özellikle barışcıl, hoşgörülü, değer bilen, özgür, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirmeliyiz. 1924 tarihinde Cenevre Çocuk Hakları bildirisi 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel kurulunca kabul edilen antlaşmada her ırkta ve dinde olan çocukların ayrımsız korunmaları ve eğitilmeleri güvencesi verilmiştir. Bunun yanı sıra her insan eşit haklara doğduğu andan itibaren sahiptir. 

Anaokularında ve okularda bazı çocuklardan “Ben bu çocukla oynamak istemiyorum ya da ellini tutmayacağım, bu ırktakileri ve mültecileri sevmiyorum” gibi benzer sözler biz eğitmenler tarafından sıkça duyuyoruz. Bir aktivite esnasında ırkçı söylemlerle yetişen çocuklar kendilerine kurban olarak bir yabancı çocuk seçerek bu çocuğu dışlamaya başlıyor ve arkadaş olmak istemiyor hatta kendi dillini konuşan göçmen çocuğa “Bu dilli konuşamazsın, eğer bu ülkede yaşıyorsan bu ülkenin dillini konuşmalısın.” diyerek karşısındaki çocukta psikolojik olarak bir travma bırakabilir. Bu konuda eğitmenlerin bilinçli davranması gerekir ve böyle bir durum olduğunda konuyu grup halinde görüşerek ya da bireysel görüşmeler yaparak bu davranışlara izin verilmeyeceğini anlatmaları gerekir. Kurban durumundaki çocuğa yaşadığı bu durumun onda bir travma oluşturmasına izin verilmemeli ve eğitmenler tarafından korunduğu duygusu hissettirilmelidir. Bu yaşanılan durum tabiki aile ile de görüşülmelidir.

Aslında çocuklar tarafından kullanılan ırkçı söylemler aile içerisinde gerçekleşen konuşmaların bir ürünüdür. Ebeveynler, evde çocuklarının yanında bir başka ırktan ve inançtan olan halklar hakkında olumsuz ve ırkçı sohbetler yapabilmekteler. Bu konuşmalara kulak misafiri olan miniklerse hemen ertesi gün oyun arkadaşını dışlayarak bunu gösterirler. Çünkü çocuklar kendi dünyalarında bunu anlayamadıkları için “bu arkadaşım başka ırktan, ben başka ırktan onunla oynamamalıyım, onlar bizim düşmanlarımız, bizim ırk daha üstün” diye düşüncelere kapılırlar. Bu durum önlenmez ve dikkate alınmaz ise demokratik bir dünyada yaşamak zorlaşır. Her şeyden önce çocuklarımıza sevgiyi, saygıyı öğreterek demokrat bir birey olmasını sağlamalıyız. Dünya, bizler renkli ve farklı olduğumuz için güzel. Her birey özel ve ayrıcalıklıdır. Bu bilinci gelecek nesilere aktaralım.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz