| Bu bölümün en çok okunan haberleri |
|
|
|
|
Yatırımda maceraya girmem
Yatırımda tutucu olmamak gerektiğine işaret eden Burteks Yönetim Kurulu Başkanı Ali Burnukara, “Kar yapabileceğim her sektöre yatırım yaparım ama ilerisini görmediğim iş için de macera yapmam” diyor.
Dedesi ve babası yedek parça ticareti yapan Ali Burnukara, otomobil yetkili servislerinin kurulmasıyla birlikte yedek parça sektöründe yaşanacak sıkıntıları göz önünde bulundurarak yaklaşık 70 yıllık aile mesleğine son noktayı koyar ve 1994 yılında Burteks ile sanayiciliğe ilk adımını atar. Pamuk İplik üretimi ile başlayan süreç dokuma ve haşıl tesisleri ile devam eder. Girişimciliği ile öne çıkan Burnukara, yedek parça ticareti yaptığı yıllarda da önemli projelerde yer alır. 1988 yılında ithalat ve ihracatın önünü açmak için TİTİBANK’ı kuran isimler arasındadır ve banka kapanana kadar da banka yönetiminde söz sahibidir. İleri görüşlülüğü ile dikkati çeken Burnukara, aynı sektörde kalmak yerine geleceğini gördüğü, kar sağlayabileceği sektörlere yönelmekten ve risk almaktan kaçınmaz. Burpa ile süt üretimine başlayan Grup, Elit Class Residence Otel ile de turizm sektöründe faaliyet göstermeye başlar. Yaklaşık 60 milyon ciroya ulaşan Grubun yeni gözdesi ise inşaat sektörü. Ali Burnukara, yakın bir zamanda inşaat sektörüne de gireceklerini ve konsept yapılar inşa edeceklerini söylüyor.
Burteks Yönetim Kurulu Başkanı Ali Burnukara: iş yaşamını, tecrübelerini ve bilinmeyen yönlerini anlattı.
Ailenizin ticari geçmişinden bahseder misiniz?
Gaziantep’in köklü ailelerinden biriyiz ve hatırı sayılır bir geçmişe sahibiz. Geçmişten bugüne varlıklı da bir aileyiz. Dedemin 1920’li yıllarda yol müteahhidi olduğu söylenir. Daha sonra babam yedek parça ticareti yapmıştır. Biz ailecek ticaretin ve üretimin içerisinden geliyoruz. Ailemiz babamızın anlattıklarına göre 1930’lu yıllardan sonra hep ticaretin içerisinde bulunmuş. Su malzemesinden tutunda elektrik malzemesine kadar hepsinin ticaretini yapmışlar. O zamanlar hırdavatın dışındaki bütün ürünler aynı dükkan içerisinde satılırmış. Babamın zamanında otomotivde karar kılmışlar ve otomotiv yedek parça ve Michelin lastiklerinin bayiliğini yaparak çalışmaya başlamışlar.
İş hayatına ilk ne zaman adım attınız?
Benden büyük 3 tane ağabeyim vardı. Babamız bize 1960 yılında kollektif bir şirket kurdu. Benim ticaret sicil numaram 4200’dür.Yani 51 yıl önce Ticaret ve Sanayi Odasına kayıt oldum. Babamız o yıllarda benim yaşımı büyütmüş. Kollektif şirketinin ortağı yapmış. Doğum tarihimi 1949’dan 1946’ya düşürmüş. O şirketin adı Burnukaralar Kolektif Şirketi’ydi. Bu şirket Michelin lastiklerini Türkiye’ye getiriyor ve yedek parça ticareti yapıyordu. Babamızın iş yeri bizim çocukluk zamanımızda Karagöz’deydi. Daha sonra Hürriyet Caddesi’ne geçtik. Hürriyet Caddesi’ndeki binamız da şimdiki Kaleli Otel’in olduğu yerdi. Orada Türkiye’nin en büyük yedek parça ve lastik ticareti yapılıyordu. Babamız 1960 yılında işleri bize bıraktı. Ben de 1970 yılında kollektif şirketi ağabeylerime bıraktım ve ayrıldım. Kendime ait Burnukara Ticaret adıyla bir işyeri kurdum. Yine otomotiv yedek parça işi yapıyordum. 1971 yılında İngiltere’ye gittim. Ford ve diğer ihracatçı firmalarla görüşmeler yaptık. Böylelikle Türkiye’ye direk yedek parça getirmeye başladım. Yedek parça miktarlarımızı her geçen gün arttırdık. Bütün Türkiye’ye dağıtım yapıyorduk. Hatta İstanbul’daki toptancılara bile biz buradan mal yolluyorduk. Bu çalışmalarımız esnasında 1976 yılında Gaziantep’te otomotiv radyatör peteği fabrikası kurdum. Zaten Türkiye’de bu üretimi yapan iki tane firma vardı. Bir tanesi İzmir’de diğeri ise İstanbul’daydı. Üçüncüsünü de ben burada kurudum. Onun ismi de GRS Gaziantep Radyatör Sanayi Kollektif Şirketi idi. Maalesef burada bu işte çalışacak eleman bulamadık. İzmir ve İstanbul’daki fabrikalardan işçi bulup getirterek burada çalıştırmaya başladık. 3-4 sene mücadele ettik. Fakat çalışanlar belli bir sürenin ardından memleketlerine, ailelerinin yanına gittiler. Biz de bu işin bu şekilde yürümeyeceğine kanaat getirip 1979 yılında fabrikayı İzmir’de bulunan fabrika sahiplerine sattık. Eğer biz o fabrikayı yürütebilseydik çok daha iyi duruma gelecektik. Çünkü Ford Transit’e üretim yapıyorduk. Çok da iyi durumdaydık. İşçi sıkıntısı yüzünden yürütemedik.
Burnukara A.Ş.
1979 yılında Gaziantep’te iş hacmimiz çok iyi olduğu için Anonim şirketi olmaya karar verdik. O zamanlar Gaziantep’te Anonim şirketi unvanı olan bir çimento fabrikası ile üç beş tane de başka işletme vardı. Anonim şirketinin ana sözleşmesini yazabilecek yeterli donanıma sahip noter bile yoktu. İstanbul’dan bir uzaman getirdik. Sadece ana sözleşmenin yazılması bir hafta sürdü. Nihayetinde A.Ş olduk. Türkiye’de önemli bir noktaya geldik. 1982 yılında İngiltere’de işlerimizin takibi için ofis açtık. İşlerimizi ofisimiz üzerinden yürüttük. Tabii işlerimiz yine hızla devam etti. Hatta Koç Grubu şirketlerine bile mal satıyorduk. İthalatta onlar Türkiye distribütörü olmasına rağmen birimize mal satmaya başladık. Zaman zaman Ford’un araba bayiliklerini de yaptım.
“İthalat ve ihracat için banka kurduk””
1985’li yıllarda ithalat ve ihracat da kambiyo yetersizliği yüzünden zorluk çekiliyordu. O zamanlar böyle çok çeşitli bankalar da yoktu. Başbakan Süleyman Demirel’di ona gittik ve sıkıntılarımızı anlattık. O da bize ithalat ve ihracat bankası kurmak istediğini söyledi. Aramızda rahmetli Talip Dağdelen, eski bakanlarımızdan Mehmet Batalı ve Gaziantep dışından bir çok işadamımız ve eski bakanlarımızdan Mehmet Ali Yılmaz, eski Dışişleri Bakanımız Hayrettin Ekmen vardı. Süleyman Bey Hayrettin Ekmen’i bürokratik işlemlerde yardımcı olması için bize lider olarak görevlendirdi. 1986’da Türkiye İthalat ve İhracat Bankası’nı (TİTİBANK) kurduk. İstanbul ve Gaziantep’te şubesini açtık. Ben de iyi pozisyondaydım. Banka çalışmaya devam ederken Genel Müdürler bankanın kar yapmadığından şikayetçi olmaya başladılar. Biz de kar yapmak için de olsa yanlış iş yapmayın diyorduk. Yanlış iş yapmazsak banka para kazanmaz diyorlardı. O zamanlar bankalardan bazıları bir tane hazine bonosunu 500 kişiye birden satar, mevduat toplardı. Biz nizami yolların dışına çıkmadık. Genel müdürlerin bu tür işler yapmalarına izin vermedik. Aradan geçen 5 – 6 yılın sonunda diğer ortaklar huzursuz olmaya başladı. “Biz hisselerimizi satacağız, siz de satın” demeye başladılar. O zaman biz de çaresiz kaldık ve hisselerimizi sattık. Hatta ben kendi hissemi Asil Nadir’e satmıştım.
Sivil toplum kuruluşlarındaki üyelikleriniz ve görevlerinizden bahseder misiniz?
Londra da İngiliz Türk Ticaret Odası kuruluş çalışmalarında bulundum. Gaziantep Sanayi ve Ticaret Odası’nda 1988 yılında Yönetim kurulu üyeliği yaptım. Gaziantep Spor’da yönetim kurulu üyeliği yaptım. 1986 yılında girdiğim Rotary kulübünün 1993 yılında başkanlığını yaptım. 1990’lı yıllarda Türk Amerikan İşadamları Derneği’nin Gaziantep şubesini kurduk. 2000’li yıllarda Adana’da Türk Alman işadamları derneğini 2005 yılında kısa adı GİPSAD olan Güneydoğu İplik Sanayicileri Derneğini kurduk. Bu dernekte hala üyeliğimiz devam etmektedir.
Sektörün içindeydiniz neden bir otomobil markasının distribütörlüğünü düşünmediniz? Örneğin Ford ile çalışıyordunuz…
Ben otomotiv işini yedek parça işi dışında bayiliğini falan hiç düşünmedim. Çünkü benim mizacıma uygun değildi. Ben farklı mizaçta bir insanım. Benim mizacıma ters geldi. Hatta 2005 yılında Gaziantep Mazda bayiliğini yaptık sonra Japonlar Türkiye’den çekilince işi kendiliğinden bırakmak zorunda kaldık.
Yedek parça işini bırakmaya ve Burteks’i kurmaya nasıl karar verdiniz?
Türkiye’de Otokoç’un yedek parça satan bir firması vardı Nasoto isminde. O firma ile çok büyük dostluklar kurmuştuk. 1992 yılıydı, oradaki genel müdür arkadaş İstanbul’a gelsene dedi. Gittik İstanbul’a sohbet ediyoruz, “sen kendine yeni bir iş kur” dedi. Neden dedim. Biz Türkiye’ye servis sistemini getireceğiz, servis sistemini getirince senin gibi ithalatçıların işi bitecek dedi. Arabalar bizim kuracağımız servislere gidecek, orada tamir olacak ve parçayı da servislere biz satacağız dedi. Bende hep İngiltere’den bilirdim. Arabası bozulan servislere giderdi.
1989 yılından sonra zaten Bangladeş den Jüt ipliği ithal edip satıyorduk, aynı zamanda 1994 yılında da otomotiv sektöründeki sıkıntıları hissetmeye başladık. 2004 yılına kadar Jüt ipliği ithalatına devam ettik. 2005 yılında dokuma ve haşıl tesisini kurduk. Dış giyim ve ev tekstili kumaşı yapıyoruz. Bu sektörde de iyi konumdayız. Bu işimiz halen devam ediyor.
Sanayicimiz genelde reel sektörlere yatırım yaparken siz çiftlik kurmaya, süt ve süt ürünlerine yatırım yapmaya nasıl karar verdiniz?
İnsanların yaşamı boyunca olmasa olmaz gıdalarından birisi olan süt ve süt ürünlerini şehrimizde üretmeye karar verdik. Bu amaçla çok modern büyük baş hayvan çiftliği kurduk. Buraya 10 milyon doların üzerinde bir yatırım planı yaptık ve yatırım yapmaya da devam ediyoruz. Şu andaki mevcut süt tesisinin yanı sıra bir de süt ürünleri tesisi kuracağız. Burpa markasıyla süt, yoğurt, peynir, ayran ve tereyağını gerçek sütten üreterek halkımıza sunacağız. Şu an çoğu firmanın yaptığı gibi süt tozundan veya süte benzer ürünlerden yapmayacağız. Maliyeti ne olursa olsun kaliteyi getireceğiz. Ve kendi ürünlerimizi kendi şarküterimiz de satacağız. Zannediyorum bu proje 1 yıl sonra faaliyete geçmiş olur.
Turizm sektörüne girmeye nasıl karar verdiniz?
Bir işadamı gözüyle anlatayım. Yurtiçinde veya yurtdışında iş seyahatleri için gidersiniz ve otellerde kalırsınız. Gündüz işlerinizi yaparsınız. Akşam odaya gittiğinizde dersiniz ki yahu şu işleri bir toparlayayım, kontrol edeyim. Odanıza çıkarsınız. Oda da yatak durur. Sen yatağa bakarsın, yatak sana bakar. Yatayımda yarın yaparım işleri dersin. Ben bu durumu kırmak için residence yapmaya karar verdim. Hep Akmerkez’i örnek aldım. Öyle bir otel planlaması yaptım ki oturma odası olan ve ancak kapısını açtığın zaman yatak odasına girebileceğin bir yer yaptım. Bir defa gelen insan bir daha başka bir otele gitmiyor. 5 yıldızlı otelleri bir daha tercih etmiyor. Çünkü kişi odaya girecek. Oturma odasına gidecek. Televizyonunu açacak, bir yandan internete bağlanıp işlerini düzenleyecek, televizyonunu izleyecek. Tıpkı evindeymiş gibi. Ben kendi ihtiyaçlarımdan yola çıkarak böyle bir otel yaptım. Buraya da yaklaşık 6 milyon dolarlık bir yatırımımız oldu.
Çok farklı sektörlerde faaliyet gösteriyorsunuz. Bu kadar komplike düşünmeyi nasıl başarıyorsunuz?
Yatırım yapmadan önce dönemsel değerlendirme yapıyoruz. Bizim girdiğimiz sektörler insanların yaşamı boyunca gerek duyulan sektörlerdir. İnsanlık için elzem olan sektörlerdir.
Girmeyi düşündüğünüz yeni sektörler var mı?
İnşaat sektöründe çok büyük karlılık var. Biz de bu pastadan payımızı alalım istiyoruz. Villa olabilecek büyük arsalara bakıyoruz. Diğer firmalar gibi şehrin dışında değil de şehrin merkezine yakın yerlerde konut yapmayı ve insanları şehirden koparmamayı düşünüyoruz. Çok katlı binalar ve villalar yapmayı düşünüyoruz. İnşaat sektöründe de iddialıyız. Bu iş için de 15-20 milyon dolarlık yatırım planlıyoruz.
Burteks Group kurumsal bir kimlik kazanmış mıdır? Kurumsal yapınızdan bahseder misiniz?
Evet Burteks’in kurumsal bir kimliği vardır. Burteks’in yönetim kademesinde en başta ben varım. Benden sonra 3 oğlum var. Hayvancılık bölümüne İlker Burnukara, İplik ve kumaş bölümüne Alper Burnukara, otel bölümüne Eray Burnukara bakıyor. Birde Genel Müdürümüz Ergun Duman var o da bütün organizasyonun içerisinde yer alıyor.
Neredeyse 45 yıllık iş deneyimim var. Bu deneyimimi sağlığımda çocuklarımla paylaşmak istiyorum. Onlara yön vermek ve onlara neyin ne getireceğini anlatmak istiyorum. Ben konuştuğum her kelimeyi çocuklarıma da anlatırım. Yani kafamda gizli bir bilgi bırakmam. Çünkü anlattıklarımla ilgili bir durumla karşılaştıklarında ne yapmaları gerektiğini bilirler, tecrübe etmelerine gerek kalmaz.
Farklı sektörlerde yer almak riski artırmıyor mu?
Hayır. Daha çok faydası var. Bütün yumurtaların hepsini bir kefeye koymamış oluyorsun. Ticaret kurallarında da vardır bu. Eğer 10 lira paran varsa bunu 3-5 parçalara muhakkak böl der. Yani riskleri paylaştır. Ve ben bu düşünceye de inanırım.
Başarınızın sırrı nedir?
Prensipli ve dürüst çalışmak. Dürüstlük bir meziyet değil, ilk olarak bunu da söyleyeyim. Dürüstlük her insanda olması gereken bir şey. Ben onu bir meziyet olarak görmüyorum. Para kaybetsek de para kazansak da biz her zaman çalıştık. Biz hiçbir zaman kendi çizgimizden sapmadık. Bir de biz reklamı sevmeyiz. Saydığım bu sektörleri kimse bilmez.
“Gaziantep’te sosyal hayat kurduğumuz derneklerle başladı”
Gaziantep’te sosyal hayat daha önceleri yoktu. 1985’li senelerden sonra derneklerle, kulüplerle sosyal hayat başladı. Gaziantep yoksa evinde ve televizyonunda idi. Rotary, Lions kulüpleri, Gaziantep Derneği ile bir sosyallik sağlandı. İnsanlar dostluğu, sosyal hayatı ve cemiyet hayatını bu sayede öğrendi.
Sosyal sorumluluk anlamında neler yaptınız?
Sağlık ocağı yaptırdım. Ali Burnukara Sağlık Ocağı. 550 milyon para harcadık. Açılışını yapmadık ama 10 ay önce faaliyete geçerek öğretmen evleri ve kavaklık ta oturan emekli ve esnaf kesiminin hizmetindedir. Ben bu tür işleri deşifre etmeyi pek sevmiyorum.
Yıllık işlem hacmimiz yıllık yaklaşık 60 milyon TL.
Toplamda 300 kişiye istihdam sağlıyoruz.
Önümüzdeki yıllar için tekstilin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Eğer hükümet tekstile destek olursa koruma önlemlerini sürdürürse çok güzel olur. Çünkü Türkiye yeni yeni yurt dışına açıldı ve markalaşmaya başladı.
Dünya markalarına mal üreten bir ülke konumundayız. Bazı arkadaşlarımız dünyanın birçok yerinde mağaza açmaya başladı. Marka oluşlumu çok zordur. Türkiye artık markalaşmaya başladı.
“Türkiye’de şirketlerde Peder Şahi yönetim var”
Maalesef ki Türkiye’deki şirketler tam anlamıyla kurumsallaşamadı. Kurumsallaşma değil de Peder Şahi sistem devam ediyor. Mesela bir Sabancı’nın bir Koç’un bölüneceğini 1985’li yıllarda bir dostumuz söylemişti de ğ0inanmamıştık. 1989 yılında zamanın Hazine Müsteşarı Namık Kemal Kılıç, Gaziantep’e gelmişti. Bir dizi ziyaretten sonra kendisini havaalanına götürürken, dönüş yolunda “Ya ben sana demedim mi dedi. Sen hep savunuyorsun Gaziantep kurumsallaşacak, Antep büyüyecek. Bak dedi, şu filan ağabeyin (işadamının) gelip bizimle konuşması normal mi dedi. “Artık onun genel müdürü gelip benimle konuşması gerekiyor” diye ekledi. Bu sıkıntılar halen devam ediyor. Bu durum büyümeye de engel oluyor.
Gaziantep’in gelişen sanayisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gaziantep sanayisi çok çeşitliliğe giremedi. Metal, elektrik,otomotiv sektörlerine giremedi. Bunun dışında belli sektörlerde çok güzel işler yaptı. Mesela halı ve halı iplikleri ile birlikte ana sektör oldu. Propoliplen çuvalda da halı sektörü gibi Türkiye üretiminin yüzde 80 - 90’nına ulaştı. Makarna, un bulgur da iyi üretim miktarına ulaştık. Hububatta ve gıda ürünlerinde iftihar ettiğimiz ihracatçı arkadaşlarımız var.
Gaziantepli işadamlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Genel yapı itibariyle nasılsınız?
Benim yapım maalesef ki Gaziantep’te biraz farklı algılanmıştır. Beni her şeye itiraz eden birisi olarak görürler. Ben olaylara kayıtsız kalamayan bir insanım.
Doğruların olmasını isterim, yanlışlara tahammül edemem, ülkemin çıkarını düşünürüm. Bundan dolayı muhalif görünürüm. Kimisi de doğru söylediğimi söyler ama bir başkasıyla konuştuğunda keşke öyle konuşmasa çok sert konuşuyor der. Ben hiçbir olaya politik yaklaşmam, doğru olanı söylerim, kimseye kendimi beğendirmek gibi bir derdim yok. Beni bilen biliyor. Eşim bile beni tenkit eder, “Türkiye’nin meselelerini sen mi çözeceksin” der. Ben istemesem de Ülke meselelerine uzak duramıyorum. Hatta bazı arkadaşlarım her şeyin doğrusunu söylemek zorunda mısın derler. Halbuki bu ülkede doğrular söylenilmeli birileri de söylemeli ki tartışılsın. Ben ülkenin refahının üretimden geçtiğine inandığımdan konuşuyorum. Çok konuştuğum zaman da sağlığım bozuluyor. Son 1 buçuk yıldan beri toplantılara bile katılmıyorum.
| "" ile ilgili tweetler: |
Aramak istediğiniz kelimeyi girin
|
|
|
|
|
twitter.com/telgrafmedya » |
|
Facebook ve Twitter kutularında yer alan tüm içerik, ilgili sitelerde kayıtlı olup, bu siteler aracılığıyla otomatik olarak çekilip yayınlanmaktadır. Söz konusu içerikten Telgraf Medya sorumlu olmayıp, içerik nedeniyle Telgraf Medya'ya karşı herhangi bir iddia ve talepte bulunulamaz.
|
|
 |
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.
|
 |
|
|
|