Üye Girişi
 
Henüz üye değilseniz, "Yeni Üye" linkinden ücretsiz üye olabilirsiniz.

* Kullanıcı Adı » Üye Ol
* Şifre » Şifremi Unuttum
    » Aktivasyon Talebi


 
 
23 Mayıs 2012, Çarşamba
Son güncelleme 22.05.2012

02:52
itibariyle,
Çrş
23.05.2012
En Yüksek En Düşük

Çarşamba Parçalı Bulutlu Parçalı Bulutlu 28°C 15°C

Perşembe Parçalı Bulutlu Parçalı Bulutlu 26°C 14°C

Cuma Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı 25°C 13°C

Cumartesi Az Bulutlu Az Bulutlu 28°C 15°C

Pazar Az Bulutlu Az Bulutlu 26°C 17°C

Anasayfam yap Sık Kullanılanlara Ekle RSS RSS FacebookTwitter
RSS Üye Girişi
 
 
   
   
   
   
Telgraf.net - Zirvede olmayacağım işi yapmam
   
  KATEGORİLER İş Dünyası   Siyaset   Spor   Sivil Toplum
   
   
 
Bu bölümün en çok okunan haberleri
 

Google'da Paylaş
Zirvede olmayacağım işi yapmam
 Ajanslar   |  haber@telgraf.net 30.10.2011 09:03  

İş yaşamında sadece kazanmak için değil, en iyisi olmak için çalışmak gerektiğine vurgu yapan Değirmen Makina Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Selçuk Ataseven, “Bir işi eğer zirvesine kadar çıkartıp yapamayacaksam, o işe girmem. İşi profesyonelce yapmaya çalışırım. İşi yapmış olmak için iş yapmam. Eğer yapacağım şey başarıya ulaşmayacaksa o işe girmem” diyor.


Değirmen Makina’nın temelleri 1953 yılında atılıyor. Marangozluk yapan baba M.Enver Ataseven, 1967 yılında o güne kadar ahşaptan yapılan değirmen makinelerinde, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek zor şartlarda ahşap yerine metalden üretilmiş değirmen makinelerini üretmeye başlıyor. Marangozluk yapan aile devrim niteliğindeki bu gelişmeyle birlikte makine sektörünün de kapılarını aralıyor. O yıllarda çocuk olan M.Selçuk Ataseven ise adeta makinelerin arasında büyüyor. O yüzden sektörün içini de dışını da çok iyi biliyor. Gelinen süreçte Değirmen Makina kendi sektöründe Türkiye’nin en büyük değirmen makine üreticisi olarak faaliyetini sürdürüyor. Dünyanın çeşitli firmalarıyla ortaklık kurup, yeni yatırımlar gerçekleştiriyor. Makine İmalatçıları Derneği yönetim kurulu üyesi de olan M.Selçuk Ataseven, Değirmen Makina’nın ilk yıllarını, yatırım hamlelerini, Türkiye’de makine sektörünün gelişim sürecini ve özel yaşamına dair bilinmeyen yönlerini anlattı


“Makinecilik zor zanaat”

Makine imalatçılığının çok zor ve meşakkatli bir meslek olduğunu düşünüyorum bu bir gönül işi, ama yeni bir makine üretmek ve bu makine çalıştığı zaman istenilen performansı sağladığında çok mutlu oluyorum.

Benim için yeni bir makine üretmek hobi, yurt dışına makine fuarlarına gittiğim zaman gördüğüm yenilikleri akşamları not alırım basit çizimler yaparım ve Gaziantep’e geldiğimde almış olduğum notları hayata geçirmek için sabırsızlanırım. Buna rağmen yeni bir iş yeri kuracak olsam insan gücüne dayalı işleri tercih etmem.

Nasıl bir ailede yetiştiniz, çocukluk yıllarınızdan bahseder misiniz?

Babam işlerinden dolayı çok fazla seyahat ederdi. Ben de zaman zaman babama eşlik ediyordum. Bir ayın 15 günü Gaziantep’te geçiyorsa, diğer 15 günü değişik şehirlerde yaptığı fabrikaları kontrol etmek için dolaşırdı. Bu nedenle çocukluğumu çok fazla yaşadım diyemem. Zannediyorum Türkiye’de gezmediğim görmediğim yer kalmamıştır. Aslında babam beni işe götürmek istemezdi ama kendim gitmek isterdim. Babamın niyeti yurtdışında eğitim almamızı sağlamaktı fakat işletmeye olan sevgim, yurtdışında böyle bir imkânımız olmasına rağmen gitmemize engel oldu. Belki böylesi hayırlıydı, bu sayede bütün ağırlığımızı işe verdik.


“İş hayatının içerisinde doğduk ve büyüdük”

Çocukluğum makine imalatının içerisinde geçti. Makine imalatı yapabilmek beceri olduğu kadar bir istek “arzu” işidir. Biz yaptığımız işten haz alıyoruz. Yaptığımız makineleri gidip gördüğümüz zaman mutlu oluyoruz. Müşterilerimizin bize verdiği değer bizi gururlandırıyor. Bu duyguları çocuk yaşta tattığım için belki de bu işi bu kadar çok seviyorum. Belki de bu yüzden ticaretten ziyade hep üretici olmayı tercih ediyorum. Farklı alanlarda iş yapmama rağmen bütün enerjimi makine imalatına veriyorum.

Değirmen Makina’nın temelleri ne zaman atıldı?

Büyük babamın ölümünden sonra babam ekonomik şartları el vermediği için çocuk yaşta iş hayatına atılmış. Daha sonra kendini geliştirerek başarıyı yakalamış. 1953 yılında çocuk denecek yaşta makine imalatına girişmiş. O tarihlerde Türkiye’de makine sanayi bile yok denecek kadar azdı ve makinelerin hepsi ahşaptan yapılıyordu. Babam bu işe marangozluk yaparken başlamış. 1967 yılında Değirmen Makinaları Sanayi diye bir şirket kurmuş ve o güne kadar ahşaptan üretilen değirmen makinelerini metalden üretmeye başlamış. Türkiye’de bu makineleri metal olarak ilk yapan kişi babamdır. Önceden Bolu’ya gidip ağaç alınıyor, fabrikaya indiriliyor, marangoz makineleri getiriyor ve tahtaları kendin kesip biçerek makine yapıyormuşsun. O zaman 100 tonluk bir fabrikayı kurmak 3 yıl sürüyormuş. 1967 adeta bir devrim oldu. Babamla birlikte sektör tamamen metal üretime geçti. O zamanlar metal bulmakta çok zordu. Çocukluğumda Sanayi Bakanlığı’ndan müfettişler gelirdi. İşletme sahipleri ile konuşur; siz neler imal ediyorsunuz, hammaddeleri nasıl buluyorsunuz? Gibi birtakım sorular sorarlar ve bulamadığımız hammaddeleri temin etmek için yardımcı olurlardı. Bunların hepsini yaşayarak bu günlere geldik.

“Gaziantep’te ilk para kasasını babam yaptı”

Gaziantep’te ilk para kasası yapan kişilerden biride babamdır. O zamanın şartlarına göre müthiş bir işçilik vardı. Ben çocukluğumda hatırlıyorum; demirci eline keski ile çekici alır onunla saca saatlerce şekil vermeye çalışırdı. Biz teknolojiyi yakalamak için İsviçre’den bir makine getirdik. Dikiş makinesi mantığı ile çalışıyordu. Hatta o makineyi çoğalttık, bir iki tane kendimize yaptık ki işçiliği azaltalım zamandan kazanalım diye. Tabi teknolojiye yetişmek mümkün mü daha sonra CNC tezgâhlar çıktı, ardından da lazer teknolojisi.

Ahşaptan metal üretime geçiş zor olmadı mı?

Bazı sıkıntılar yaşadık tabii. Bu sıkıntıların başında makine imalatında kullanılan döküm geliyor. Dökümde sıkıntılar yaşadığımız için babam döküm atölyesi kurdu. Eskiden yerimiz Şahinbey Belediyesi’nin eski binasının bulunduğu yerin üç sokak ilerisindeydi. O zamanın şartlarında iş yerine sığmadığımız için iki tane makine imalatı yaptığımız yer vardı. Para kasasını ayrı bir yerde yapıyorduk, döküm atölyemiz ise ayrı bir yerdeydi. Bir Antep evi vardı. Orada da hammaddelerimizi stok ediyorduk. Türkiye’de metal makine sanayinin gelişmesi de tam bu dönemlerde başladı.

Sektörün gelişmesinde Değirmen Makinenin rolü nedir?


Bizim sektörde teknoloji olarak Avrupa’yı 60 yıl geriden takip ediyorduk. 1981 yılında Beslen Makarnayı kurarken ve Ankara Un Sanayi’nin sahibi İlhan Cavcav’dan Almanya’dan bazı makineleri getirmelerini istedik. Gelen makinelerin aynısını yaptık, Beslen Makarnanın açılışında Almanya’dan gelen bir makine 29 adet olmuş ve bu makineyi çalışır vaziyette gören Almanlar, “Türkiye’de böyle bir teknoloji yok. Bunu Türkiye’de kimse yapamaz” dediler.

Esas devrim orada başladı. Öyle günler geçti ki Avrupa’da bulunan sektörün en büyük firmasını 6 ay geriden takip etmeye başladık. O kadar yakınlaştık ki firma bizden rahatsız olmaya başladı. Akıbetinde çeşitli problemler başladı önceleri kolaylıkla aldığımız vizeyi alırken zorluklarla almaya başladık. Olumsuzlukları aşabilmek için o tarihlerde Almanya’da bir şirketle ortak olduk. Almanya’daki şirketimizden dolayı yurtdışından temin edemediğimiz hammaddeleri artık kolaylıkla temin edebiliyorduk ve Avrupa’ya gidiş gelişlerimiz de rahatladı.

İlhan Cavcav Almanya’dan yeniden değişik makineleri getirdikten sonra kapasitesini arttırmak istedi. Makinelerin sayısını iki kat oranında artırması gerekiyordu. Almanya’dan tekrar makine istediği zaman kendisine uzun bir süre verdiler. Teslimatın süresi uzayınca bir arayış içerisine girdi. Yeniden daha değişik makineleri yapma şansını yakaladık ve o makineleri de yaptık. Bir süre sonra değişik birçok makine yapıyorduk ama kendi öz kaynak ve bilgi birikimimiz ile bir şeyler yapmak artık kaçınılmazdı ve o yollarda ürge “ürün geliştirme” çalışması yapmaya başladık.

Organize Sanayi Bölgesi’ne ne zaman geçtiniz?

KÜSGET’e geçtikten sonra imkânlarımızı genişlettik ve seri imalata geçtik. Yaklaşık 30 yıla yakın süre orada kaldık. Daha sonra 4. Organize Sanayi Bölgesi’ne geçtik. Buraya da ilk gelen firmalardanız, OSB’ye geleli de 6 yıl oldu.

Şu an hangi makinelerin üretimini yapıyorsunuz?

Değirmen makina her geçen gün makine sayısını arttırıyor. Şu anda 70’in üzerinde makine çeşidimiz var. Organize sanayiye geçtikten sonra biz dedik ki “her yıl için iki tane yeni makine yapacağız.” Fakat son 3 yıldan beri yıl içerisinde yaklaşık 4 tane yeni makine çıkartıyoruz. Bu haliyle de hedeflerimizin üzerine çıkmış durumdayız. Küsget’te 40- 45 çeşit makine üretirken şu anda geldiğimiz konumda 70’in üzerinde makinemiz var. 70 çeşit makineyi seri bir şekilde üretmeye çalışıyoruz tabii bu arz ve talebe göre de değişiyor. Anahtar teslimi tesisler kuruyoruz. Geldiğimiz noktada sektörle ilgili her türlü alt yapıya sahibiz.


Ürettiğiniz makineler hangi sektörlerde kullanılıyor?

Ürettiğimiz makineler birçok sektörde kullanılıyor. Fakat en çok un ve irmik fabrikalarına yönelik çalışıyoruz. Bakliyat ve yağ sanayisine de uygun bazı makinelerimiz ve çalışmalarımız var. Ayçiçeği yağı üreten birçok firma ile de çalışıyoruz. Bulgur, mercimek ve pirinç sanayinin makine ihtiyacını da karşılıyoruz. Yaklaşık iki yıl önce de fabrika binamız içerisinde 300 m2 lik bir ARGE departmanımızı kurduk. Alanında uzman mühendis arkadaşlarla ürün geliştirme çalışmaları yapıyoruz.

“Komşuya bakıp da yatırım yapılmaz”

Yatırım kararı alan çok iyi “analiz” yapmalı, girmeyi düşündüğü sektörü çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. Hammaddeyi nereden alacağım, hangi şartlarda üretim yapacağım, pazardaki yerim ne olacak lojistik imkânları nelerdir gibi temel konuları hesap etmeden yatırım yapılmaz. Bu analizler yapılması gerekirken komşusu hangi sektördeyse o sektöre yatırım yapılıyor. Neden? Çünkü oraya 5 - 6 araba girip çıkıyor. Bu yoğunluktan etkileniyor. Demek ki para kazanıyor diye o da aynı sektöre giriyor. Hâlbuki oranın para kazanıp kazanmadığını bilmiyor. Kendisi de aynı işi yapınca bu defa rekabet başlıyor, tamam rekabet iyidir insan kendini ve üretimini geliştirir. Ama bizdeki rekabet aynen “komşuya bakıp yatırım yapmak gibi” bu defa ürün kalitesi ile başlıyor daha kötü ürün ve daha düşük fiyat bu durumda aynı sektöre yatırım yapan firmaları zor duruma düşürüyor.

Baba nasihati: İş hayatın ayrı, özel hayatın ayrı olacak

Tabiri caizse işlere biraz daha omuz atmaya başladığım dönemde babamın bana söylediği bir şey vardı. “Özel hayatın ayrı olacak, iş yaşantın ayrı olacak.” Bu biraz da aile şirketi olmamızdan kaynaklanıyordu. “Buradaki sıkıntıyı eve, evde ki sıkıntıyı da iş yerine taşımayacaksınız” derdi. Biz bunun tabiî ki ayrımını çok iyi yapmaya çalışıyoruz. Doğal olarak insanın hayatında mutlu ve mutsuz günleri olur. Burada yaşadığımızı ailemize, ailemizde yaşadığımızı işimize hiç yansıtmadık. Fabrikanın kapısından çıkana kadar çok disiplinli olmaya çalıştık. Özel hayatımızda ise çok farklı insanlar oluyoruz. Ben eve gittiğimde işle ilgili hiçbir sıkıntıyı konuşmam çoğunlukla iş telefonlarına bakmam. Öyle bir prensibim var. Mesai bittikten sonra benim için iş bitmiştir. Ben bu işletmede ikinci nesilim ve bizden sonrakilerinde bu anlayışla hareket etmesini istiyoruz.

“Zirvede olmayacaksam yapmam”

Ben bir ürünü satarken hem alıcı hem de satıcı pozisyonundayım. Bir işi eğer zirvesine kadar çıkartıp yapamayacaksam, o işe girmem. İşi profesyonelce yapmaya çalışırım. İşi yapmış olmak için yapmam. Bu bir ortaklık ya da gönül birliği olabilir. Eğer yapacağım şey başarıya ulaşmayacaksa o işe girmem. Her yaptığın iş başarıya ulaşacak diye bir şey yok ama biz o işe başlarken başarıya ulaşacakmışız gibi hareket ederiz.

İş yaşamındaki vazgeçilmezleriniz nelerdir?

İş hayatımda başlıca olmazlarım ilkeli ve etik duruş, ciddiyet, disiplin, dürüstlük, şeffaflık olmazsa olmazlarımdır. Ayrıca iş saatlerine çok dikkat ederim. Hem kendimin hem de personelimin giriş ve çıkışlarına çok önem veririm. Randevu saatlerine çok dikkat ederim, karşımda kininde dikkat etmesini isterim ama dikkat etmiyorsa gayri ciddi görürüm.


 

 
Haberin facebook yorumları
facebook.com/telgrafmedya »    

"Zirvede olmayacağım işi yapmam" ile ilgili tweetler:
 
Aramak istediğiniz kelimeyi girin
twitter.com/telgrafmedya »    
Facebook ve Twitter kutularında yer alan tüm içerik, ilgili sitelerde kayıtlı olup, bu siteler aracılığıyla otomatik olarak çekilip yayınlanmaktadır. Söz konusu içerikten Telgraf Medya sorumlu olmayıp, içerik nedeniyle Telgraf Medya'ya karşı herhangi bir iddia ve talepte bulunulamaz.




Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.


DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ  

 

Telgraf Web TV
Ferhat Göçer Gaziantep'i salladı
Tramvay ile kamyon çarpıştı
İbrahimli-2'ye itiraz
Antep şivesi konuşan Tanzanyalı
ÖNCE BİRİ SONRA HEPSİ AYAĞA KALKTI
 

Yazarlar
Çocuğun adı; ZİRVE
Sedat TORUN
İLİMİZİN PRİM REKORTMENLERİ
Ahmet YETİM
ÖLEN ÖLÜR, KALAN SAĞLAR
Hüseyin TOPRAK
YAŞAMA SEVİNCİ
Tülay SÖZERİ
Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

 
Facebook'ta bizi bulun
facebook.com/telgrafmedya »    


   
             
   
Haber Kategorileri
Site Haritası
   
   
• ANASAYFA
• SİYASET
• EKONOMİ
• YAZARLAR
• GAZİANTEP
• SPOR
• İLÇELER
• TÜRKİYE
• DÜNYA
• RÖPORTAJ
• YAŞAM
• TEKNOLOJİ
• MAGAZİN
• OTOMOBİL

• KADIN
• BEBEK-ÇOCUK
• ALIŞVERİŞ-MODA
• KÜLTÜR-SANAT
• ÇEVRE
• EĞİTİM
• SAĞLIK
• KONUT-EMLAK
• İNTERNET
• TATİL
• LÜKS YAŞAM
• MEDYA
• MİZAH
• KİTAP
• Telgraf WEB TV
• Foto Galeri
• Site İçi Arama
• Arşiv
• Son Dakika Haberleri
• Çok Okunanlar
• Çok Yorumlananlar
• Döviz Kurları
• Hava Durumu
• Sinema
• Şans Oyunları
• Namaz Vakitleri
• Nöbetçi Eczaneler
• Anket Arşivi
• Yemek Tarifleri
• Telgraf Blog
• Girişim
• Skor
• Boss
• Anasayfam Yap
• Sık Kullanılanlara Ekle
• E-Telgraf
• Üye Girişi
   
        Başa dön    
   
İnsan Kaynakları       Kurumsal       Gizlilik İlkeleri       İletişim       Okur Temsilcisi       Künye       Reklam / Abonelik