Günay’dan çarpıcı açıklamalar

Gaziantep Futbol Kulübü’nün başarılı file bekçisi Günay Güvenç, sezon içinde yaptığı totemlerle maçların yüzde 90’ını kazandıklarını söyledi.

Günay’dan çarpıcı açıklamalar
Telgraf Spor Servisi
6 Nisan 2020 / 20:55

Gaziantep Futbol Kulübü’nün başarılı file bekçisi Günay Güvenç, sezon içinde yaptığı totemlerle maçların yüzde 90’ını kazandıklarını söyledi. Tecrübeli takım kaptanı “Isınmaya çıktığım zaman altıpas çizgisinden topu en az 3 kere direğe vurmaya çalışırım. 3 kere peşpeşe direğe vurduğum maçların  yüzde 90'ını kaybetmedik” dedi.

Geçtiğimiz sezon Gaziantep'in Süper Lig'e çıkmasında büyük pay sahibi olan, bu sezon da başarılı performansını sürdüren Günay Güvenç, sorularını yanıtladı.

Gaziantep'i seviyor musun?

Yaklaşık 2 senedir Gaziantep'teyim. Orada kendimi iyi hissediyorum. Antep halkını çok seviyorum, zaten bunu biliyorlar. Böyle bir durum olmasaydı zaten oradan ayrılmazdım. Ailem Almanya'da olduğu için Almanya'ya gelmek zorunda kaldım. Ligler başlayınca tabii ki Antep'e döneceğim.

Sabah ciğer yemeye gidiyor musun?

Hayır, ben ciğer yemiyorum. Duyduğum meşhur bir ciğerci varmış, sadece sabah 4ile 6 arası açık. Ama hiç yemedim, dediğim gibi sevmiyorum ciğeri.

Gaziantep taraftarı seni seviyor. Sokakta seni gördüklerinde neler söylüyorlar?

Bana en çok 'Bu hafta sonu yenecek misiniz?' diye soruyorlar.

Muhtemelen yeneceğiz diyorsunuzdur. Gaziantep'in performansı bu sezon gerçekten iyi.

Yepyeni bir kadro kuruldu. Geçen sezon 1. Lig'de oynuyorduk. O yüzden çok başarılıyız gerçekten. Güzel bir sezon geçiriyoruz. Gittikçe de daha iyi oluyor. Antep halkı da bize çok destek veriyor. Hep beraber güzel bir yolda ilerliyoruz.   

Sezon başında Yuri Lodygin transfer edilmişti. Zamanında Rusya Milli Takımı'nda da forma giyen bir kaleciydi. 'Benim yerime adam aldılar' diye küsmedin, forma için mücadele ettin.

Kaleci pozisyonu çok önemli. Bir kalecide çok sorumluluk vardır. Ben de geçmiş yıllarda edindiğim tecrübelerle Yuri ile forma savaşına girdim. Kamp dönemini çok iyi geçirdim, hoca benle Yuri arasında bir karar verdi. O da çok iyiydi ama hoca kararını benden yana kullandı. Kalecilikte şans faktörü de önemli. Topun kaleciyi sevmesi lazım. Sezona da iyi başlayınca formayı kaptırmadım.

Bu sezon 3-5-2 oynuyorsunuz. Senin önünde de 3'lü savunma var. Kana Bıyık, Dijilobodji, Tosca ülkelerinde milli takımda oynayan çok tecrübeli isimler. Sana bu oyun sisteminin de bir katkısı oluyor mu?

Ben de ilk defa 3-5-2 sistemiyle kaledeyim. Genelde 4'lü defans arkasında oynuyordum. Hocamız ilk geldiğinden beri bu sistemden yanaydı. Ben de kaleci olarak ayak uydurdum buna. Çünkü kalecinin de oyun kurmada başarılı olması lazım. Maçlarda da farketmişsinizdir, ben uzun vurmaktan ziyade kısa oynamaya çalışıyorum.

3'lü savunmaya rağmen çok gol yedik. Ama hocanın sistemi kısa vadede olacak bir şey değil. Bazen 1-2 sene gerekebilir. Jürgen Klopp mesela Liverpool'a ilk geldiğinde 8'inci oldu. Ertesi sene de 4'üncü oldular. Ama ardından sistemleri oturdu ve iki senedir şampiyonluğa oynuyorlar. Biz de hocanın sistemine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Hoca da takım da bu sistemi çok benimsedi. Önümüzdeki aylarda daha iyi olacağız.

Takım arkadaşların için neler söylersin?

Ben karakter olarak herkese ayak uydurmaya çalışıyorum. Hayatımda önem verdiğim şeylerden biri empatidir. Biriyle anlaşmazlığa düştüğümde önce kendim düşünür empati kurarım, nedenini bulmaya çalışırım. Daha sonra da yapıcı olarak yaklaşırım. O yüzden genel olarak herkesle anlaşırım, herkes de beni sever. Hiçbir zaman farklı bir kişi olmaya çalışmadım. Tabii takımda 1-2 tane samimi olduğum arkadaşım var. Ama isim vermeden herkesle çok iyi anlaştığımı söyleyebilirim.

Devre arası kampında Şenol Güneş sizi de ziyaret etmişti ve sen de Şenol Hoca ile uzun uzun konuştun. Ne konuştunuz?

Şenol Güneş benim çok değer verdiğim bir hoca. Beraber şampiyonluk yaşadık. Kendisi de eski bir kaleci, onunla beraber olmam bana çok şey kattı. Biraz eski günlere gittik, biraz da benim gelişimim hakkında konuştuk. Yaklaşık 4,5 sene önce beraberdik. Kendimi iyi geliştirdiğimi söyledi. Türkçemi düzelttim. Kendimi artık daha iyi ifade edebiliyorum. Ona da milli takımda başarılar diliyorum.

EURO 2020 için milli takımdan davet bekliyor muydun?

Elbette herkesin hayali vardır. Benim de kısa vadedeki hayalim EURO 2020'ydi. Bu sene iyi bir performans gösterdim ama daha iyi olabilirim. Takıma daha fazla katkı sağlayabilirim. Milli Takım hocaları kim daha iyiyse, takıma daha fazla katkı sağlayacaksa zaten onları seçeceklerdir. Eğer uygun görürlerse gidip her şeyimi veririm. Onların görmezlerse de çalışmaya devam ederim. Milli Takım en iyilerin olduğu yer.

Milli Takım için Mert Günok, Uğurcan Çakır, Altay Bayındır, Gökhan Akkan, Sinan Bolat gibi iyi kalecilerle rekabet ediyorsun. Onlar için neler söylersin?

Ben tüm lig maçlarını izleyen biriyim. Televiyondaki 2. Lig maçlarını bile izliyorum. Hatta eşim bundan çok rahatsız. Alt liglerde de iyi kalecilerimiz var. Kalecilik mesleği biraz eğitimle alakalı. Fiziksel olarak çok iyi kalecilerimiz var. Ben her kalecinin iyi oynadığı maçta sanki kendim iyi oynamış gibi seviniyorum. Kaleci psikolojisinden anlayan biriyim. Hayatım boyunca bir kalecinin yaptığı hayata sevinmedim, sevinmeyeceğim. Çünkü bunun nasıl bir psikoloji yaratığını bilen biriyim. Ligimizde ve alt liglerden iyi kaleciler geliyor.

Sumudica'yı herkes çok merak ediyor. Kendisi ligin en çok sarı kart gören teknik direktörü. Bir agresif tarafı var ama bu beni çok rahatsız etmiyor. Sempatik bir görüntüsü var. Nasıl bir teknik direktör, bize anlatır mısın?

Bir insan hakkında yorum yapmadan önce tanımak lazım. Ben hocayı Kayserispor'da çalıştığı dönemden tanıyorum. Hocanın tarzı benim hoşuma gidiyor. Hoca bir oyuncuya bağırıyorsa bu iyi bir şeydir. Bağırmıyorsa o zaman bir sorun vardır. Antrenmanda bana yapmam gerekenleri söylediğinde ben alınmam. Çünkü hoca senden bir şey istiyorsa bir şey bekliyordur, istediklerini yapabileceğini düşünüyordur. Ama hoca seninle konuşmuyorsa o zaman senden vazgeçmiştir.

Bir takımda 30'a yakın futbolcu bulunuyor. Herkes ayrı bir karakterde. Hoca bağırınca kiminin morali bozuluyor, kiminin performansı artıyor. Ben bu tarzı beğeniyorum çünkü Almanya'da böyle gördüm. Daha çok bu tip antrenörlerle çalıştım. Hocamızın tarzı bu; evet, sarı kart görüyor ama takım da bunu hissediyor. Konuşmalarıyla takıma çok iyi dokunuyor. Taktik anlamda da çok iyi ilerliyoruz. Herkes hocadan bir şeyler öğreniyor. Her şey yolunda. Takım olarak da hocamızdan çok çok memnunuz.

 

İyi bir penaltıcısın. Bu sezon 2 penaltı kurtardın. Gaziantep Süper Lig'e senin kurtardığın penaltılarla geldi. Keza Göztepe'de de aynısını başarmıştın. Penaltılar için özel bir çalışman var mı?

Kariyerime geri dönüp bakarsak çok penaltılar görürüz. Benim açımdan penaltı bir his işi. Elbette oyuncuları tanımak lazım ama o da yetmiyor. Çünkü oyuncular da kaleciyi takip ediyor.

Ben genelde uzun ayak durmaya çalışıyorum. Bir köşeye yatmadan önce onu da tedirgin etmek istiyorum. Çünkü kalecinin uzun süre ayakta durması penaltı kullanan oyuncunun tereddüt yaşamasını sağlıyor.

Genelde penaltıya çalışmıyordum ama yeni penaltı kurallarına göre çalışmaya başladım. Ayağının bir tanesinin çizginin üzerinde kalması koordinasyon gerektiriyor. Çünkü kalecinin öne çıkma refleksi vardır. Kasımpaşa maçında Quaresma'nın ilk penaltısını böyle kurtardım ama sarı kart gördüm. Mesela burada üçüncü sarı kartımı gördüm ve sınıra geldim. Quaresma'nın attığı ikinci penaltıyı da ihlal yapmadan kurtardım. O yüzden çalışmak gerekiyor. Bunun koordinasyonu gerçekten çok zor. Çünkü ayaklara konsantre olayım derken topa geç kalınıyor. Sadece topa konsantre olursan da ihlal yapıp öne çıkıyorsun.

Maçlardan önce topu elinle üç defa uzaktan üst direğe vurmaya çalışıyormuşsun. Bu bir totem mi?

Evet bu benim totemim. Isınmaya çıktığım zaman altıpas çizgisinden topu en az 3 kere direğe vurmaya çalışırım. 3 kere peşpeşe direğe vurduğum maçların  yüzde 90'ını kaybetmedik. Bu yüzden ısınmaya çıkarken bu olaya çok fazla konsantre oluyorum. Gerçekten bana ve takıma da şans getirdi. Bu sene yapmaya başladım ve gayet de başarılı oldu.

Çok iyi masa tenisi oynadığını duyduk.

Masa tenisini gerçekten iyi oynuyorum. Çocukluğumda okullardan sonra sosyal aktivitelerimiz vardı. Mesela dartı da çok iyi oynarım. Bugüne kadar da futbol camiasında beni yenen kimse olmadı. 11'e kadar yenen oldu ama 3 set oynadığımız için henüz yenen olmadı.

Beşiktaş'ta oynarken Kadıköy'deki bir maçta son dakikada Moussa Sow'dan gol yemiştin ve o golden sonra gözyaşlarını tutamamıştın. Sow daha sonra da Gaziantep'e geldi ve beraber oynadınız. Hiç o maçı konuştunuz mu?

Benim en duygusal olduğum maç Atatürk Olimpiyat Stadı'nda Galatasaray'a karşı oynadığım maçtı. İkincisi Göztepe formasıyla Eskişehir'e karşı oynadığım play off maçıydı. Gaziantep'le oynadığımız şampiyonluk maçının da benim hayatımda önemli bir yeri var.

Sow'un gol attığı maç benim ilk Süper Lig maçımdı. Devre arasında Tolga Zengin'in yerine girmiştim. O zamanlar 21-22 yaşındaydım. Heyecandan maça dair hatırladığım çok az şey var. O maça dair sadece golü hatırlıyorum. Maçtan sonra da çok ağladım. Moussa Sow da Gaziantep'e geldiğinde benim kim olduğumu iyi biliyordu, devamlı gülüyordu. Ama futbol böyle bir şey, kim derdi bir gün Sow'la aynı takımda oynayacağım diye. Sonra onunla da Gaziantep'te şampiyon olduk.

 Senin hakkında bilmediğimiz bir şey söyle

Türkü dinliyorum. Çok kişi bilmez ama ben gerçekten türkü hastasıyım. Maçlara giderken türküler dinlerim. Tabii başka tür müzikler de dinliyorum ama telefonumdaki playlist'te 100 şarkı varsa 90'ı bizim türkülerimizdir. Türküler ben motive ediyor. Belki dış görünüşümden dolayı kimse tahmin etmiyordu ama türküleri çok seviyorum.

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz