‘Ders almıyoruz’

Emre Yılmaz 17 Ağustos depremi mağdurlarından. Tam 36 saat enkaz altında kaldı. 2 bacağı kesildi. 2 kardeşi ve dayısı can verdi. Evi, işi ve hayalleri yıkıldı. Gölcük’ü terk edip Gaziantep’e yerleşti.

‘Ders almıyoruz’
Okan Çelik
28 Ocak 2020 / 09:19

Emre Yılmaz 17 Ağustos depremi mağdurlarından. Tam 36 saat enkaz altında kaldı. 2 bacağı kesildi. 2 kardeşi ve dayısı can verdi. Evi, işi ve hayalleri yıkıldı. Gölcük’ü terk edip Gaziantep’e yerleşti. Aradan 21 yıl geçse de unutamadı o felaketi. Elazığ depremi de yaralarını yeniden açtı. ‘O acıyı yaşayan bilir’ diyen Emre, ‘Ne olur artık önlem alın. Artık ders çıkaralım’ diye serzenişte bulundu.

Elazığ depremi toplumun bütün kesimlerini etkilerken, daha önce bu felakete maruz kalanlara o acıları yeniden yaşatıyor. Gaziantepli Emre Yılmaz da depremi en acı şekilde yaşayanlardan bir tanesi. 17 Ağustos depreminin en canlı ve acılı tanıklarından birisi. O gece evleri başlarına yıkıldı. İki kardeşi ve dayısı can verdi. Kendisi enkaz altında tam 36 saat kurtarılmayı bekledi. Kurtarıldı, ama iki bacağı kangren olduğu için kesildi. 21 gün komada kaldı. Henüz 12 yaşında iken yaşadığı bu acılar onu hayata küstürmüştü. Ailesinin hayatta kalanları ile birlikte Gölcük’te kalamadı daha fazla ve Gaziantep’e yerleştiler.

Aradan 21 yıl geçse de unutamıyor Emre o acıları. Yaşanan her depremde yeniden alevleniyor içindeki yangın. Deprem kelimesi dahi psikolojisini bozuyor. Elazığ depremi de Emre’yi 17Ağustos’a yeniden götürüyor. Emre Yılmaz, “Elazığ depremi ile yine o günlere döndüm. Allah bize daha büyük acılar yaşatmasın. Biz o zamanda çürük binalar yüzünden can kaybedenleri çok gördük. Artık önlem alınsın. Deprem engellenemez, ama çürük binalara engel olunabilir. İnsanlarımızın depremden ziyade çürük binalardan ölmesine izin vermeyelim” dedi.

17 AĞUSTOS’U YENİDEN YAŞADI

Emre, Elazığ depremi sonrası 17 Ağustos gecesini yeniden yaşadı: “1987 Kocaeli / Gölcük doğumluyum. Aslen Gaziantepli olmamıza rağmen 1970'li yıllarda Gölcük’e yerleşen ailemle 1999 Büyük Marmara Depremini yaşadım. O zamanlar 12 yaşındaydım. 9 katlı binanın 3. Katındaydık. Gece saat 03:02 uykunun en derin halinde nasıl olduğunu anlayamadığım ürpertici bir uğultuyla irkildim. Şiddetli bir sarsıntıyla binamız sallandı ve yıkıldı. O an tam olarak ne olduğunu kavrayamadığım için bir kaç saat sesimi çıkaramadım sanırım şoka girmiştim. Daha sonra kendime geldiğimde abimin ve annemin sesini duymaya başladım.

Annem sürekli yurtdışından gelen dayım, yengemin ve Gaziantep’te yasayan diğer dayımın o gece bize geldiğini ve seslerini duymadığını söylüyordu. Ben o gece erken uyuduğum için gelen misafirlerden haberim yoktu. Yasadığım ilk şoku atlatınca deprem olduğunu fark ettim. Sürekli yardım istedim etrafta onlarca kişinin sesini duyuyordum ama yardım eden kimse yoktu. Çünkü herkes kendi derdine düşmüştü. Saatler sonra birileri bana ve abime su ekmek verip sürekli konuşmamı sağlayıp bilincimizi kaybetmemek için yardım ettiler. Annem 10 saat sonra kurtarıldı. Ben enkaz altında 36 saat kaldım. Abim ise 45 saat”

Emre Yılmaz, yaşanan her depremden sonra insanların üzüldüğünü, yardım etmek istediğini belirterek, “Ancak aradan bir hafta 10 gün geçince her şey unutuluyor. Hiçbir şekilde ders çıkarılmıyor. Halen sağlıksız yapılaşma devam ediyor. Sanki hiç yaşanmamış gibi davranıyorlar. Allah bir daha böyle felaketle ülkemize yaşatmasın. Şu anda bir kamu kuruluşunda çalışıyorum ve tekerlekli sandalye basketbol oyuncusuyum. İyisiyle kötüsüyle hayat devam ediyor. Depremde hayatını kaybeden tüm insanların ruhu şad mekanları cennet olsun”  dedi.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz