Geleneksel lezzetleri endüstriyel tasarımla buluşturuyor

Şahveli Makina 30 yıllık tecrübesiyle geleneksel lezzetleri kendi geliştirdiği tasarımlarla dünyanın dört bir yanına taşıyor.

Geleneksel lezzetleri endüstriyel tasarımla buluşturuyor
Hüseyin Küpeli
14 Temmuz 2018 / 08:13

Patentini aldığı yuvalama makinası, zırh makinası, katı gıda ufalama makinesi ve tantuni makinesine bir yenisini daha ekleyen Şahveli Makina son olarak kebap saplama makinası geliştirdi. Şahveli Makine Dış Ticaret Müdürü Cem Şahin, kebap saplama makinesinin sadece Türkiye’de değil dünya yemek sektöründe büyük bir ilgi gördüğünü ve siparişlere yetişmekte güçlük çektiklerini söyledi.

Şahveli Makina’nın küçük bir işletmeden bugünlere gelmesinde Ar-Ge çalışmalarına verilen önemin en önemli etken olduğunu dile getiren Cem Şahin, halihazırda yeni ürün geliştirme çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

Şahin’in altını çizdiği en önemli konu ise makinelerle yapılan kebap ve diğer ürünlerin birebir elde yapılmış gibi lezzetli olması oldu.

Dürüm kültürünü AVM zincirleri ile fastfood sektörüne kazandırmayı hedeflediklerini dile getiren Şahveli Makine Dış Ticaret Müdürü Cem Şahin, yeni geliştirdikleri üretimleri, Ar-Ge çalışmalarını ve sektörde yaşanan gelişmeleri BOSS Dergisi okurları için anlattı.

1985 doğumludur. Rusya’da İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine eğitim almıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Şahveli Makina’nın ilk kuruluş süreci ve üretimlerini anlatır mısınız? 

Şahveli Makine 1993 yılında kurulmuş bir şirkettir. 2015 yılına kadar ağırlıklı iç piyasaya yönelik çalışıyorduk, 2013 yılından sonra ağırlıklı olarak yurtdışına çalışmaya başladık. Ürettiğimiz makinaların büyük kısmını ihraç ediyoruz. Kurulduğumuz günden buyana endüstriyel mutfak ürünleri üretiyoruz. Hiç çizgimizi değiştirmedik. İlk üretimini yaptığımız makinamız zırh kıyma makinası ve dünyada olmayan bir makine. Yönetim Kurulu Başkanımız Faruk Şahveli Bey, bu makinanın tasarımını yapıyor ve dünyada olmayan bir makinayı sektöre kazandırıyor. Bugün çoğu marka restoranın olmazsa olmazı haline geliyor.Tabii zamanla kadayıf makinaları, Gaziantep’in yöresel yemeği yuvalamanın hem sanayi tipi hem ev tipi yuvalama yapma makineleri geliştiriliyor.

Dilerseniz en son yaptığınız üretimle başlayalım, kebap saplama makinası nasıl ortaya çıktı?

Aslında bizim yaptığımız bir yerde Gaziantep yemeklerinin makineleşme serüveni. Belirttiğiniz gibi en son kebap saplama makinası yaptık. Onda da inşallah ihracatta rekora doğru gidiyoruz. Çok satıyoruz ve şu anda siparişlere yetişemiyoruz. Bu üretimlerin tasarımı tamamen bizim yaptığımız, başka firmaların üretmediği patenti bize ait makineler. Bu üretimleri bizden başka yapan da yok. 2013 yılından buyana proje üzerinde çalışıyorduk, 2015 yılında ilk satışımızı Norveç ile gerçekleştirdik. Kebap saplama makinasını ilk Norveç’e sattık. Hatta o dönemde makine prototip halindeydi. Alıcımız kendi isteğiyle “zar da, kar da bize” dedi ve makineyi aldı. Halende sorunsuz bir şekilde kullanıyor. Tabii bizde o günden buyana makinayı daha da geliştirdik ve aylık 20-25 civarı makine satıyoruz.

Ustaya, el yapımına alışmış işletmelerin makineleşmeye yaklaşımı nasıl oluyor?

Gaziantep’te restoranların kebap ustası bulması belki güç olmayabiliyor ama İstanbul’da, Ankara’da, yurtdışında usta bulmak gerçekten çok büyük problem.

Tabii bir ustanın yapabileceğinden çok daha seri, standart ürün yapabiliyor. Dolayısıyla işletmeler kebap makinesini tercih ediyor. Zırh makinesini ilk ürettiğimizde Gaziantep’te bazı sıkıntılar yaşamıştık. Ustamız var, gerek yok denilmişti ama şimdi yaygın olarak kullanılıyor. Çünkü kol dayanmıyor. Bizim makinemiz 6 kilo eti 20 saniyede orijinal zırh şeklinde çekerken, bir usta 6 kilo eti en az 45 dakikada çekebilir. Kebap makinemizde 1 saate 500 şiş saplayabiliyor. Arada uçurum var. Biz inanıyoruz ki 2 yıl içerisinde Gaziantep’in işletmelerinin büyük kısmı bu makinelere geçecek. Geçmek zorunda da kalacak, çünkü usta yetişmiyor.Bunların dışında tabii devlette artık belli standartları oluşturmaya başladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı hijyen konusunun üzerinde çok duruyor. Makine olunca hiç el değmeden üretim yapılıyor. Ayrıca bu işletmeler için müthiş de bir prestij.

Üzerinde çalıştığınız yeni bir projeniz var mı?

Şu anda kebap pişirme makinası üzerinde çalışıyoruz. Eti makine çekecek, şişi makine saplayacak ve son projemizle birlikte pişirme işini de yine makine yapacak. Dumansız bir şekilde pişirip servis edebileceksiniz. Elektrikli olacak ama boraks ile kömür kıvamına yakın bir lezzette pişireceksiniz. Avrupa’da zaten kömür yasak. İnşallah başarılı oluruz, şu anda test aşamasında. Tabii tüm bunlar gerçekleştiğinde entegre bir sistem kurmuş da olacağız. Sloganımızda: “Çek, sapla, pişir”.

Bunun yanında Faruk Bey, tamamıyla otomatik döner makinesi üzerine çalışıyor. Örneğin tavuk eti beklediğinde çok çabuk bozulan bir ettir. Bu makine hem içten eti soğutacak ve tazeliğini koruyacak, hem de dönerin dış kısmının pişmesini sağlayacak. Bu proje tamamlanırsa sektörde standartlar çok değişecek.

Üretimlerinizin ne kadarını ihraç ediyorsunuz? 

Yüzde 80-90 oranında yurtdışına ihraç ediyoruz. Amerika, Japonya, Hindistan, Avrupa’nın tamamı, Özbekistan, Rusya, Afrika ve Avustralya’ya kadar satış yaptık. Şu anda o kadar yoğunuz ki İstanbul’a bayilik vereceğiz ama elimizde makine olmadığı için bayilik veremiyoruz. Ocak ayında aslında bizim sektörde biraz durgunluk olur ama biz talep patlaması yaşıyoruz. Teknik açıdan bakarsak makine imalatı aslında biraz sancılı bir iş, bir kalıbı iki-üç günde işliyoruz. İkinci bir CNC işleme makinesi için KOSGEB kapsamında girişimde bulunduk. Onu alırsak biraz daha hızlanacağız.

Sektörde sizinle aynı ürünleri yapan firmalar var mı? 

Zırh makinesini yapan yok. Kebap saplama makinesini İranlı bir firma yapıyor ama bizim makinelerden çok farklı mantıkla çalışıyor. Bizim makinemiz tamamen elektronik, 7 inç dokunmatik ekrana sahip, PLC yazılıma sahip gerçek bir makine.

Kebap makinesini yaparken Ar-Ge kısmında bir ton et harcadık. O kadar çok deneme yaptıktan sonra nihai sonuca ulaştık.

Zırh makinesi sadece zırh yapmıyor. El kalitesinde çiğköfte yoğurabiliyorsun, et köfte yapabiliyorsun, lahmacun içini el kalitesinde çekebiliyorsun, cacık, ezme salata, kadayıf, humus gibi 25 çeşit üründe kullanabiliyorsun. Hatta yeni bir şey keşfettik. Kokoreçte kullanıyorlar. Kokoreçte müthiş sonuç aldılar. Son iki yılda kokoreççilere çok sayıda makine sattık. 

Bugün için kendinize nasıl bir hedef koydunuz? 

Biz ambalajlı, fastfood tarzı sağlıksız ama ambalajı güzel mutfaklara rakip olmak istiyoruz. Kebap dürüm dünyanın en lezzetli, en güzel yemeği. Niye biz bunu seri bir üretimle markalaştırmayalım. Şu an pide sektöründe tüm AVM’lerde etkin olan bir firma ile anlaştık. Kebap dürüm işini de yapmaya başladılar. Eğer istedikleri sonucu alabilirlerse 70 şubede kebap dürüm servisi yapacaklar. Dürüm de artık fastfood haline gelecek. Bizim verdiğimiz makinelerle tüm ürünler belli bir standartta çıkacak ve müşterinin önüne gelecek.

İmalatçılık ve ihracatçılık bir ülke için müthiş bir şey. Çünkü ürettiğin sürece varsın. Üretmezsen ithal edersin ve bir süre sonra uyuşturucu bağımlısı gibi olursun. Bu işin tabii bir de katma değer ve döviz girdisi var. Biz ürünlerimizi ihraç ederek ülkemize döviz girdisi sağlıyoruz. Ülke olarak bizim de CNC gibi çok daha büyük makineleri yapabiliyor olmamız lazım. Biz KOSGEB’den çok güzel destekler aldık. İnşallah CNC makinesi için destek verirlerse onu da bir gün yaparız belki. Şimdi o olsa belki ihracatımızı üçe katlayacağız.

Mutfakta dönüşüm zamanı

Biz geleneksel mutfağı endüstriyel bir platforma taşıyoruz. Ama bu dönüşümü yaparken insanın vermiş olduğu lezzet kalitesini devam ettiriyoruz. Lezzetten kesinlikle taviz vermiyoruz. Usta elde ne yapıyorsa makinede birebir aynısını yapıyor.

Anlattıklarınızdan çıkardığım kadarıyla sanki bir sıçrama yapmaya ihtiyacınız var gibi…

Kesinlikle… Bundan sonra organize sanayi bölgesinden bir yer alıp üretimimizi orada daha da büyüterek devam ettirmek istiyoruz. Çünkü artık buraya sığmıyoruz. Zaten biz klasik olan, mutfak tezgahı gibi endüstriyel mutfak ürünleri yapmıyoruz.  

Yuvalama makinası 

Daha önce yuvalama makinesini zaten yapmıştık ama o biraz daha yarı otomatikti. Onda hamuru kendiniz koyup çıkan hamuru makineye yine kendiniz veriyordunuz. İnsan eli değmeden makine kendisi alsın, yuvalasın ve çıkarsın beklentisi vardı. Şimdi onu tasarladık. Hamuru da makine kendisi yapıyor ve yuvarlanmış haliyle çıkarıyor. Şu an ilk siparişini de aldık. Yuvalama yapmak çok zor ki, bizim makine bir kiloyu beş dakikada yapabiliyor.

Toplam kaç kalem üretiminiz var?

Kebap saplama, zırh makinesi, devirmeli katı gıda ufalama makinesi, tantuni makinesi, yuvalama makinesi. Bunların tasarımı tamamen bize ait ve piyasada olmayan makineler.  

JAPON GÜMRÜĞÜ VE MAKİNA SATIŞIMIZ 

Japonya’ya kebap makinesi sattık. Oradan bir Japon işadamı sipariş etmişti. Makinayı göndermeden önce defalarca gümrükten geçip geçemeyeceğini sordu. Ben de neden geçmesin ki, nihayetinde Amerika, Avrupa dünyanın her yerine zaten gönderiyorum diye anlattım. Lakin Japonya bir başkaymış. Tabii karşı taraf böyle titizlenince makineye güveniyorum ama yine de Ticari Müşavirliğe inceleteyim diye düşündüm. Makinanın evraklarını gönderdim ve hiçbir sıkıntı olmadan geçebileceği cevabı geldi. Tamam deyip makinayı gönderdik. Bir pazar günü telefonum çaldı. Baktım sipariş veren Japon işadamı, “makina gümrüğe takıldı, kabul etmiyorlar” dedi. Gümrükteki kişiyle görüşmek istedim. Aradım bir bayan çıktı. Ben ne anlatsam “Biz Japonya’yız” diyor.

Amerika’ya, Avrupa’ya gönderiyoruz diyorum, O yine “Biz ne Amerika, ne Kanada, ne Avrupa’yız biz Japonya’yız” diyor.Bizim standartlarımız çok farklı, biz makinayı sökeceğiz inceleyeceğiz diyor. Ete temas eden bütün gıda raporlarını kendilerinin çıkarması gerektiğini söylüyor. Durumu Faruk Bey’e anlattım, hatta memnun oldu, test etmelerini istedi. Test için ayrıca bir de para verdik. Her bir parçadan 6 adet istediler. Makinamız tüm testlerden geçti. Sertifikamızı da aldık. Makinamızı gururla Japonya’ya sattık ve dünyanın en titiz gümrüğünden pürüzsüz bir şekilde geçtiğini görmek bizleri çok sevindirdi. Hatta oradaki insanlar bu sertifikayla bu makinayı dünyada satamayacağımız hiçbir yerin olmadığını söylediler.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz